FDT – Fotograf Dostlari Toplulugu Ayvalik – Cunda Gezisi – Emre Öncü Anlatiyor…

10
442

Ayvalik – Cunda Gezisi Ve FDT

2010 Dar sokaklari ve buralardaki tas evleri, kiliseleri, camileri, sokaklarinda bizi gülümseyen yüzlerle karsilayan insanlari, her mekanda insanlarla iç içe gördügümüz kedileri ve köpekleri ile gezilmesi keyif veren Ayvalik ve Cunda… FDT ile geçen sene de kesfettigimiz bu yerleri, bu sene yeni katilan arkadaslarimizla yeniden gezmekten ayri tatlar aldik…

Kütahya, Eskisehir, Afyon, Istanbul, Izmir, Balikesir ve Bursa’dan gelen dostlarimizla birlikte geçirdigimiz bu güzel iki günü sizlere özetlemek isterim…

Ilk günümüzü Cunda’ya ayirdik. Diger illerden gelen dostlarimizla Ayvalik – Cunda yolundaki bir kafede bulustuk.. Burada zeytin reçeli gibi yöresel tatlarin agirlikli oldugu nefis bir serpme köy kahvaltisi yaptik. Hemen sonrasi sahil yolunda araçlarimizi park edip fotograf çekimleri için Cunda turuna basladik. Kentin sanirim en bilinen mekani Tas Kahve’dir.Bu ve benzeri mekanlarinda halki oturup sohbet ederken her dakika görmek mümkündür.Bu baglamda fotograf sevdalilarina çok zengin bir portre ve o an kareleri sunmaktadir.Fotografla ugrasanlar bilirler ki en önemlisi insanlarin güler yüzüdür buyur etmeleridir.Bu da buralarda yeterince vardi. Sanirim bir kisi hariç o da loto satan abimizdi.Yinede sevimliydi o da.Kupon almadan çektirmiyordu.Bu da gülerek andiklarimizdan kaldi hafizalarimizda. Bu tastan ilginç mimari yapisi olan mekanlarda içilen en önemli tat damla sakizli kahve idi.

O gün birçok arkadasimizin gün içinde kahvelerini firsat buldukça yudumladilar yaninda damla sakizli kurabiyelerle… Bazi mimari yapilarindan bahsetmemek olmaz. Bu bilgileri Ayvalik Kaymakamligi’nin sitesinden detaylica bulabilirsiniz, ben sizlere sadece birini meraklandirmak adina sunmak isterim ayni siteden:

Taksiyarhis Kilisesi : 1873 yilinda insa edilen kilise; akmayan, islemeli sarimsak taslariyla dikkati çeken Asagi Çesme sirasindadir. Bulundugu yer, Hiristiyanlar ile Müslümanlarin birlikte yasadigi kentin ilk mahallesidir. Çevresindeki sokak dokusu ve neo-klasik özellik tasiyan sivil mimari dokusu tipik evleriyle bir bütünlük içindedir. Kilise, mimari özellikleri, içteki mermer isçiligi dini konulari içeren tavan süslemeleri, Isa’nin dogumundan ölümüne kadar anlatan resimleri , balik derisi üzerine yapilmis azize portreleri ile kentin halen bozulmamis en dikkate deger eseridir.

(Alintidir : http://www.ayvalik.gov.tr)

Günün son duragi Seytan Sofrasi idi. Tepeden adalari, denizi, daglari, yerlesim yerlerini görebildigimiz harika bir yerdi. Özellikle günbatimi ve dogumunun essiz bir manzara sundugu bu güzellik bize o gün bu güzel yüzünü göstermedi. Maalesef bulutlarin kurbani olmustuk. Neyse ki bazi arkadaslarimiz bu keyfi geçen sene yasamislardi. Artik aksam olmustu ve otelimize yerlesme zamaniydi.

Herkes yorgunlugunu atip üzerini degistirdikten sonra yemek yiyecegimiz mekana gittik. Ilk önce az sayida arkadasimizin onayladigi bu eglence dolu yemege son anda yine bir otobüs olarak gittik. Sanirim oradaki heyecanli bekleyis etkilemis olmali birçogumuzu. Çupra ve Papalina baliginin ana yemek oldugu, oralara has mezelerin güzellestirdigi mönü vardi. Bunlarin yaninda elbette hos sohbetler, Grek ve bize özgü ezgilerin oldugu müzikler ile tercihe bagli içecekler vardi. Keyifler artik güzeldi, her masamizda muhabbet, dans oyun, güler yüzler hakimdi. Hatta o kadar coskuluymusum ki bir ara birkaç arkadasim kafamin güzel oldugunu dile getirdiler. Bilmezler ki dostlarimla dans edip sarki söylemem kendilerinden kaynaklaniyor. Bunun için sarhos olmaya ne gerek vardi. Iste böylesi keyifli bir gece olmustu.

Ikinci günümüzü Ayvalik sokaklarina ayirdik. Sabah kalktigimizda bizleri kapali, rüzgarli, soguk bir hava bekliyordu. Ilk önce moralimiz biraz bozulsa da sonradan açan hava bizlere yine ne kadar sansli oldugumuzu gösterdi. Bugüne ait en önemli anlar, herkesin hem fikir olacagi Roman mahallesindeki anlarimizdi. Bes dakikada geçilecek caddeden nasil saatlerce çikamadigimizi biz biliyoruz. Etrafimiz birbirinden sen çocuklar ve aileleriyle dolmustu. Fotograf çekinmek için avazi çiktiginca bu isteklerini dile getiren çocuklar görülmeye degerdi. Hele ki birinin su cümlesi hala kulaklarimizda eminim ki: 

“Abi beni de çek beni de çek abi ..!!”  O ara yanimda olan bir arkadasima agabeylikten istifa ediyorum dedigimi hatirliyorum… Yani böylesi eglence dolu dakikalardi. Ve artik gezimizin sonuna gelmistik.

Son olarak gezimizi özetleyecek olan kisa bir sohbeti sizlerle paylasip yazimi sonlandirmak istiyorum.Semra Ablacigimla aramda geçen diyalog suydu:

S.A:

-Emre her geçen gün kendimizi asiyoruz.

E.Ö:

-Aynen ablacim.Gelirken ayni yere geldigimiz için tereddütlerim vardi ; ‘’ Acaba arkadaslarimiz yine keyif alacaklar mi? diye.’’ Ne mutlu ki seninde dedigin gibi bir bakima, bambaska bir keyif yasadik.

S.A – E.Ö :

– Biri bizi durdursun …Ve gülüsmeler…

Nice güzellikleri paylasabilmek ümidi ve Nisan’da Bergama’da görüsmek üzere… Sevgilerimle…

Kurucu-Bsk. Yrd. – Organizasyon
Emre Öncü

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

10 YORUMLAR

  1. hiii eee ama ben bilmiyodum ki böyle aramayi. hem benim is yerindeki bilgisayarimda görünmüyo arama kutucugu v.s.

    valla billa yoktu haberim ki=) ama simdi bakarim ögrendim yapmam gerekeni.

    eger uygun olursa neden gidilmesin ki? hem ben çok seviyom fotograf makinesinle oynamayi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here