Fotograf Makineleri ve Terimler-Fotografa Yeni Baslayanlar Için Kilavuz

15
92

Daha önceki yazimda nedense “kisisel tavsiye” demisim basligima… Ama farkettim ki tavsiye biraz mutasyona ugramis ve direk anlatim olmus. E basliklari degistiremedigimi de farkettim mi… Ufacik bir düzeltmeyle bundan sonra “klavuz” olarak devam ediyorum yazmaya 🙂

Genel olarak çok fazla didiklemeden anladik fotografin nasil ortaya çiktigini. Birazcik da makinelerden bahsetmek istiyorum.

Çok çesit fotograf makinesi vardir. Bunlarin en kolayi ve herkesin kullanabilecegi kompakt makinelerdir. Diger isimleri basit vizörlü fotograf makineleridir. Kisaca açiklamak gerekirse; (tabi yine eski usül filmle çalisan, yani analog makineden bahsediyorum) objektifler gövdeye sabittir. Objektiften giren isik filme isler. Objektifin hemen üzerinde görüntünün izlendigi vizör vardir. Yani daha önce bahsettigimiz aynalar yoktur. Objektif ve vizör arasindaki mesafe farkindan da hatalar dogmaktadir. Mesela dogum günü partisinde anilari ölümsüzlestirmek istediniz. Herkes “peynir” efekti esliginde 32 dis disarida poz verdi, fotograf çekildi, film baskiya verildi ve daha sonra elinize ulasti… Sahane! Ama o da nesi!? O güzelim toplu fotografta herkesin kafanin ucu uçmus!? Iste bu paralaks hatasidir. Yani vizör ve objektifin bagimsiz olusundan ötürü olusan görüntü hatasidir.

(Parantez molasi vermek istiyorum.. Bahsettigim problem antik çaglarda kalmis durumdadir hehehe… Dijital kompakt makinelerin egemenlik saglamasi ile vizörlerin yerini LCD ekranlar almistir. Yani görüntüyü direk kocaman ekrandan izleyip çekersiniz. Ve ne görürseniz onu çekersiniz. Yasasin uçmayan kafalar!)

Paralaks sorunun yokoldugu fotograf makineleri… SLR, yani Single Lens Refleks, Türkçe meali tek objektifli fotograf makinesidir. SLR makinelerin isleyisi kompaktlarinkine göre daha komplike görünse de bu ise gerçekten merakliysaniz ve gönül vermisseniz sizin için Legolari üst üste dizmek kadar basit bir kavram haline gelir. Söyle ki:

Objektifen içeri giren isik (yani görüntü) hemen karsisinda 45 derecelik açiyla gardiyan gibi bekleyen aynaya çarpar, oradan biraz daha üstte bulunan buzlu cama çarparak görüntünün olusmasini saglar, daha sonra tekrar aynalara yansiyarak vizöre ulasir, yani bize. SLR makinelerin avantaji hepsinde objektif degisimine olanak olmasidir. Hatta sirf bu yüzden ekipman manyagi olanlar taniyorum!

Yeni baslayanlara 20 bilinmeyenli matematik sorusu gibi gelen bölüme geldik. Aslinda ufak tefek benzetmelerle isin mantigini kaptiginizda bu is görüldügü kadar korkunç(!) degildir, bana güvenin. Fotograf makinesini göz bebegimiz gibi düsünebiliriz. Çok parlak bir isiga baktigimizda gözlerimizi kisariz, karanlik bir ortamda da tam tersi aman bir yere takilip yere kapaklanmayayim” umuduyla kocaman açariz gözlerimizi… Fotograf makinesinde bunu diyafram araligi olarak adlandirabiliriz. Yani anlasilacagi üzere diyafram objektiften geçecek isik miktarini belirler. Kisik diyaframda az, açik diyaframda çok isik geçer. Bu diyaframin bir de kafa karistirici simgesi vardir. Daha dogrusu simgesi degildir kafayi karistiran, ona eslik eden rakamlardir. Diyafram “f” ile gösterilir ve rakamsal degeriyle ters orantilidir. Yani f sayisi büyüdükçe diyafram araligi ufalir minicik kalir, f sayisi küçüldükçe de o aralik genisler de genisler.
(bkz: alttaki sekil a-bilmem kaç. Bu arada sekil biraz büyük, korkmayiniz, sadece güzel açiklamali olmasi içindir. Hehe)

Yukaridaki sekilde hem f degerleri ile diyaframin açikligi arasindaki orantiyi, hemde bu degerlerin fotograf filminin üzerine düsen isigin nasil bir etki yaptigini görebilirsiniz. Bugün iyi günümdeyim, bir tasla iki kus…. Sahane!!

Bir de perde hizi denen olay vardir. Perde hizini göz kirpmasi gibi düsünün. En dinç halinizde gözünüzü hizli kirparsiniz, bu yüksek perde hizina esittir. (mesela 1/4000 degerinde bir hiz) Ama uykulu ve uyusuk oldugunuzda gözleriniz kapatirsiniz bir daha zar zor açarsiniz, bu da düsük perde hizidir (mesela 1/2 degerinde bir hiz). Yani perde hizi belirlenen miktar isigin ne kadar süreyle filme düsecegini belirler.

Bu parantez aralarinda bahsettigim kesirli sayilarada ufacik deginmek istiyorum. 1/4000 demek, 1 saniyenin 4000de 1i kadar hiz demektir.

Simdi mutlaka sorarsiniz:

– E kardesim, filme zaten isigi diyafram açikligiyla düsürmedik mi? Daha ne kurcaliyoruz ki?

Onu bir sonraki yazimda anlatsam olmaz mi? Gerçekten çok uykum geldi çünkü… Fotograf hakkinda bikmadan saatlerce konusabilirim fakat gözlerim ve beynim suan buna izin vermiyor. Bir de odanin diger ucundan yatagim, yastigim ve yorganim bana göz kirpar “e hadi gel artik” der gibi…

Bir sonraki yazida daha detayli bir sekilde teknik bilgilerde görüsmek üzere…

Zzzzz…

15 YORUMLAR

  1. Sevgili Tara;

    1. Kendi ismine tikla.
    2. Yazi-Yorum-tanistan yazi  bölümünde gördügüm parantez içindeki rakam senin yazini kaç kisinin ataçladigini gösteriyor.

    Yani hal-i hazirda ilk yazini 12 kisi zaten takibe almis 🙂

  2. Simdiye kadar fotografçilikla ilgili bir sürü yazi okudum, ama bu kadar güzelini ilk defa görüyorum… Parmaklarina saglik TarArseven, senin anlatiminla fotografçilik hakkinda daha fazla sey ögrenmek için sabirsizlaniyorum…

  3. Gerçekten anlatiminiz süper.Vermis oldugunuz örnekler bilgilerin hemen yerlesmesini sagliyor.Sizin için yorucudur belki ancak tüm konular hakkinda bu sekilde bilgi verebilirseniz çok sevinirim.Emeklerinize saglik..

  4. ben d ekendisi adina size tesekkür ederim .Diger fotograf yazilarina da göz atin bence.

    yazilara ulasmak için; sitenin arama kutucuguna fotograf yazin ve ara tusuna basin gitsin =)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here