Gelin Ile Damat – Gelenek ve Göreneklerimiz

12
61
Sizce de dügünlerde gelin kraliçeye damat da krala benzetilmemis mi? Sünnet dügünlerinde de çocuk prens kostümüne bezenmistir. Kraliçenin taci olur; gelinin de var! Prensin asasi ve pelerini olur; sünnet çocugunun da var! Acaba bu gelenek bize kimden geçmis? Hepimiz biliyoruz batidan ama ilk kim yapmis? Zengin bir aile yaptiktan sonra herkes ona özenerek mi yapmis acaba? Bence biraz utanç verici bir durum… 
Neden kendi Türk geleneklerimizdeki gibi bir dügün yapmazlar ki? Bence bizim geleneklerimiz çok güzel. Hiç degismesini istemezdim. Ama is isten geçmis. Mesela geçen gün resim dersinde ögretmen “Bir ülke seçip onun bir gelenegini çizin” dedi. (Ben Japon kültürüne olan askimdan kimono çizdim.) Bir arkadasim Türkiyede ki evlenmeyle baska ülkedeki evlenmeyi karsilastirarak çizecekmis. Sonra bir baktim Türkiye yazan yerin altina çizdigi resimde bir gelin bir damat vardi. Ama gelinlik beyaz damatlik da bir takim elbiseydi. Çok sasirmistim. Oysa yandaki fotografta gördügünüz üzere durum sadece bundan ibaret degil.

Peki, bu konu ile ilgili olarak sizin yorumlariniz ile olabilir?
Yanitlarinizi bekliyorum…

12 YORUMLAR

  1. sevgili hinata sanirim konuya biraz tek yönlü pencereden bakmissin . gelin ve damat kuracaklari yuvanin padisahi ve sultani,dir. yada (kral ve kraliçesi) sünnet edilen çocuk iseki hristiyan aleminde sünnet edilme yoktur . padisah çocuklarina

    osmanlida sehzade denir ve genelde sünnet kiyafetleri sehzade giyimi benzeridir.

    bence toplumun su dar açili görüs lerinden siz gençler bari kendi akil,mantik ve suurunuzla etkilenmeyin dünyaya bakisiniz vede ufkunuz genis olsun . gelenek ve görenek dedigimiz bir çok gereksiz davranis etrafina tahakküm etmek isteyen bencil bir beyinden çikmistir ama bunun yanisira birde olmazsa ,olmazlar vardir ki bunlar EVRENSEL kurallardir .yani insani INSAN yapan kurallar. ve aslolan budur.

    Degisim çaginda ögrenenler dünyayi ele geçirecekler .herseyi bilenler ise artik var olmayan bir dünyaya ait bilgileriyle basbasa kalacaklar.

    N.L.P yazari Eric Hoffer…

    hersey degisir degismeyen tek sey degisimdir. degisen ufuklarinizin olmasi dilegi ile.

  2. merhabar hinata996,

    Günümüzde evlenen çiftlerin degisik kostümleri kullandigini görüyoruz aslinda..kisa etekli gelinlikler degisik renkteki damatliklar..süsler püsler v.s…simge olmus beyaz gelinlik ve takim elbise aslinda..marjinal yapidaki insanlar çok az da olsa bu tutumu degistirmeye çalisiyorlar falan filan…

    Evlilik bir paylasimsa, bu paylasimi paylasanlarin niteliklerini tasiyan giysilere ne dersiniz ?

    laf aramizda ben basima taç yerine huni takmak isterdim sahsen:))

    zaten evlendikten bir süre sonra bir çok evlilikte takilmiyormu?

    cümlelerine saglik hinata…

  3. "Degismeyen tek sey degisimdir.!"

    Ne kadar dogru bir söz. Ve ayni zamanda dogru algilandiginda da o kadar gerekli bir tespit… Oysa degisimle yoketmeyi karistirirsak eger bu dogru ve gerekli olan

    bir anda yanlis ve gereksizse dönüsebilir.

    Degisimi bilimde, teknikte ve yasam standartlarimizi iyilestirmekte kullanabilsek, yani yönelisimiz öyle olabilse. Hiç itiraz edilmez buna… Ama biz degisimi kimligimizi yoketmeye yöneltirsek, bizi biz yapan degerleri gerici, tutucu yada bizi engelleyen lüzumsuzlar olarak görürsek… Iste burada itiraz var.!

    Bati kültürü dedigimiz ve hep özendigimiz seyin bir emperyalist isgal oldugunu kavramakta gecikir, yada hatta hiç göremezsek sonucu yokolmaya davetiyedir.

    Kapitalistler; silahli isgal dönemini geride birakip, ekonomik isgalle ülkeleri teslim almaya basladigi dönemde: dillerini , kültürlerini de o ülkelere ihraç ederek asimilasyonu özendirmis. Ve insanlar degisim adina, modern olmak adina… ekonomileriyle ülkelerini teslim ettikten sonra kültür ve gelenekleriylede kendilerini teslim etmisler. Hala da devam ediyorlar buna…

    Bir toplulugu millet ve ulus yapan kavramlarin basinda toprak gelmez, En basinda dil, sonrada kendini ifade etmek olan yasam tarzlaridir öne çikan. Yoksa bir kara parçasi üzerinde birlikte yasadiklari için millet yada ulus olamazlar.

    Konuya birazda böyle bakmak gerek saniyorum. Ve bu bakisla gelin damat kiyafeti güzel bir yaklasimdi. Fakat bunu yitirmisiz sevgili hinata996. Artik geriye dönüsüde çok zor gibi görünüyor.

    Henüz kaybedilmemis degerlerimize sahip çikalim.

  4. Ehemm ehemm biraz ciddiyet bakalim delisey…

    simdi efendim küçük bir arastirma yaptim ve alttaki bilgileri paylasmak istedim sizlerle…her ne kadar ben halaa birilerinin bulup çikarttigi ve simgelestirligi bir takim seylere pek pirim vermesemde.. kim bilir belki bir gün fikrim degisir böleee beyaz beyaz uçusan bir elbisenin içine bulabilirim de kendimi fikirlerimi içinde tasiyan basimada bir duvak takarim belki … belkiii….

    öncelikle biraz gülümseme..

    Çocuk annesine sormus: Anne gelinlerin giysisi neden beyaz renkte? Annesi cevaplamis: Beyaz renk masumiyetin ve mutlulugun sembolüdür. Çocuk tekrar sormus: Peki o zaman damatlar neden siyah giyiyorlar?

    Eski Romada gelinliklerin rengi sariydi. Gelinler yine sari renkte peçe takiyorlardi. Peçe evli ve bekar kadinlari ayirt ediyordu. Ortaçaglarda ise gelinligin rengi üzerinde pek durulmadi. Kumasin kaliteli ve gösterisli olmasi daha önemliydi. Herkes en iyi elbiselerini giyiyordu, renk de herkesin kendi tercihine göreydi.

    Beyaz gelinlik adetinin yayginlasmasi 16. yüzyilda olmustur. Bu yillarda kraliyet ailesi gelinlerinin gümüsi renkte gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe Viktorya bunu reddetti ve beyaz gelinlik giymekte israr etti.

    Bundan sonra Ingiliz ve Fransiz yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi oldugu konusunu islemeye basladilar. O dönem

    ahlakina göre bekaret evliligin vazgeçilmez kosulu oldugu için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz giysi giymek genç kizlarin bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vasitasi oldu.

    Gelinlikle ilgili bazi batil inançlar da var. Bunlara göre gelinin gelinligini bizzat kendisi dikmesi, damadin dügünden önce gelini gelinlikle görmesi, gelinin gelinligi dügünden önce giymesi ugursuzluk getiriyor.

    Söz evlenmeden açilinca evlilik yüzügünden de bahsetmek gerekiyor. Insanlarin evlenince yüzük takmalari eski Misirlilarin inançlarina dayaniyor. Milattan 2800 yil önce Misirda yasayanlar dairenin veya halka seklindeki cisimlerin, baslangiç ve bitis noktalarinin olmamasi nedeni ile sonsuzlugu – temsil ettiklerine inaniyorlardi. Yüzük evliligin sonsuza dek sürecegini simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romalilar vasitasi ile iyice yayginlasti. Kazilarda o devirlere ait çok ilginç evlilik yüzüklerine rastlanilmistir.

    Evlilik yüzügünün sol ele ve sondan bir önceki parmaga takilmasinin sebebi ise modern tibbin gelismesinden önceki devirlere ait yanlis bir insan anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolasim sistemimizdeki ana damarin sol elimizde bu parmaktan baslayip kalbimize gittigi saniliyordu. Böylece buraya takilan yüzükler evli çiftin kalben bagliligini simgeliyordu. Gerçi simdi damarlarin nereden gelip nereye gittigi biliniyor ama bu da bir adet olarak kaldi.

  5. eline dimagina saglik sevgili @delisey. Güzel bir arastirmayi bizlerle paylasmissin. Sahsen bu bilgilere haiz degildim. Pek mutlu oldum, bir çirpida okudum, bir bardak su gibi içtim.

    Kisisel tercihlerle sinirli sevgili @hinata. Senin gibi örfüne, adetine dikkat edenler zaten bu sekilde evleniyorlar. Lakin sehrin göbeginde (Istanbul) ata binip dolanmak da biraz güç olsa gerek.

    Sevgili Deliseyin arastirmasini bizlerle paylasmasi da duruma yeterince açiklik getirmis durumda. Ama hatlari biraz yumusatmali diye düsünüyorum. "Elin gavuru yapmis biz niye yapioz" seklinde bir itiraz özellikle global olmaya çalisan, hal-i hazirda sanal ortamda sinirlari çoktan yikmis bir dünyada biraz demode bir fikir olarak kaliyor gibime geliyor.

    Peki sen ne derisn bu konuda, sevgili @hinata? =)

  6. Rica ederim sevgili Sekan …. siz bizim için vakit harcayip bir arada toplanip paylasmamizi saglarken, her yazimizin süslenmesi hatta yazi ile bütünlesmesi adina seçtiginiz resimleri bir bir arastirip bulurken, benim küçücük bir katkimin lafimi olurmus:)) biz bir aile degilmiyiz?

  7. delisey ugrasip bu bilgileri bizlere aktardigin için tesekkür ederim bazilarini bende bilmiyordum tesekkürler cnm.

    hinata sana bir konuda tebrik ve tesekkürlerimi belirtmek istiyorum.

    genç yasina ragmen bu toplum için klise olmus bir gelenegi ameliyat masasina cesaretle yatirdin lütfen hep böyle ol toplumun geneli henüz farkinda olmasada bildigini. düsüncesini vede inandiklarini böyle cesaretle ortaya koyabilecek genç beyinlere ihtiyacimiz var tekrar tesekkürler .

  8. lyra(m) rica ederim..burasi bizim sohbet salonumuz ve bizler bir aileyiz dedik yaa:) aile içinde konusuyosss istee:)) evet hinatadan can alici yazilar da bekliyosss…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here