Gökdelen…

1
87

Birden fazla olma ihtimali
olmayan
ya kundura, ya da spor bir ayakkabiya
sahiptik.
çocuklugumuzun geçtigi, büyüdügümüz
hayatla tanistigimiz
iki odali bir salonu olan alti kisinin
sigmak zorunda kaldigi.
levent`te bir evde oturuyorduk o zamanlar

ucuz boyalarla boyanmis
rutubet kokan duvarlarin arasinda bildigimiz
çocukça oyunlarla geçirebiliyorduk çogu zamanimizi
bir üç tasa dönüyorduk, bir isim sehire.
diger kalan zamanlarda bize hep alayci gülümsemeyle bakan
günesin altinda yakar top oynardik.
kimi zamanda bes tas, saklambaç, körebe

ama hiçbirimiz tahminde edemezdi
birgün büyüyebilecegimizi
ve bahçesinde top oynadigimiz kiraz agaçlari
olan tek katli gecekondu`nun bir gün yikilip
yerine devasa bir gökdelenin dikilecegini.
ve o gökdelenin altinda çocuklugumuzun, hayallerimizin
arkadasligimizin ölüm gidecegini.

kimbilebilirdi ki
olacaklari
bize hep alayci gülümseyen günesin birgün yokolup
gidebilecegini.
yerini yedi kat üst üste dizilmis
beton koruganlarinin alacagini kim bilebilirdi ki?

bilsekte ne yapabilrdik?
yalin ayak kosupta buldozerlerin önüne kendimizi
atabilir miydik?
dev gibi adamlarla kavgaya tutusup onlari devirebilir miydik?
tüm bunlari üç, bes ciliz çelimsiz çocuk yapabilir miydik?

en azindan bir umuttur deyip
kirazlari, kiraz agacini kurtarabilir miydik?

ne yazik ki!
yapamazdik, yapamadik da…
oracikta biraktik çocuklugumuza dair
mutlu, mesut geçen ne kadar güzel hatira varsa
birer darbeyle hepsini öldürttük
gücümüzün yetmedigi
devasa gökdelene…

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here