Gökkusaginin Kirmizisi – And the Rainbows Red Was Born With This Writing On Me

4
13

Kirmizi arabam vardi eskiden. Küçücük odamin girisinde bos yerde oynardim. Ileri geri giderdi, sanki dünya dört tekerli bir metalin gidisinde sakliydi. Her sey o kadar basitti ki, aglamak tek yetenegimdi. Korktugumda, kizdigimda, canim yandiginda…
Bir gün aglamaktan usanip korkularimla beraber kuru gözlerle yasamaya basladim. Bu sefer yeni mekânim yatagimin altiydi. Bütün cephanelerim bütün düslerim orada sakliydi. Hiç bir zaman korkularimla yüzlesemedim yanimda birileriyle, tek basima bir çözüm yolu aradim durdum hep. Kimisi dogruydu kimisi yanlis… Ama ne olursa olsun sonuçta benim dogru yanlislarimdi ve benim müfredatimda 
üç yanlis bir dogru götürmüyordu. Aksine ileride benim koltuk degnegim olacak bir dogruyu getiriyordu beraberinde…

Daha çocuktum ilk yemegimi yaptigimda. Annem çalisiyordu, babam da biraz dinleniyordu! abim genç, akli havalarda, orada burada…
Ilk yemegimden beri süre gelen bir tat var pisirdiklerimde. Yalniz kalisimin, dolabin içindeki o olmayan seylerden korkusumun tadi vardi. Ama bunlarin yaninda ileri geri giden hayatin, çocuk yasta çocukluktan istifa edisimin de lezzeti vardi. Tek eksik olan iki üç tutam aileydi…
Ve bütün bunlarla beraber büyüdüm fark etmeden, artik ekmek arasi acilarla doyurmuyordum karnimi ya da televizyondaki çocuk kanalinda pisirilmeye çalisan mutluluklarla yetinmiyordum. Bir tencerem vardi, bir de kepçem vardi. Artik annemin malzemelerini asirmiyordum. Su yerine iki üç damla gözyasi koyuyordum yetiyordu. Oyuncaklarim elime sigmiyordu. Istanbul büyük degildi artik… Uzun gelmiyordu Yaylaya çikan yollar. Depremde yikilan binalarla beraber yikiliverdi senin depreminde içimdeki kumdan kaleler. Artik bir kovam, bir küregim yoktu yeni bir kale için. Arabam, oyuncak köpegim yoktu artik. Yeni arkadaslar edinmistim:
aci, yalnizlik ve hüzün… Hayatin bir safhasinda mutlaka geliyorlar seninle tanismaya… Ama erken… Ama geç…
Bir de umut neydi biliyordum o yaslarda. Çaresiz kalislarimin tek çikar yoluydu… Ama bazen öyle bir an oluyordu ki umut bile çikmaz sokak oluveriyordu. Iste o an bir kuyruklu yildiza ihtiyaç duyuyordum inanmak için bazi seylere… Gerçekten yasamaya degecek kadar iyi seylerin var olduguna inanmaya… Umutlanmaya… Ve bir yildiz kaydiginda dilek tutar çekilirdim köseme, bütün gece izlerdim siyah dünyayi… Simdi o film seridi elimde… Yipranmis sahneler siyah beyaz, geriye dogru sarilmis biraz… Bir de gökkusagim var simdi gözlerimden akan yagmur damlalarina çarpan hayallerimin yansimasinda senin belirdigin… Mavisinde senle düsledigim dünya, sarisinda sabahlarima geldigino gündüz… Ve kirmizisinda dalgali narin saçlarin… Gökkusaginda olmasina gerek yok hiç çikmiyor zaten aklimdan bakislarin… Hep düsünüyorum sen kirmizisiyla ben moruyla o gökkusagi olsak, bir çuval mutluluk var midir bittigimiz yerde bize? Belki de bir gerçek vardir o kirmizinin bitisinde… Mesela “biz” diye bir seyin olmadigi gibi… Sadece SEN var… BEN’den ise geriye kalan bir tek SENden hatiralar…
Simdi küçüklügümdeki gibi korkuyorum fakat altina saklanabilecegim bir yatagim yok…Rüyalarima gelen SENsiz bu günün bitip de uyumaktan ve uyuduktan sonra öbür yorganimin altinda uyanmaktan korkuyorum..! 

Kirmizina saklanabilir miyim ?

4 YORUMLAR

  1. "Kirmizina saklanabilir miyim ?"

    renkler golgesini ararmis… ne kadar dogru.

    yazi bir cocugun kirmizi arabasi ile baslayip, duygularinin biraz griye ve siyaha donusmesi ile genisliyor.

    sonrasinda, gokkusaginin (!) cikmasi ile beraber, bir renk cumbusu dansediyor kalem ile kagidin kollarinda..

    ama gozumden kacmayan bir nokta ki; yazar sevilene kirmizi rengi, kendisine ise mor rengi yakistiriyor gokkusaginda… renklerin en dib olanina, yani huznun rengine boyuyor o an ki duygularini… burda durdum ve dusundum. tam su noktada;

    "Gökkusaginda olmasina gerek yok hiç çikmiyor zaten aklimdan bakislarin… Hep düsünüyorum sen kirmizisiyla ben moruyla o gökkusagi olsak"

    "olsak" daha olmamis, olgunlasmamis bir sebze ile yazar yine mutfakta isbasinda… ama bu sefer karni degil, ruhu aç..

    "sevgiye…"

    ve tahmin ettigim sekilde gelisiyor son paragraf.. cocuk mutfaktan cikiyor, yavasca o mekana, yataginin altina, yani karanliga "kirmizi bir soru" ile gizleniyor.

    ===

    hepimiz biliriz ki; kirmizi renklerin en sicagi , gozunuzu alabildigince isitan bir renktir, o yuzden finale saskin bakmamak gerekir diye dusunuyorum, cunku yazar kendini kaplayan rengin, yani ask in, sevginin rengi olan kirmizinin golgesini ariyor finalde…

    bulmasi temennim ile,

    kaleminiz dert gormesin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here