Gola Rekko… Kaplumbaga Gölü

19
420
Gola Rekko: Benim için ne kadar yabanci bir ad. Çiçeklerin Latince adlarini ögrenmeyi bu kadar arzulayip bir türlü beceremeyen ben, anadilimde ögrendigim çiçek adlarini daha çok sevdigimi fark ettigimde Latince adlari ögrenmekten vazgeçmisken karsima ’Gola Rekko’ çikti. Bu aslinda yeni bir dil degil. Kürtçe. Yani baska bir anadil.
Hep yani basimda duran ama ögrenemedigim bir dil.

“Kaplumbaga gölü” Içinde kaplumbagalarin yüzdügü bir gölün hayali bile beni heyecanlandirmaya yetti dogrusu. Aslina bakarsaniz ben deniz kiyisindan baska bir yerde yasayamayacak kadar denize tutkunumdur. Denizden uzaklastigimda su sesi duymak için açarim kulaklarimi. Inceden gelen bir çagiltinin pesinden sürüklenirim. Yaz basindan beri babamin teknesiyle sabahin seherinde balik avina gidiyoruz. Oltayla tabii. Balik mevkiine varana kadar denizden kafasini çikarip derin bir soluk alarak mavinin bögrüne dalan kaplumbagalari görseniz, motorun pata pat sesiyle onlari rahatsiz etmekten inanin utanirsiniz…

Sualtina inme sansi olanlariniz vardir belki. Dalgiç giysilerini giyip su üstünde kalanlara söyle çapkin bir bakis attiktan sonra geride kalan herkese nanik yaparak sualtina indiginizde artik baska bir dünyadasinizdir. Üstelik daglari ovalari nehir yataklariyla yerüstünün suyla doldurulmus öte tarafinda dolasir durursunuz. Bir yandan da buranin yerlileri beni kabul eder mi acaba sorusuyla bogusursunuz. O sessiz dünyanin baliklari, kaplumbagalari, börtü böcegi size orali muamelesi yapar ve sanki dünyalarina yabanci bir el degmemis gibi sakinlikle yüzerler. O zaman onlarin yasam alanlarini bu kadar hoyratça talan ettiginiz için de utanirsiniz. Bu, evinde misafirlige kaldiginiz dostunuza zarar vermek gibidir.



Alanya’da yasiyorum ben, yüzmeyi kalenin uzandigi yarimadanin eteklerinde kayaliklarda ögrendim. Çocuklugumda da kendi yaptigimiz oltalarla balik avlamayi severdik. Denize o acemi isi oltalarimizi saldigimizda on oltanin onu da balik dolardi. Üstelik kimi kuyrugundan kimi agzindan. Düsünün ne çok balik ve balik cümbüsüyle yasayan bir deniz… Kayaliklarda ögrendim yüzmeyi dedim ya, o kayaliklar denizkestaneleriyle doluydu. Üstüne basmadan bir keçi kivrakligiyla kendimizi denizden kayalarin üstüne savuruverirdik. Yillar geçip de büyüdügümde o denizin dibini de görmek için dalmaya basladim, denizkestanelerinin olmamasina nasil üzüldüm bilemezsiniz. Henüz sehrimin sivi atik tesisi yoktu ve deniz suyuna karisan deterjan atiklari kayalarin üstünü ince bir mil tabakasi gibi kaplamis, önce kayalarda yasam bitmis, sonra alglerle beslenen denizkestaneleri de oralardan gitmisti. Simdi hem sivi atik hem kati atik konusunda oldukça rahatlamis bir sehir benimki. Insan kayalardan denize atlarken ayagina batan dikenlerin acisini özler mi? Özler.
Zergan Deresi’yle ilgili ilk haberleri okudugumda merak ettim nerdeymis nasil bir yermis burasi diye. Derenin üzerindeki köprünün adi ‘Dunaysir Köprüsü’ ymüs  ‘Dünya Üzerinde’ demekmis. Büyülü bir ad. Bu bir masalin benim dünyama uzanmasi gibi. Ama ya altinda birikmis onca çöp. Ve inanasim gelmese de her açtigim sayfada kanalizasyonun bile o dereye akmasi…

Dere kenarlarinda dere çamurundan küçük heykeller yaptigim çocuklugum. Durgun sularinda kurbaga yavrularini balik diye yakalamaya çalistigim çocuklugum. Suya gelen arilardan en çok kim yakalayacak yarismasi yaparken tuttugumuz arilari hapsettigimiz kibrit kutulari. Arada bizi sokan arilara aldirmadan oyuna devam edisimiz.

Benim çocuklugum da oyuncaksiz geçen çocukluklardandi ve oyuncaklarimiz etrafimizdaki her seydi. Çamur göletlerinin sertlesmesini beklememiz, ucunu sivrilttigimiz ve adina çivi dedigimiz sopalarimizi çamura bir mizrak gibi saplarken rakibimizin mizragini devirme yarisina girmemiz…


Fotograflar gördüm Zergan Deresi’ne ait. Çocuklar dolasiyordu derenin çöpleri arasinda. Kendi çocuklugum sanki birden belirdi karsimda ve kizdi bana ne yaptiniz bu derelere diye. Utandim da cevap veremedim. Uzaktayim degil mi Zergan’dan?  Hem de çok uzaklarda. Üstelik hiç görmedigim uzak diyarlarda bir yerlerde bir dere ve üstünde bir köprü. Ama ben dünyadaki yedi milyar insandan biriyim ve bu dünya sadece yedi milyara yakin insanin. Yani gök kubbenin altindaki akan su, yeseren yaprak, bereketli toprak hepsi sadece dünyada yasayan yedi milyar insana ait. Bakmayin siz o sinirlara. Hepi topu o kadariz ve hepimizin, ya da vicdani olan herkesin dünyanin yasam hakkina sahip çikmak gibi bir sorumlulugu var.

19 YORUMLAR

  1. eh iste nilanya yüregi ile yazilmis bir yazi.

    sevgili nilanya yazin ile benide alip götürdün 16 yil bana kucak açip acisiyla, tatlisiyla , babamin vede annemin ardi, ardina ölümünün hüznünden o muhtesem dogasi vede denizinin güzelligi ile beni ,bana geri veren alanyayi anlatarak.

    yazini okudukça sahit oldugum biz insanlarin pisligini bile zarif bir sekilde doga güzelligi ile gözlerden gizleyen alanya.

    evet bana göre alanya büyülü bir yerdir (her ne kadar) artik büyü falan kalmadi isede ben sansli insanlardanim alanyayi 16 yil önce büyüsü henüz tam bozulmadan görebildigim için.

    nilanya bir ara bana alanyayi birde senin gözünden vede sözünden dinlemeyi dilerdim demisti bir yorumunda (dilerim hatirlarsin yalanci çikmak istemem) :=)

    ama o dönemlerde alanyadaki ticari islerimin alt, üst olmasi ile oradaki insanlara ama tabiiki önce kendime o kadar kizgin vede kirgindimki o duygularla alanyayi dogru ve dürüstçe anlatamiyacagimi hissettigim için yazmadim nilanyayada özellikle cevap vermedim bu konuda çünki yazmamamin sebebleri sadece beni ilgilendirir güzel ,yürekli bir dostumu o sehirde yasadigim ticari sanssizlik bilgisi ile yormam vaktini almam gerekmiyordu.bahane ile bunuda açiklamis oldum 🙂

    neyse dostlar herkes bir kerede olsa yasaminda alanyayi görmeli ve alanyayi görmeden ölmemeli…

  2. harika bir yazi okudum kalemden.
    her cumlede kendimi anlattigin yerlerde hissettim.
    "deniz kestanelerinin uzerine basmadan, keci kivrakligi ile sudan kayaliklara atlardim" benzeri bir cumle vardi, o anda bile kucucuk bir kiz cocugu belirdi karsimda ve ben sizi gordum sevgili @nilanya.

    cokca hissettim okurken.
    duygusal, ama bir o kadar felsefesi dogru bir makale.

    tebrik ve saygimlasin.

  3. harika bir yazi okudum kalemden.
    her cumlede kendimi anlattigin yerlerde hissettim.
    "deniz kestanelerinin uzerine basmadan, keci kivrakligi ile sudan kayaliklara atlardim" benzeri bir cumle vardi, o anda bile kucucuk bir kiz cocugu belirdi karsimda ve ben sizi gordum sevgili @nilanya.

    cokca hissettim okurken.
    duygusal ve bir o kadar felsefesi dogru bir makale…

    tebrik ve saygimlasin.

  4. Sevgili nilanya…

    öncelikle sizi yetistiren anne ve babaya hürmetler,bu yaziyi uzundur yapmayi

    düsünmüstüm kismet bugüneymis.Farkli kültürlerin insanlarina bakisi herkesin bu

    kadar düzgün olamayabiliyor,ayni ülkede baska topluluklarin,azinliklarin hiç yokmus

    gibi davranmakta israr eden insanlarla yasiyoruz.Nedeni nedir bilinmez ama bu

    sekilde hiç bir yere varilamiyor bunun yillardir önüne geçmeye çalisilmadi.Simdi

    nasil toparliycaklar bakalim hayirlisi…

    yazin gene muhtesemdi seni dinlemek demli bir çayi keyfle yudumlamak gibi

    not:demli çay vazgeçilmezlerim arasindadir =)

  5. Lrya7 Alanyayi sizin kaleminizden okuma istegim hâla bende sakli, ben sabirliyim beklerim. Bazen hayatin bir bölümü agulu zakkum kokusunda olur. Günesin kizil sicakliginda açan zakkum çiçekleri hem görünüsüyle büyüler hem de içinde barindirdigi zehriyle basdöndürür. Gene de vazgeçemem ben o zakkumlardan. Hayat da böyle bazen üzer ama yillar geçtiginde yüzümüzdeki her çizginin hayatin resmi oldugunu bilerek gülümseriz.Ne yapalim kimi çizgiler de yamuk olsun varsin. Size bir siir, adi; Anlar. Artik devamini bulmak size kalsin.Sevgiler..

    "Eger, yeniden baslayabilseydim yasamaya,

    Ikincisinde, daha çok hata yapardim.

    Kusursuz olmaya çalismaz, sirtüstü yatardim.

    Neseli olurdum, ilkinde olmadigim kadar,

    Çok az seyi

    Ciddiyetle yapardim. "

  6. Merhaba Yürekten misralar. Kullandiginiz mahlas çok hosuma gidiyor. Yürekten sözcügünü ben gönülden olarak algiliyorum. Baska dillerde gönül sözcügünün tam karsiti var mi bilmiyorum… Gerçekten de küçük bir kiz çocuguydum o kayaliklardan denize atlarken ve denizden kayaliklara siçrarken. Simdi ayni yere ne zaman gitsem o zamanki ben simdiki beni gülümseyerek karsiliyor.

    Alanyadan kucak dolusu sevgiler…

  7. benimde sizin kullandiginiz mahlas cok hosuma gidiyor dersem.. insallah bunu sizi taklid eder gibi algilamassiniz. cunku nilgunun "nil" i, ve alanyanin "anya" si ile birlesen iki hece , duyumu cok hos bir kelime cikarmis ortaya ve "nilanya" olmus. ses olarakta cok hos bir soylemi var.

    alanyaya ilk firsatta gelecegim insallah. her ne kadar zergan deresinin suyu bulanik olsa da.. hem dunyada bulanmayan yer mi kaldi arkadasim? onemli olan; dunyayi bu kadar bulandiran ve kirletenler arasinda biz olmayalim ve yerde gordugumuz bir cop dahi olsa alip onu cop kutusuna atmayi adet edinelim. bunu yaparken yerinmeyelim. aksine "bilincimizle" gurur duyalim.

  8. "Üç sekerli demli çay" Bu bir kitap adi Renan Demirkana ait. Yillar önce adi beni çarpmisti, her zaman dostça sohbetlerin baslangicidir benim için cam bardakta içilen demli çay.. Içine attigim seker ruh halime göre degisse de bir çay tiryakisiyim ben de… Çayimi doldurdum ve sekerini karistiriyorum simdi…

    Farkliliklar zenginliktir, çürüme benzesmeyle, aynilasmakla baslar. Gökkubbenin altinda bir çiçegin iki yapragi bile birbirine benzemezken Allah bunca çesitliligi severken biz neden herkesi herseyi kendimize benzetmeye çalisiriz ki… Bu topraklar Anadolu, bagrinda ne çok uygarlik barinmis, simdi adimladigimiz sokaklarda kimbilir kimler dolasmis.. Düsünsenize Alanya Kalesinin surlarinda simdi dolasan genç kizlar delikanlilar binlerce yil önce oralarda dolasan delikanlilarla genç kizlarin birbirlerine söyledigi ayni sevda cümlelerini kuruyorlardi belki…

    Sevgiler…

  9. nilanya öykü tadinda okudum yazini kutlarim. bir nebze olsun beni alip sizin sehre misafir etti. bu delice yagan yagmurun arasindan süzülüp geldim resmettigin kiyilara…

    "Gola Rekko… ‘Kaplumbaga gölü’" mü demekmis kürtçede ?

  10. Gola Rekko Kaplumbaga gölü demekmis.Kiziltepede Dunaysir Köprüsünün altindan akan Zergan deresinin bir diger adiymis. Bir zamanlar piril piril akan suda yüzülebilirmis..Simdiki hali içler acisi..Akan su için bir zamanlar temizmis demek ne aci.Oysa bize ögretilen akan su kir tutmaz deyimiydi. Bakarsiniz Zergan temizlenir ve bütün o "mis" li kurulan cümleler simdiki zamanda kurulur. Tertemiz çaglayan bir dere,kiyisinda çay bahçeleri,çocuk parklari ve bugüne dek dimdik ayakta kalan Dunaysir köprüsü…

    Sevgiyle

  11. "Size bir siir, adi; Anlar. Artik devamini bulmak size kalsin.Sevgiler."

    AN lar

    "Eger, yeniden baslayabilseydim yasamaya,
    Ikincisinde, daha çok hata yapardim.
    Kusursuz olmaya çalismaz, sirtüstü yatardim.
    Neseli olurdum, ilkinde olmadigim kadar,
    Çok az seyi
    Ciddiyetle yapardim. "

    AN da yasamayi ögrenirdim mesela
    AN da sevilmeyi, sevmeyi, sevismeleri
    AN da hüzünlenip, gülümseyivermeyi
    Kalabaligin en içinde iken
    Daglarin doruklarinda hissetmeyi
    AN da konusup , anda susmayi
    ve ÖZ ü ben olan TANRI ile konusmayi
    bilirdim , bilirdimki
    ne geçmis, ne gelecek
    Hersey ANda olusur…
    D.T

    NOT: Bilindigi üzre üst paragraf nilanyaya aittir.ve birileri daha bu siiri devam ettirmeli bence biraz emek biraz düsünce haydi kalem basina . :=)

    .

  12. Keske bu siirin üst tarafini ben yazabilmis olsaydim.Bari siirin tamamini paylasayim.Yanlis anlamalara neden olmasin.Sevgiyle…

    ANLAR

    Eger, yeniden baslayabilseydim yasamaya,

    Ikincisinde, daha çok hata yapardim.

    Kusursuz olmaya çalismaz, sirtüstü yatardim.

    Neseli olurdum, ilkinde olmadigim kadar,

    Çok az seyi

    Ciddiyetle yapardim.

    Temizlik sorun bile olmazdi asla.

    Daha çok riske girerdim.

    Seyahat ederdim daha fazla.

    Daha çok günes dogusu izler,

    Daha çok daga tirmanir, daha çok nehirde yüzerdim.

    Görmedigim bir çok yere giderdim.

    Dondurma yerdim doyasiya ve daha az bezelye.

    Gerçek sorunlarim olurdu hayali olanlarin yerine.

    Yasamin her anini gerçek ve verimli kilan insanlardandim ben.

    Yeniden baslayabilseydim eger, yalniz mutlu anlarim olurdu.

    Farkinda misiniz bilmem. Yasam budur zaten.

    Anlar, sadece anlar. Siz de ani yasayin.

    Hiçbir yere yaninda termometre, su, semsiye ve parasüt almadan,

    Gitmeyen insanlardandim ben.

    Yeniden baslayabilseydim eger, hiçbir sey tasimazdim.

    Eger yeniden baslayabilseydim,

    Ilkbaharda pabuçlarimi firlatir atardim.

    Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çiplak ayaklarla.

    Bilinmeyen yollar kesfeder, günesin tadina varir,

    Çocuklarla oynardim, bir sansim olsaydi eger.

    Ama iste 85indeyim ve biliyorum…

    ÖLÜYORUM…

    Jorge Luis BORGES

  13. Siirin alt tarafi da oldukça güzel bu arada. Bence ilaveler oradan yapilmali…

    Evet, hadi bakalim siir dostlari.Lyra7nin siirini tamamlayalim…

    "AN da yasamayi ögrenirdim mesela

    AN da sevilmeyi, sevmeyi, sevismeleri

    AN da hüzünlenip, gülümseyivermeyi

    Kalabaligin en içinde iken

    Daglarin doruklarinda hissetmeyi

    AN da konusup , anda susmayi

    ve ÖZ ü ben olan TANRI ile konusmayi

    bilirdim , bilirdimki

    ne geçmis, ne gelecek

    Hersey ANda olusur…"

    ………..

  14. Var olan Gerçekler AN da gizlidir

    En büyük bilgelik

    Her AN zevk alabilmektir

    Hersey AN da yasanir bitilir

    Akilda kalan o AN da hissettiklerindir…

    CARPE DIEM ANI YASA =)

  15. "AN da yasamayi ögrenirdim mesela

    AN da sevilmeyi, sevmeyi, sevismeleri

    AN da hüzünlenip, gülümseyivermeyi

    Kalabaligin en içinde iken

    Daglarin doruklarinda hissetmeyi

    AN da konusup , anda susmayi

    ve ÖZ ü ben olan TANRI ile konusmayi

    bilirdim , bilirdimki

    ne geçmis, ne gelecek

    Hersey ANda olusur…"

    "Var olan Gerçekler AN da gizlidir

    En büyük bilgelik

    Her AN zevk alabilmektir

    Hersey AN da yasanir bitilir

    Akilda kalan o AN da hissettiklerindir…

    CARPE DIEM ANI YASA =) "

  16. her ne kadar nilanyanin söyledigini yanlis algilamamdan kaynaklanmis olsada hos bir sey çikiyor ortaya haydi sarilin kalemlere

    hayata bastan baslamis olsaniz siz neler yapardiniz ?? AN da

    bu arada siir harikaydi nilanya .

  17. ANda kaybolurdum kaybolacaksam da SEVDIGIMIN gözlerinde

    ANlik olurdu mutluluklarim, tabi hüzünlerim de

    ANlik hayallerim olurdu sadece IKI kisilik

    AN da gizlenirdi gözyaslarim ve acilarim

    AN da çikardi çocuksu yanim hep ortaya

    AN lik olurdu kavgalarim kendimle

    ANlik yalanlarim olurdu küçük beyaz yalanlar

    ANlik olurdu üzüntülerim

    ANda yasardim dolu dizgin bir sekilde

    ANlik yanlizliklarim olurdu

    AN DA kapiliridim düslerimin pesine

    ANda diklilirdim haksizliklarin karsisina

    AN lik isteklerim olurdu hayattan

    ANlik olurdu kalp sizim

    ANlik olurdu sevgilerim daha fazla aci çekmemek adina

    ANlik olurdu kayiplarim da böylelikle

    Çok fazla sey kaybetmezdim kendimden belkide

    BEN bile inanmadim iste bu son söyledigime

    Çünkü tek yapamayacagim sey anlik sevmek olurdu herhalde

    SEVFIGIMI böylesine çok SEVERKEN hem de …

    Sevgili NILGÜN ablacim yine bir ilki baslattin yazinla.sayende herkes yüregindekileri siirle dile getirme firsati buldu.yeniden hayata gelme imkanimiz olsa belkide hiç yapamam dedigimiz seyleri yapabilecegimizin farkina vardik.öykü tadinda bu güzel bir yazi için tesekkürler yüregine saglik .sevgiyle kaman dilegiylel 🙂

  18. Dogdugumuz an ölmeye de basladigimiz an…

    Attigimiz her adim o kadar degerli ki varsin hatalarimiz da olsun..

    Zaten insan kusurlariyla güzel degil mi?

    Kusursuz olana o kadar çok bakmayiz bile, o nedenle daha çok hata yapsak da hayat her haliyle güzel… Derler ya acisiyla tatlisiyla diye…Sevgiler Elifsude..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here