Gölgeler – Bir Milcho Manchevski Filmi

0
73

Filmin adi “Gölgeler ve Sesler” olurdu, bu filmi ben yapmis olsaydim, 2-iki haftadir israrla seyretmek istedigim bir film, iyi ki izlemisim. Böyle bir konuyu yazmak ve hele hele çekmek çok zordur bence. Makedonyali Senarist ve Yönetmen Milcho Manchevski “Yagmurdan Önce” (Before the Rain) filminin yazari ve yönetmeni, yine döktürmüs. Filme gitmeden bir kaç gün önce, Alkazar sinemasinin reklam panosunda bir dergiden ve bir de gazeteden kesilmis iki yazi, ya da makale mi diyelim; yazarlarini göremedim yoktu yazili olarak galiba… Baktigimi, bulamadigimi hatirliyorum, filmi anlamamislar ve yönetmene çamur atmislar. Hep diyorum haddini bilmeyen bir gençlik ve ihanetlerini marifet sayan bir kusak duruyor karsimda, bu iki yaziyi yazan da onlar… Milchonun filmini harcamislar ne yazik ki…
21.30 seansinda indirimli bir günde filmi 4 kisi izledik, sinema arkadasim Safiye “Aliye, senin için burayi kapattim bu aksam” deyip esprisini yapsa da onca emegin görülmemesi beni üzdü. Film zaten müthis bir dram, sanki benim için çekilmis, Paul Verlainea soruyorlar, Valeryi sizin siirleriniz hakkinda bunlari diyor diye, o da “kisi ne okuyup algiliyorsa o siir o’dur” diyor. Ben de bu filmi arkadasim Safiye ile seyrederken ve sonrasinda filmi konustugumuzda farkli algilamalar vardi, “Sanat, bizim ne algiladigimizdir, sanatçinin vermek istedikleri elbette çok önemlidir de…” ben simdi filmin bir konusuna degineyim önce.

Bu arada, arada bir müthis fotograflar vardi filmde… Sizi orada olmaya özendirten, kiskançlastiran, içgüdülerinizi açiga çikaran sahneler… Neyi saklayacaksin, dünyada 4 – dört önemli öge var kare aslar – para – yemek, seks, tutku, kapitalizm bunlari körükler her zaman. Neden, açiga çikartip içgüdüsel, istemlerimizi çogaltip, bize tükettirmekten baska bir sey yaptirmamaya çalisir kahramanimiz? Yükselen degerlere uyan bir aile hayati içersinde, ortopedist doktor, evli, krese giden bir oglu var, annesi de ortopedi servisinin müdürü, anneye sürekli çikolatalar içersinde rüsvetler geliyor. Bundan ogluna da veriyor, oglu reddediyor, Yuro’lari tuvalet klozetine atip sifonu da üstüne çekiyor. E paralar kagit paralar, suyun içinde eriyerek, layik oldugu kanalizasyona gidiyor, doktorun elleriyle atilan rüsvet paralar… Yazar ve yönetmenimiz hikayeyi nerden yakaladi bilemem ama kendiside aynen öyle toplumu kurtarma istemlerinde olan, sürekli insanlara kendini unuturcasina yardim eden, karsilik beklemeksizin, inandiklarinin pesine takilan, nezaket kurallarina çok dikkat eden birisi. Bir Terazi burcu, dogum günü de yarin kutlu olsun derim, mutlulukla kalsin, Borce Nacev oynuyor doktoru, çok yakisikli duru bir çocuk, tam rolünü anlamamis, yada anlatamamislar, çünkü o kadar gencecik birinin bu hikayeyi anlamasi çok zor. Insanin derinliklerini, Dosteyevski romanlarinda tam olarak bize sunmaya çalissa da maalesef, psikiatirlar da bu meselelere hastalik olarak bakarlarsa, gerçekten kisi hasta olur ve hayatin içinde kaybolup gider. Filmde de oldugu gibi, doktor, karisi çok güzel, çocuklari var, ailesinin durumu her bakimdan mükemmel görünen, dünya fotograflari var, ama hiç bir sey göründügü gibi degil. O genç ve güzel karisi onunla yatmayip, hatta tatilde sevgili edinir, oysa hayalinde bile karisini aldatmak istemeyen bir kahraman vardir, karsimizda… Karisiyla sevisemeyen doktorumuz, mastürbasyonla da sürekli bu ihtiyacini çözemez, hizla evden sinirlenerek çikar , arabada kaza yapar, kazadan sonraki, bir yildaki yasamla ölüm arasindaki mücadelesi, onu geçmisten de gelen siyasi mücadelesine de sürükler. Mülteciler, Egeliler ve intihar edenlere takilir, kafasi, belki de gerçekten sevgilisi önceden intihar etmistir. Neyse bu çok önemli degil, fakat intihar olgusunu ele almasi çok önemli ve günlük yasam ritmi, Freud ve Reich cinselligi layikiyla yasayan insanlarin, diger yasamsal sorunlarini rahatlikla astiklarini bir çok eserlerinde vurgularlar, cinselligi yasamak, orgazm olmak küçük bir ölümdür, denir. O arada kuzinenin üstünde hayatta en önemli olan iki sey vardir, ihlamur ve közlenen yesil biber… Kahramanimiz doktor gölgelerde ki kadiniyla karisina ihanet eder artik, sevisirlerken, közdeki biber yanar, en çok sevdigi yiyecek yanar, demek ki en çok sevdigi sevismekmis, biberin önüne geçtigine göre…Evet cinsellik ve orgazm küçük bir ölümdür, fakat yasayamamak tam bir ölümdür, yönetmen seks ve ölüm temalarini öne çikarmakta haklidir, bilmem kaç kusagin sorunudur bu, simdilerde gençlik için o kadar sorun gibi gözükmese de… Halisinasyonlar, gölgeler, öte dünyayi merakla özleyenleri, korkutuyor tabii ki, ama inanmiyorsaniz, gölgelerin pesine takilmaniz da bir merak, ve bir devam ritmi veriyor filme, acili hem de çok acili bir ritim…
 
Aliye Özlü

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here