Halk Oylamasi Sonuçlari -“Türk Halkinin %60i Aptaldir!” – Aziz Nesin

12
115

“Türk Halkinin %60i Aptaldir!” – Aziz Nesin

26 Maddenin oylandigi bir halkoylamasi sonuçlandi dün aksam. Sayim sonuçlari biraz Basketbol Sampiyonluk maçi nedeniyle biraz da sayimi kolaylastiran iki tercihin kullanilmis olmasindan dolayi erken saatlerde açiklandi. Sonuç olarak iktidar partisinin “EVET” denilmesi yönündeki kampanyasi basarili(!) sonuçlandi ve Anayasada uygulanmak istenilen degisiklikler kabul edilmis oldu.

Simdi ise Aziz Nesinin agzindan çiktigi bilinen “Türk Insanin %60i aptaldir” söylemi sosyal paylasim sitelerinde bu halkoylamasi sonucuna uyarlaniyor. Her iki taraf kendine yontma çabalariyla bu sözün içerdigi anlami düsünmeksizin halk oylamasinda evet ya da hayir oyu kullanan kisilere hakarete varacak söylemlere girisiyor. Kaç ülke vatandasi vardir ki ideolojik anlamda kendisi gibi düsünmedigi için kendi vatandasina “gerizekali, serefsiz, satilmis, hain, aptal” gibi hakaretler etsin. Sanirim bu bizim gibi demokratik kültürü gelismemis ülkelere has bir yargi. Biz her seyin iyisini biliriz ve bizim disimizdaki düsüncelere sahip herkes “gerzek”tir, “aptal”dir. Çünkü bizim ideolojik düsüncelerimiz en dogrusudur, bizim takimimiz en büyük futbol takimidir, o fikri desteklemeyenin, o takimi tutmayanin aklina sasariz!

Aziz Nesini bu tartismalara konu etmeden önce Türk halki ile ilgili söylemis oldugu talihsiz sözlerin ardindaki gerekçeleri bilmek gerekir. Bunu bilmeden salt bir millete hakaret olarak algilamak ve bu yönde kullanmak hem Aziz Nesine hem de Türk vatandaslarina gerçekten hakarettir. Aziz Nesin, bu sözü söylemesinin üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra sözlerinin yanlis anlasildigini ve aslinda anlatmak istediklerinin çok farkli bir sey oldugunu açiklamaya çalismisti. Ne söylemek istedigini kisaca özetleyelim.

Aziz Nesin Türklerin bilinçli olarak aptallastirilmaya çalisildigini iddia etmisti. Bu savini da su gerekçelere dayandiriyordu: Türk halki yillardir kötü yönetimler nedeniyle sürekli ekonomik sikintilar içerisinde yasamaya mahkûm birakilmistir. Insanlarin öncelikleri her zaman için geçim sikintisi olmustur. Bu sikinti içinde yasamaya çalisan insanlar, çocuklari için asla yeterli, dengeli ve saglikli beslenme imkâni saglayamamistir. Bugün ilkokullardaki çocuklara bile dengeli ve saglikli beslenmenin önemi anlatilirken halkin büyük bir bölümü sabah kahvaltisinda çocuguna yeterli gidayi saglayamamaktadir. Oysaki gelisme çagindaki çocuklarin sadece fiziksel degil zihinsel gelismeleri için de birçok gida maddesine ihtiyaçlari vardir. Iste Aziz Nesin buradan yola çikarak Türk çocuklarinin en basitinden günün en önemli ögünü oldugu söylenen kahvaltilarda süt, yumurta, peynir, zeytin gibi temel maddelerden uzak kaldigini ve bu yiyeceklerden mahrum kalan çocuklarinin hem fiziksel hem de zekâ anlaminda gelisimlerini tamamlayamadiklarini dile getirmis ve “Türkler bilinçli olarak aptallastiriliyor” demek istemistir. Her firsatta gelecegimiz olduklarini söyledigimiz çocuklarin nasil ve ne kosullar altinda büyütüldügünü düsündügümüzde bu söylemin çok da haksiz oldugunu sanmiyorum. Su anda bu yaziyi okuyan ve büyük sehirlerde yasayan herkes kendi çevresine bakarak bu savin yanlis oldugunu düsünebilir. Ancak bu sav gerek Anadolu’nun gerekse büyük sehirlerin varos tabir edilen gecekondu semtlerinde yokluk içerisinde yetisen çocuklarimiz için geçerliligini korumaktadir.

Simdi Aziz Nesin’in bu söylemini bilmeden günümüzdeki halkoylamasi sonucuna uyarlamaya çalisan arkadaslara sesleniyorum, lütfen bu savin dogrulugunu kanitlamaya çalisir gibi yorumlar yapmayalim, bilinçli olarak aptallastirilan vatandaslardan olmadiginizi gösterelim ve gerçekleri bilmeden kimseye hakaret etmeyelim.

Gelelim halkoylamasi sonuçlarina. Açikçasi benim beklentimden düsük bir EVET orani çikti. Ben bu kadar kampanyadan sonra evet oylarinin daha yüksek çikmasini beklerdim. Buradan tercihimin evet oldugu yönünde yorumlar çikarmayiniz, sadece ortadaki gerçekleri gördügümüzde insanlarin büyük çogunlugunun evet yönünde egilim gösterdigini görebiliriz. Ayrica Dogu ve Güneydogu Anadolu bölgesinde uygulanan boykot eylemi de bana göre evet oylarinin oranini biraz da olsa düsürmüstür. Ayrica siyasi iktidari elinde tutan AK Parti ne yazik ki bu halkoylamasina giderken bilinçli olarak sunu asilamaya çalisti “Biz halk için bir seyler yapmaya çalisiyoruz, ancak gerek meclis içerisindeki gerekse meclis disindaki muhalifler her firsatta bizim elimizi kolumuzu bagladilar. Ne zaman halkin refahi yönünde bir seyler yapmak istesek olur olmaz kanunlarla önümüzde set kurdular. Simdi bu degisiklikler sayesinde daha rahat hareket edebilecegiz ve halka hizmetimizi genisletecegiz”. Ben bu söylemin dogrulugunu tartismiyorum sadece halka nasil yansitildigini açiklamaya çalisiyorum. Bu durumda da hükümete güvenen ve gelecek günler için halen bir umut tasiyan muhafazakâr halk degisimden yana oy kullandi.

Tabi evet oylarinin çogunluk çikmasinin en önemli nedenlerinden birisi de Türkiye’de dogru düzgün bir muhalefetin olmayisindan kaynaklaniyor. Kabul edelim ki muhalif olmak demek her yapilana itiraz etmek, her yapilani kötülemek demek degildir. Gerçek anlamda muhalif olmak begenmediginiz, dogru olmadigini düsündügünüz her uygulama ve düzenlemeye alternatif çözümler üretebilmekten geçer. Oysa günümüz siyasi arenasina baktigimizda bunu yapabilen bir parti göremezsiniz. Yapabilenler ise ne dogru düzgün partilesebilmislerdir ne de meclis çatisi altinda seslerini duyurabilmislerdir. HAYIR cephesinde yer alan CHP ve MHP kendi anayasa taslaklarini hazirlamadiklari halde halka, “bu düzenlemeler iyi degildir, dogru degildir” gibisinden söylemlerle gitmislerdir. Oysa muhalefet dogru olmayana yönelik alternatifler çözümler sunmadigi için, halk 26 madde içerisine sikistirilmis ve AK Partinin özellikle istedigi maddeleri dogru kabul etmis ve bu yönde istegini dile getirmistir.

Muhalif kanattaki birçok kisi seçim öncesi bu degisik maddelerinin toptan oylanmasina karsi çikmis ve maddelerin ayri ayri oylanmasi gerektigini savunmustur. Sadece Evet ve Hayir içeren ve hepi topu iki tercihli oylamada bile yaklasik yedi yüz bin kisinin oyu geçersiz çikmistir. Bunlarin küçük bir kisminin seçim ve siyasi sisteme tepki amaciyla bilerek ve isteyerek geçersiz oy kullandigini düsünürsek geri kalan insanlar iki tercihli oylamayi bile becerememislerdir. Dün degisikliklerin ayri maddeler halinde oylanmasini isteyen kisiler bugün bu halki Aziz Nesin’in söylemleriyle aptal olarak nitelendirmektedirler. Bu insanlar bu kadar aptal iseler, iki tercihli oylamayi bile beceremeyen yedi yüz bin kisi çikiyorsa çoktan seçmeli oylamayi nasil becereceklerdi? Kisacasi ya bu insanlar gerçekten aptallar ya da dün ayni insanlarin çoktan seçmeli oylamayi becerebilecegini söyleyip, bugün ortaya çikan sonuca bakarak “Türk Halki Aptaldir” söylemini söyleyenler gerçekten aptaldir!

Isin asil düsündürücü ve gülünç olani Ana Muhalefet Partisi liderinin oy kullanamamis olmasidir. Gelen bilgilere göre, kendisi daha önceki yerel seçimlerdeki adayligindan dolayi adres bilgilerini degistirmis ve ardindan bu yogun halkoylamasi kampanyasi sürecinde silinmis olan adres kaydini güncellemedigi için oy kullanamamistir. Yakin gelecekte yapilacak seçimler öncesinde siyasi rakipleri arasinda ve siyasi kulisler arasinda nasil alay konusu olacagini düsünmek bile istemiyorum, çünkü bu olay bir Karadeniz fikrasini aratmayacak kadar gülünç bir durumdur. Sayin Kiliçdaroglu yakin zamanda çikip söyle bir açiklama yaparsa hiç sasirmam açikçasi: “Benim seçmen kütügünden kaydimi bilerek sildiler, bu bir komplodur, Recep Bey bu ülkenin basbakani ise çikip bunu yapani bulmalidir.” Ardindan yapilan arastirma sonucunda seçmen kütügünden silme islemini yapan memurun CHP üyesi oldugu falan çikar ortaya. Ne de olsa rahibeye benzetilmis türbanli afisinin kimler tarafindan yapildigini ortaya çikarmasi için seçim meydanlarinda basbakana yüklenen Sayin Kiliçdaroglu, çok degil iki üç gün sonra bu afisleri hazirlatip astiranin kendi partisine üye olan bir belediye baskani oldugunu ögrendiginde neler düsünmüstür acaba?

Sayin Bahçeli’nin muhalefet anlayisina girmiyorum bile, çünkü bir önceki seçimlerde meydanlara attiklari yagli ilmekleri mi desem, türban konusunda iktidarla birlikte hareket edip ardindan sorunlari çözemedigi için hükümete yüklenmeleri mi desem. Açikçasi bana göre neresinden bakarsaniz bakin iler tutar bir yani yoktur söylediklerinin. Ne yazik ki günümüzde muhalefet denilen kisi ve kurumlarin düstükleri durumlar ortadadir. Dolayisiyla “koyunun olmadigi yerde keçiye Abdurrahman Çelebi denir” söylemi dogrulanmaktadir.

Sonuç olarak körlerle sagirlarin birbirini agirladigi bu çirkin ve çirkef siyaset ortaminda, “dindar insanlar” görüntüsü altinda ama tam anlamiyla bir düzen partisi olan ve aslinda tüm çaglarin en büyük Tanrisi olan PARA’ya tapanlar iktidari ellerinde tutmaktadirlar.

12 YORUMLAR

  1. Her millet icraatina tahammül ettigi hükümetin mesuliyetine ortaktir. "Mustafa Kemal ATATÜRK''

    Halkini cehalet ve sefalete teslim eden yöneticiler yok olmaya,

    bu yöneticileri seçen halk ise köle olmaya mahkumdur.

    Mustafa Kemal ATATÜRK''

  2. Muhalefetin çözüm üretmediginden bahsetmisssiniz. Bahsi geçen 26 maddenin 24 ü muhalefet tarafindan olumlu karsilanmistir. Diger 2 maddede ise muhalefet eski haliyle bir sorun görmemekteydi, sorunun bahsi geçen degisikligin yapilmasi durumunda olusacaginida her platformda dile getirmistir. Yani sorun olarak görmedikleri birseye çözüm üretmelerini beklemek çok mantikli bir elestiri degil.

    Yine eger sizin yazdiginiz gibi sirf muhalif olmak için karsi çikan bir tavirlari olsaydi 24 maddeyi onayladiklarini beyan etmezlerdi.

    Olay sudur. Iktidar bu 2 maddeyi hiç agzina almadan propagandayi çok iyi yapmistir. Muhalefette bu konuya yeterli dikkati çekememistir. 2 madde teknik konulardan olustugu için toplumun her kesimine anlatilmasi oldukça güç olmustur. Yazinizda bahsettiginiz gibi bu millet hala binlerce geçersiz oy çikarmakta, takim tutar gibi siyasi parti tutmaya devam etmektedir, bu yüzden bu konuda muhalefete çokta fazla yüklenmemek gerekir.

    Kiliçdaroglu nun oy kullanmamasi hiç bir sekilde izahi olmayan, uzun yillar unutulmayacak büyük bir hatadir. Siyasi kariyeri boyunca bu hatasinin bedelini bir çok defa ödemeye mahkumdur.

  3. KÖLE KIME DENIR.

    köleler hayvandan daha asagidirlar çünkü hayvanlari damizlik seçerken ve onlari eslestirirken onlarin asilik soylarina çok önem verilirken ve ondan dogaçak nesillerin saf kanlilar olarak onlarin digerlerinden yerleri ayri ve üstün tutulurken .

    köleler için köle sahipleri onlarin neslinin sürmesi için onlari eslerken böyle bir düzenleme yapmayi bile düsünmezler çünkü köle insan denilen bu mahluktan olurlar.

    aslinda insana hizmet eden hayvanlar insanin kölesi degildirler bu hayvanat biz insaniz diyenlere hizmet etsiniler diye onlar tanri buyrugu ile bizlere boyun egmislerdir.(casiye 13.)

    onun için tanriyi dinlemeyen ona boyun egmeyen insanlar hayvan bile olamazlar derim bu ölçüyede zaten yüce Allah koymustur.

    Atatürk bir insandi o köle olmadi olunmasinida bizden hiç istemedi.

    ama bizim içimizde ne kadar safkan olmayan köle oldugunu daha biz saymadik ki iste bunuda saymak gerekiyor ki biz kiminle eslestigimizi bilelim artik derim. ve cahaletimizde bunun artisi ve cabasidir derim. selamlar r.ç.

  4. Sn. Erman Demirkaya,

    Ne yazik ki çözüm üretmek demek, "ben bu iki madde disindaki paketi onayliyorum ama iki madde yüzünden paketin tümüne hayir diyorum" demek degildir. Çözüm üretmek tüm bu maddeleri reddederken daha iyisini insanlara sunmaktir. Bakiniz daha önce bir çok ortamda dile getirdim, yineliyorum: AK Parti iktidari 8.yilina giriyor, önümüzdeki yil seçimler var, belki erkene bile alinabilir. Buna bagli olarak CHP ve MHP de ayni zaman dilimini muhalif olarak geçirmislerdir. Anayasa degisikligi yaklasik 2 yildir AK Parti tarafindan gerek gizli gerek açik gündemde dile getirildi. Bu süreç içerisinde bu muhalif iki parti tarafindan bir sivil anayasa taslagi hazirlanmamistir. Ne yazik ki her iki parti de AK Partinin ayak oyunlarina uyum saglayip, topun saga sola atilmasina, sürekli gündem degistirilmesine eslik etmis, ülkenin gerçekten ihtiyaci olan seyler yerine günlük siyasi kaygilari gözeterek muhalefet yapmislardir. Bu nedenle ben bu muhalifleri asla affetmeyecegim, sanirim tarih de affetmeyecektir. Evet K.Kiliçdaroglu henüz partinin basinda çok yenidir, ne yazik ki yasanan olumsuzluklar nedeniyle tabiri caizse dereyi geçerken at degistirmek zorunda kalan bir partinin lideridir. Ama hani CHP'nin köklü siyasi gelenegi, hani Cumhuriyet tarihimizle yasit tecrübesi, becerisi? Her seye karsi itiraz eden, sürekli savunma ve saldiri halinde olan muhalefetin tüm itrazlarini tek bir cümleyle yanitliyorum: "Otur evladim, sifir!"

  5. Sn. Rahmi Çelik,

    Düsüncelerinizde haklisiniz, söylemlerinize katiliyorum, Machiavelli'nin Fransizlar ve Türkler hakkindaki tespitine bir göz attigimizda Fransizlari bilmem ama Türkler hakkindaki tespiti çok gerçekçi görünüyor (Lorenzo di Medici’ye sunulan "Prens" adli eserinden özetle).

    “Fransa’yi ele geçirmek kolaydir. Çünkü kraldan hosnut olmayan pek çok soylu vardir. Onlari kendi yaniniza çekip örgütleyebilirseniz krali devirip Fransa’yi ele geçirebilirsiniz. Ama Fransa’yi ele geçirdikten sonra elde tutmak zordur. Çünkü sizin yönteminizi baskasi da sizin aleyhinize kullanarak o insanlari kendi yanina çekip size karsi örgütleyebilir. Türkiye’yi ele geçirmek zordur. Çünkü Türkler padisahlarina baglidirlar. Onlari kolay kolay liderleri aleyhine ayartamazsiniz. Ama bir kez Türkiye’yi ele geçirdiniz mi onu uzun süre elde tutabilirsiniz. Türkler, lider otoritesine olan bagliliklarini bu kez sizin otoritenize baglilik seklinde göstereceklerdir.”

  6. Bu ülke sürekli doguran, en az 3 çocuk sahibi olma pesinde bir ülke, bu yüzden çok genç bir nüfusa sahip ve bu genç nüfus birakin 12 Eylül 1980'leri daha dün ne yediginden habersiz yasiyor. Iyi beslenemeyen, gereken gidalari hem midesel, hem fiziksel, hem sosyal, hem de kültürel olarak alamayan korkunç düzeyde "CAHIL" ve "AÇIK AGIZLI" bir toplumun söylenen her martavala donuk gözlerle bakarak "EVET" dedigi bir ortam.

    % kaçi sudur budur sözünu ve bizim fikrimize uymayani "salak" olarak ilan etmeyi bir tarafa birakip daha somut islerle ugrasmak zamani gelmedi mi? .

    gözden kaçmamasi gereken sudur: ne herseyin en iyisini ben(biz) bilebilirim nede her seyin en iyisi diye bir kavram var aslinda. sürekli degisime gebe bir dünya, toplum ve insanlar arasinda her yeni gün en iyisi degil, daha iyisini bulmak çabamiz olmalidir.

    var olanin daha iyisini bulma çabasi içinde olmak sanirim "koyunun olmadigi yerde keçiye Abdurrahman Çelebi denir” söylemini çürütecek bir sonuç yaratacaktir…

  7. Kendi özgür iradesi ile oy veren çoban, isçi, doktor, ressam, bos gezenin bos kalfasi sosyal durumu önemli degil, benim karsit düsünceme sahip olsa da, oyu benim oyumla birdir elbette. Kendi fikri olmadan baska insanlarin dayatmalarina kulak asip, sunu vereceksin, böyle yapacaksin diyenlere yandaslik yapanlarla benim oyum bir olamaz =))

    Misal, Hatice Teyze ne anlatti biliyor musunuz? Kocam suna vereceksin dedi, olmaz dedim. Olmazsa sopayi yersin dedi. Sopayi yedim yemesine ama bildigimi okudum… Nasil ama iyi mi??? Simdi Hatice Teyzenin oyu benden daha degerli oldu bana göre =)) sonuç olarak sadece bir oy sayildi ama:(

  8. Peki ben sunu söylesem ne diyeceksiniz? "Dünyadaki insanlarin en az %60'i aptaldir!" 😉

    Zaten ne demis adamlar "Akil sinirlidir, ama akilsizlik (veya aptallik) sinir tanimaz" 🙂

  9. gayet açik bilindigi gibi siyonizmin yönettigi ve kurguladigi su küresellik oyunu ile radikal falan olacagiz diye içimize yerlesen bir takim bozguncu ve yikici tenya kurtlari misali yüzünden yani tür olan bu devsirmeler söz sahibi olsunlar yüzünden bu dagdan gelip bagdakini kovmaya kalkanlar yüzünden bu ne olduklari belirsizlerin yüzünden bu diyasporalarin bu palikaryalarin yüzünden kendi elimizler kurdugumuz bu vatanimizdan da kovulmayalim.

    yani bir söz vardir dagdan gelenler bagdakini kovmaya kalkanlardan olurlar iste bu devirde de biz bunu yasiyoruz ve gözümüzü açalim derim.

    birilere türkçe okullarimizi dahi kapatip kürtce okullar açilmasini çoktan istemeye ve kurmaya basladilar ticareti ve devleti hukuku orduyu ve milli servetleri ve para sistemini bile ellerine geçirdiler biz onlari bu yanlislarinin yüzünden iflas ettik birileri baskanlik için oyunlar kurdular onu oynuyorlar.

    mesela 1953 tarihinde amarika ve ingilterenin özel casuslari ille türkçe egitimi bu milli egitimi bozdular onun yerine ingilizce egitimi getirdiler buna mani olmayanlar devleti eline geçirenler bu kimlikleri belirsizlere radikal davrandikta onlar bize bu kasiklari bile attilar onun için mu millet artik kendine sahip çiksin.

    çünkü dagdan gelenler artik bagdakini degil kovmak onlari bogarak bütün varliklarinida ellerinden alarak öldürüyorlar daha kimden neyi bekliyoruz göklerden bulutlar arasindan Allah ve meleklerinin gelmesinimi sakin onlari beklemeyin onlar gelmeyecektir bunun hakkinda ayet vardir.

    ne yaparsak biz yapacagiz bunun kanunu budur bunun baska yolu yok bizim demokrasimizde bu olmalidir birakin fransayi sunu bunu derim selamlar. r.ç.

  10. Valla ne yalan söyleyeyim bir çok kisi Allah veya melekleri degil ama Mustafa Kemal'in göklerden inmesini bekliyor. Oysa ki bilseler Mustafa Kemal de sizin benim gibi etten kemikten bir insan. Yapilmasi gereken Godot'yu bekler gibi Mustafa Kemal'i beklemek yerine hepimizin birer Mustafa Kemal, Ismet Inönü, Kazim Karabekir, Fevzi Çakmak olabilecegimizi gösterebilsek!

delisey için bir cevap yazın İptal

Please enter your comment!
Please enter your name here