Hayatimizda ki Denge Fiyatlari – 1

0
68
Merhaba, 
 
Yaklasik 1 yildir buraya yazmiyordum aslinda bir nevi olgunlasma asamasinda oldugunu saniyorum hem duygularimin hem de düsüncelerimin. Buraya daha çok duygularimi içeren öyküleri yazmayi seviyorum aslinda ama bugün yasadigim garip bir olaydan ötürü olsa gerek daha farkli bir sekilde yazmayi uygun buluyorum. Ekonomi bölümünden mezun olali 4 yil ise baslayali 2 yil oldu. Türkiyede yasayip da kendi meslegini yapabilme sansina sahip insanlardan oldugumu üzülerek kesfettim bu dönemde. Fakat bu bana bazi konular üzerinde uzun uzun düsünme sansi tanidi. Bugün de bu sitenin okuyuculariyla artik, en azindan görece, olgunlastigini düsündügüm düsünce tarzimi ve vardigim bazi sonuçlari paylasmayi düsündüm. 
 
Ekonomi, ya da diger adiyla iktisat klasik anlamda “kit kaynaklarla sonsuz ihtiyaçlari karsilanmasi” seklinde tanimlanir, fakat son dönemde bazi anlam veremedigim konularda iktisadin bundan daha fazlasini tanimlayabilecegine inanmaya basladim. Hatta süphem o yöndedir ki, iktisat anlam vermedigimiz bir çok seyin sebebine ulasmamizi saglayabilecegine inanmaya basladim. Bu sitede zaten buna benzer bir kaç yazim daha var ancak bu son dönemde iyice olgunlasti ayrica (belki sözel ögrencileri kizacak bana ama) sayisal mantigin sözel mantiga oranla daha dogru sonuçlara varmamizi saglayabilecegini gördüm. Iktisat, ilhamini zaten günlük hayattan aldigindan olsa gerek, hayattaki bir çok seçimizin yapilis sekline dair izler tasir. Örnegin, genel olarak ayni nitelikte olan mallardan daha ucuz olanini seçeriz. Bunun sebebi, faydamizi maksimum yapma çabasidir. Tamamen ayni niteliklere sahip bir mala fazla bedelle sahip olmak faydamizi mümkün olandan daha düsük bir seviyeye çeker. Ayni sekilde firmalar veya herhangi bir mal veya hizmet imalatinda bulunanlar da karlarini maksimum edecek sekilde kararlar verirler. Bu kararlarin alinisinda, piyasanin rekabet durumu da önemlidir. Örnegin, teorik bir örnek olan tekel (monopol) piyasasi örneginde, eger örnegin birinci derece fiyat farklilastirilmasi denen teorik duruma yönelirse, her bir bireyle ayri ayri pazarlik yaparak hepsinin ödemeye razi oldugu en yüksek fiyat üzerinden mal veya hizmetini pazarlayabilir ve böylece maksimum kara ulasabilir. Bu durum, elbetteki firma bakimindan faydali bir durumdur. Baska bir teorik örnek ise, tam rekabet piyasasidir. Bu durumda alici ve satici sayisi çoktur (çoktan kasit, her firmanin malini satabilecegi kadar çok sayida, öte yandan tüketicilerin de alim yapabilecegi firma sayisinin çok olmasi dolayisiyla tek bir firmaya mahkum olmamalari durumunu saglayabilecek kadar sayida manasindadir). Buna göre, piyasada asiri kar elde edebilme durumu sadece kisa dönemde mümkündür, zira uzun dönemde asiri kar imkanini gören baska firmalar piyasa girecek ve yüksek belirlenen fiyatlarin düsmesine sebep olacaklardir. Öte yandan, fiyatlar çok asagida belirlenirse firmalar zarar etmeye baslayacaklar ve piyasadan çikmak durumunda kalacaklardir. O halde, uzun dönemde belli bir denge fiyatina ulasilacak ve söz konusu fiyat, firmalarin makul kar (hatta teorik olarak sifir ekonomik kar durumu denir) elde etmelerini saglayacak, tüketicilerin ise daha uygun fiyattan mal ve hizmete ulasmasina imkan saglayacaktir dolayisiyla her ki taraf için de bir denge söz konusu olacaktir. 
 
Özet bir sekilde tam rekabet durumunu anlattiktan sonra günlük hayattan güzel bir örnek olabilecegini düsündügüm bir durumu anlatmak istiyorum. Ise yeni basladigimda, mevcut isyerinde bazi kiyafet sinirlamalari vardi ve bu kiyafet sinirlamalarinin atesli savunuculari ile sik sik sohbet ederdim. Onlara göre bu durum kesinlikle korunmaliydi zira kaldirilmasi durumunda bir basibosluk söz konusu olacakti. Örnegin erkeklerin sakal birakmasi veya kravatsiz gelmesi yasakti. Bazi meslektaslarimla bu durumu konusurken bunun böyle olmasinin aslinda insanlarin tercihlerine bir müdahele olup olmadigini sorardim. Genelde aldigim cevaplar, söz konusu kiyafet zorunlulugunun sürdürülmesinin lazim oldugunu iddia ederdi, zira tam bir serbestlik saglanmasi durumunda herkesin kafasina göre giyinecegi bu da ortada hos olmayan bir görüntü olacagi yönündeydi. Klasik iktisat bakisiyla bunun böyle olmadigina inaniyordum. Sebebiyse suydu, genel manada tras olmus ve takim elbise ve kravat ikilisi ile giyinmis bir erkek yine meslektaslarimin deyimiyle “saygin” bir insan izlenimi yaratir. Oysa yine onlarin dediklerine göre söz konusu kiyafet yönetmeligi gevsetilirse, herkes istedigi gibi giyinecek istedigi gibi sakal birakacak ve dolayisiyla bir ahenksizlik olacakti. Peki iktisat bakimindan durum gerçekten böyle miydi? Örnegin is görüsmelerinde, genellikle normalin üzerinde giyimimize önem veririz. Bunun sebebi, sinirli bir zaman zarfinda olabilecek en iyi izlenimi karsiya vermektir. Zamanin sinirli olmasi, karsi tarafin bizi tüm özelliklerimizle degerlendirmesini epey zorlastirir o halde daha yüzeysel “önlemler” ile karsi tarafin bizi degerlendirmesine yönelik bazi seyler yapabiliriz. Bir toplanti düsünelim, toplantidaki bazi kisilerin günlük kiyafetlerle digerlerinin ise genel manada sik diye nitelendirildigi sekilde giyindiklerini varsayalim. Toplantida, diger tüm özellikleri sabitken (zeka, tecrübe, yetenek vb.) yani “ceteris paribus” durumu söz konusuyken sik olarak nitelendirilen grubun bir avantaj saglayacagi hatta belki de sirf bu yüzden isi alabilecegi ortadir. O halde, aslinda belki de kravat veya sakal trasi gibi zorunluluklar olmasa dahi böyle bir giyim tarzinin seçilebilecegi ortadadir, zira az evvel bahsettigimiz tam rekabet durumundaki gibi, giyimine toplumun anladigi manada dikkat etmeyen bireyler bir nevi fiyatlarini çok yukarida belirlemis böylece kendilerine müsteri bulamamis yani piyasadan çekilmek zorunda kalmislardir. Ayni sekilde, örnegin bir kadin meslektasimin dedigine göre, daha uzun boylu algilanmasini sagladigi sebebiyle dolayisiyla da sözünün daha çok dinlendigini düsünmesi sebebiyle sürekli yüksek topuklu ayakkabi giymesi de yine ayni sebeptendir. Elbette burada uzun boylu olmanin ya da topuklu ayakkabiyla uzun boylu bir görüntü elde etmenin buna katkisi olup olmadigi tartisilir ancak bizim burada vurgulamak istedigimiz insan davranislarindaki karar alma sürecinin iktisattakiyle parallellik gösteriyor olusudur. Yani özetlemem gerekirse, sahsi kanaatime göre elbette günümüzdeki is adami veya kadini görüntüsünde , kilik kiyafete yönelik sinirlamalarin bir miktar etkisi olmakla birliktes bunun aslinda iktisadi karar alma sürecinde olustugu yani  tam rekabetteki gibi bir denge fiyatina ulasilma sürecinde ortaya çiktigi yönündedir. 
 
Buna baska bir kanit ise sudur. Örnegin genel manada is hayatindaki giyim kusamda yukarida bahsedilen tarzda bir tek düzelik varken, günlük yasamda daha farkli bir durum söz konusudur. Örnegin, kirli sakalla daha yakisikli olacagini düsünen bir erkek örnegin evlilik sitelerine kirli sakalli bir resmini koyarken, bir is basvurusunda tam tersini yapabilmektedir.  Ya da o dönem moda olmus bir saç seklini veya giyim tarzini (kendi tarzi olmasa dahi) benimsemis olabilir. Bunun sebebi yine ayni sekilde, olusan “denge fiyati”na uyum saglama çabasindan kaynaklanmaktadir. Yani, fiyatini denge fiyatinin üzerinde belirlemenin müsterisiz kalma anlamina gelmesidir. 
 
Simdilik bu kadar konuyla ilgili yazacaklarim ve verecegim örnekler devam edecek. Hepinize saglikli ve mutlu günler dilerim. 
 
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here