Hosçakal…

0
84

Bazen elveda demezsin, o da demez… Gidenler gider, kalanlar kalir, ayriliklar baslar. O güzel sözler tekrar söylenmeyecektir, dokunuslarin yerinde muhtemelen baskalari olacaktir.
Basini ellerinin arasina alip küçük bir çocuk gibi o aciyi, kaybi, kaybedisi büyütmek istersin gözünde… Büyüttükçe ondan kurtulacagini umarsin. Ve avazin çiktigi kadar aglamak istersin küçük bir çocuk gibi… Maalesef… Bir sure bogazina dügümlenen hatiralarla yutkunursun, agrili bir kaç gözyasi dökersin. Belki sadece aglamaya mecbur hissettigin için, belki de gerçekten aglayabiliyorsundur.

Bir kaç dakika daha geçer güç bela “onu” kalbinde gizli sakli kapkara manzarali bir yere itiverirsin. O an öyle agir bir yük olur, öyle yerinden kalkmaz ki; Gözyaslarin bu sefer güçsüzlükten dökülmeye baslar.

Etrafa bakarsin ona dair her seyden bir anda kurtulmak istersin ama atamazsin… Bir cesaret itmeye devam edersin, daha derine daha karanliga ve daha issiza.

Kapkara manzarali günesin bir daha dogmayacagi kocaman çalilarin arasina. Burasi sana ait ama çok nadir ugradigin hem çok tanidik hem çok yabanci korkunç bir yerdir. Bazen kâbuslarinda gördügün türden… Duygularinin anilarinin asklarinin mezarligi, bir kaç tanidik zombi yüz ellerini uzatir o an görmezsin bile… Sadece o soguk buz gibi karanlik. Iste bir kez daha geldigin ve yüzlestigin en derin en sarhos en acimasiz en dönüsü olmayan gizli ve karanlik bahçen.

Dallari kirilmis kocaman bir veda birakirsin bahçene. Bir daha söylenmeyecek sözleri bir daha tutulmayacak elleri ve bir daha bakilmayacak gözleri, gülüsü üst üste birakirsin tipki adak agacina baglanan çaputlar gibi. O an’in o igrenç melankolisine kapilirsin bir an, burada beni hiç kimseler görmez dersin. Geri döndügünde bu yüke duyacagin özlemi düsünürsün. Kopmak istemezsin… Biraz daha kalsam… Güzel günler güzel sözler illüzyonu böylece canini yakmaya baslar. Acittikça acitir hatiralar kollarindan tutar, birlikte yasadiginiz en güzel anlar gövdene dolanir seni çeker delicesine.

Derin bir nefes alip bu karanlik bahçenin pasli kapisini sertçe çeker çikarsin. Geride biraktigin kopan parçalarinin acisi sizlar isiga yürüdükçe. Bir umut der kendi aydinligina dogru hizlanirsin. Artik, bundan sonra, bundan böyle ile baslayan onlarca güzel cümle kurarsin…

Ama bir gerçek yakani hiç bir zaman birakmayacaktir.

O artik yoktur, bundan kurtulmak için, o asla senin olmamis gibi hissedemezsin, ugrasma bosuna ve böyle davranmayi deneme basaramazsin. Her zaman senin oldugunu zannedersin ama asla kavusamazsin. Bundan sonra sadece depresif dönemlerinde bir kaç votka kadehinde karsina çikacaktir yüzü, ya da, eskiden biz burada onunla… Diye baslayan cümlelerinde… Belki tasinirken ayakkabi kutularindan düsecek eski bir fotograf da olacaktir o artik sadece.

Bedenen kaybedeli çok olmustur ama. O artik fikrinde de yoktur… Ve sen artik gerçekten yalniz kalmissindir.

 S.Boydag

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here