Iki Atli

0
114

Odam sessiz…

Yal-niz-lik!..

Gecenin bu saatlerinde sarp, zirvesi gözükmeyen daglar gibi çökmüs omuzlarimin üzerine.

Vehim, kâbus, yalnizligimi git gide koyulastirmakta.

Içeride delice inleyen, bayatlamis sükûtun çildirtan düellosu, beynime acimasizca saplanan hançer edasiyla batip çiktikça, gece asilmaz engeller gibi gözlerimde büyüyor…

Basim agriyor… Biraz olsun rahatlayabilmem için kendime destek olmam gerektigine inaniyorum. En azindan, içimden geldigi gibi düsünmeye zorlamaliyim kendimi… Ilerleyen gecenin zülüflerine, gönül nakislarimi dantelâ gibi islerken, günlügüme en anlamli satirlari, gelecege bir hikâye yazarak birakabilmenin telasi içerisindeyim…

Hümeyrayi bir daha görebilirsem!.. Hay Allah… Hâlâ hayal kurmaktayim. Ajandam önümde açik. Yazdigim hikâyenin satirlarina dönüyorum gözlerimi uzaklardan çekip:

………………………………………………………………………………………………………………………….

“Bir gece vakti yalnizca yildizlarla konusulan bir konudan konusuyorduk…  Evet, ben bazen yildizlarla konusurum.
 Ask dedim… Hikâyenin sonunu tahmin etmisçesine aci dedi yildizlar… Onayladim yildizlari, evet dedim çok aci…

Neden? dedim yildizlara? Böyle olmali miydi?, Olmayabilirdi dedi yildizlar. Aydinlik renkleri karardi gözümde… Siyah… En sevdigim renk dedim.
Olmayabilir miydi gerçekten? O günlere dönsek, birkaç cümleyi söylenmemis saysak, hayat daha mi güzel olurdu? Bu aci hikayeye hiç baslamaz miydik o zaman? Ah yildizlar ah… Sizler de anlamiyorsunuz artik beni. Bu aci hikayeye taniklik eden yalniz sizler varsiniz, ama sizin de isiklariniz sönüyor bir bir. Bu yük omuzlarimi agritmaya basladigindan beridir, uykusuzluk bas gösterdi, sizlerle dost oldum, ama ben anlatiyorum, sizler bu aciya taniklik ediyorsunuz yalnizca. Keske geçirebilseniz diyorum. Nafile nafile çabalar bunlar biliyorum… Siz bu aci hikayeden yalnizca tadimlik aliyorsunuz, damarlarinizi damarlarima bitistiriyorsunuz, kaderime kaderinizi bagisikliyorsunuz…

Evet dedim, bu hikayenin basi da aci, sonu da…
Yillar… Geriye dönüsü imkansiz olan yillar…Sahiden bir geriye dönüs umudu olabilir mi? Kalbim atislarini bile degistiriyor bunu düsündügümde… Iste bu küçücük umudun verdigi heves, beni hayata bagliyor ve dünyanin en mutlu, en bahtiyar adami oluyorum… Bu ümidin bana kanat takislarini hissederek yasiyor ve biraz daha umutlaniyorum… Hayir, hayir hiç sanmiyorum. Baska göllerde yüzmeye hazirlanis bu. Üzümü haram bu asmanin…
Bos ver!  dedi yildizlar, bosver!. Düsünün film seridinden iki atli gelsin, tatli hatiralar sunsun gözlerinin önüne. Degistirdigini var say düsünde. Bütün kötülükleri geri al. Bütün terk etmislikleri. Iki kisi atlarina binsin, düs sehrini  yeniden kursun. Sehir sehir gez, yeni savaslara katil. Büyük kaleler fethet. Hayali kahramanliklarin olsun. Iki elin cebinde, bir gün islik çalarak dolas sokaklari, sevdigin kiz çiksin pencereden,  mavi gözleriyle yeniden baksin bilinmeyenden. Mavi gözleri disinda, her sey siyah olsun. Herseye yeniden baslansin, o soguk lisenin, soguk koridorlarinda. Ayni yerde bir daha karsilasilsin ve ask denen gökyüzü, tekrar bir ufak damla yuvarlasin  alniniza, derken damlalar söylediginiz sarkilarin notalari olup, bir bir düssünler her yaniniza…Do..Re..Mi..Fa..Ayni yerde, ayni gökyüzünde… Hiç bilinmedik sokaklara kosulsun yine ve ask yagmurunun ritmi tutulsun; islanilsin…

Yagmur yagsin; islanmalisiniz!… Güzel insanlarla tekrar tanisilsin bu dünyada, anlasinlar telleri kirik semsiyelerin dilinden, dalip giden gözlerin nereye bakmadigini anlasinlar… Umutsuzluk ikiye bölünsün ve büyük olanini almak için kavga edilsin. Ayni yerde, ayni gökyüzünde…

Bin defa okunur mu bir mektup? Iste bin defa okunulan mektuplardan tekrar yazilsin. O tatli rüyalardan birer kez daha görülsün, kimi uykusuz gecelerde, tozlarini silip, tekrar görülsün. O sabahlara yeniden uyanilsin, horoz sesleri ve yeni demlenmis çay kokusu, gözlerinin kapaklarini yavasça açsin… Sarkilar tekrar dinlenilsin Zeki Mürenden, gitme sana muhtacim. Siirler tekrar okunsun. Ayni güzel sulardan tekrar içilsin.   Isimler yeniden yazilsin duvarlara, yeniden bakisilsin uzaklardan, yeniden asik olunsun, yeniden tanisilsin, yeniden o güzel yagmurda islanilsin, yeniden yazilsin bu kader ve daha ne yasanmissa bu askta, yeniden baslansin her seye…  Yasamak yeniden bu kadar güzel olsun ve  kesinlikle bitmesin…

Hadi, o sarkiyi tekrar söyleyelim! Konus benimle, seni sonsuza kadar dinleyebilirim!…
 Baslayalim o halde bu düs yolculuguna dedi yildizlar. Iki atlidan ilki gitsin önce o düs tüneline…

Dur dedim baslamadan bir sigara yakayim…
Bir sigara daha…

Bir tane daha.
Ve son

Hooop! Iste gitti. 
Hosgeldiniz! Burasi dört yil öncesi. Aci azicik ötesi . Burasi terk edilmemislik. Burasi gülmüslük. Burasi beraberlik. Burada yenilgi yok. Burada ask var. Burada ask var. Burada ask var. 

Hatirla! Bütün bu ömür bosa yasanmis olamaz. Hatiralar… On alti mevsim hiçbir sey birakmadan gitmis olamaz. 

Surasi askti, tam surasi. 
Hersey tam surada baslamisti. Bu okulun rengi degismis.  Ama yagmurun kokusu hala ayni. Tam surada baslamisti. Askin gözleri maviydi . Yesil çizgileri olan siyah bir ayakkabisi vardi. Lâcivert bir kazagi…  Bembeyaz bir yüzü vardi. Hatirliyorum.  Tam da suradan geçerken davetsiz gözler kalbime misafir olmustu. Birkaç dakika sonra temelli orada kalmisti. Müsait degilim diyememistim. Bu tatli misafiri agirlamak hosuma gitmisti. Sevgili atlim, pesine takildim,  geldim ben de seninle, azicik surada nefes alayim.  Biraz hayal kimseyi incitmez…

Surasi, tam surasi askti.
Gözleri maviydi, bembeyaz suradi vardi…

Anilar!.. Dönüsü mümkün olmayan zaman… Yasanmis anlarin bir daha ele geçemeyisi… Fotograf karesine sigan, pörsümüs, sararmis, kâgit üzerinde kalan, bir hayal kadar bile vefali olmayisi…Bir damla gözyasi kadar bile vefali olmayisi… O sonunda mazi adini alan zaman… Sadece ve sadece soluk yüzlü hayallerde kalan, dokunamadigimiz, tekrarini yasayamadigimiz bir mazi…Beynin çektigi fotograflar… Dokunamadigin zaman…

Mazi!.. Soluk yüzlü bir fotograf… Dondurulmus zamanlarin hafizada biraktigi kareler…

………………………………………………………….

Gönder ikinci atliyi kardes!…

Yak bir sigara daha.
Iste o da gitti!…

…………………

Ulan iste Allah kahretsin ki bu düsün devami gelemeyecek. Çünkü bu düs tüneli böyle bir yer iste lan. Çukurlar… Tümsekler… At dayanmiyor bu tünele… Hileli lan çünkü bu zar …
Çünkü Muhammed!;

 

Bir düsün basina oturdugunda zihnine bir yigin hatira hücum eder ve hangisine gülecegini hangisine aglayacagini kestiremezsin. Gönderdigin atlilardan haber alamayabilirsin çünkü bir gün. Düsünde bir yerde belki…  vardigi yerlerden birinde… yorgun düsmüstür… hantal bedeni oraciga yigilivermistir çünkü. Böyledir çünkü…

 

Hosgeldiniz… 
Burasi dört yil öncesi… 
Aci, azicik ötesi.

Burasi beraberlik.

Burada ask var…
Burada ask var…
Burada ask var…

(devami gelir belki. belki o atlimdan bir gün haber alirsam…)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here