Iki Kelime Bir Cümle

3
93

Paylastiklarimiz sanat eseri olmasalarda belki eserleridir sanatin ve sanatlarin ile baslayan bir yazi yazmak istiyorum…

Binlerce kelime ile anlatmak istiyorum ve tek bir kelime ile kendime anlatiyorum çogu kez…Ve insanlara anlatmak istedigimde “o” sadece “benim bir kelimem” onlar için binlerce cümle haline geliyor… Belki de yine yeni bir yazi ile yeniden denemeliyim o benim sadece bir kelimemi size anlatmayi… Toplasan on yirmi kisinin zor okuyacagi bir yazi ile…

Dag kenarinda denize yakin bir evde yasamak istiyorum artik intihara meyilli oldugumdan falan degil tabi ki. O’nun verdigi bu hayati ben alamam, ruhum istiyor dag kenarinda kendine yakin bir yerde yasamayi. Bunlari ben anlatmiyorum size, onun aklindaki satirlari fiziksel hale getiriyorum sadece. Sesler, duygular, korkular, hazlar, asklar, aglamak için aglamak, yalvarmamak için ölmek, gitmek için gelmek, ya da ölmek için dogmak… Dedim ya O bir tek kelime ama herkese tek bir hamlede anlatabilecegim bir kelime degil. Satranç tahtasinda mat bekleyen sah degil bu, ya da tek bir hesap hatasi vardir; her seyin sizin ve benim aklimin alamadigi bir karmasik noktasi vardir… Herkesin bilmedigi duyamadigi bir notasi bir sesi bir O’su vardir aslinda…

Gök kubbeye en yakin yerde asinda içimdeki en büyük derinlikten geliyor yazilanlar. Bunlari ben yazmiyorum, hiç birisini de ben yazmadim. Yagmur istiyorum atesleri söndüren, ates istiyorum suyu kurutan, yasamak istiyorum kendimi bilmek için, ölmek istiyorum onu görmek için… O’nun olabilmek için bu yazarin kim oldugunu bilmek için… Çenemi kirarcasina sikiyorum, aglamak için agliyorum yine ama yine yapamiyorum. Özlenmek için özlemedim hiç bir zaman. Ya da kaybetmek için sahip olmadim hiç bir seye ama biliyorum bana ait O var. O’nu asla kaybedemem ki ben… Ben onu kaybetsem de o beni birakir mi saniyorsunuz? Ne yazik ki yaniliyorsunuz… Aslinda çogu zaman umarim yaniliyorumdur diyebildim ben. Haberlerimden memnun olmadim, umarsizca kapimi kiran, benim haberim olmak için evime dalan bir soguk hissediyorum ve korkuyorum. Biliyor musunuz, hiç ama hiç umursamiyorum.

Kendimin en yalniz yerine gömülmek istiyorum ama aklimin hangi odasinda ölmek istiyorum, bilmiyorum. Insanlarin gözlerine bakmak eziyet veriyor bazen, bazense gözlerim yokmusçasina bakmiyorum, saklaniyorum. Her zaman buldugum tek duvarimin arkasina… Kimsecikler yok, yalniz “sen ve biz” diyorum bir yudum su hasreti ile yatiyorum. Orada bildigim en iyi seyin ne oldugunu bilmek istiyorum ama ödül o kapili kutuda. Akildir o kutunun adi; benimse anahtarlarim, içimdeki gardiyanlar… Hapishanesinin ortasinda en ulasabilir yerde duruyor ancak gardiyanlar yok bana kapilarini açacak o hapishanenin…

Gözlerimin en çok görmek istedigi kisiyi ariyorum. Her gün, her gün ama her gün. O lanet kaldirimlari arsin ederken, gözlerimin görmesinden kalbi etkilenecek mi saniyorsunuz? Hayir, yine yaniliyorsunuz. Ona verilen bir kalp varken o her seyi reddetti. Simdi neden bazi konularda hakli oldugunu savunsun ki? Onun kalkanlari vardi, asla indirmedigi dikenleri… Her zaman zor ama hiç engelleri olmayan bir yoldu ulasmak için yürünecek ama yürümedi. Yolun basina geldi, yol önüne serildi ama yürümedi. Belki de yürümeyi hak etmedi kim bilir? Onun yürüyüsünü izledi sessizce ve o ilerlerdi. Uzaklastikça da “onun” sesiniz duyamaz oldu, yolunu bulamaz oldu. Geri gelmek istedi ama o biraktigi izleri silebilecek kadar cüretli degildi…

Onun anlatmak istedigi savundugu yada reddettigi birçok sey vardi birçok seyi tahmin edebildi. Önceden neye üzülüp, neye gülecegini biliyordu. Neyle üzüp ne ile sevindirecegini de… Kimin için yasamasi gerektigini, kimin içinde ölebilecek oldugunu bildi. Bunlari seçmesi çok kolaydi. Ama tek bir bildigi vardi “Kendisi için ölecek kadar bencil olmamasiydi” bu da… Esine zor rastlarin bir yasam vardi elinde ona sunulan ve o bunu kullanmaya çalisti. Kimine göre bir oldu kimine göre sifir… Bazilari içinse de tek bir anlami vardi.

Anlamsizlik bile bir anlamdir. Aslinda bu kavramin bile adam olana çok olacagini biliyordu… Cümleleri yaratan o ise ona tek bir kelime yeterdi. Bir çok cümle için derlerdi ya orta okulda, lisede… Yazilarda serim, dügüm ve çözüm vardir  sizce ne kadar dogrudur bilemem ama bak biz basladigimiz yere geri döndük. Bir çözümümüz yok elimizde ya da bir sonucumuz. Kissadan hisse elde etmek ise imkansizdi onun yazilarinda… Peki, ne için yazilmis ve ne için okunmustu bu yazi?

Dag kenarinda denize yakin bir evde oturmak istiyorum ve orada kendim için ölecek kadar bencil olmamak… Yalnizligin tam kalbine defnedilmek istiyorum, kalbime ve o benim için tek bir kelime ile anlatilacak olanin sizlere anlatmak için kaç paragrafa ulastigini görmenizi istiyorum.

Derinligin ve kibrin yaninda ona verilen bir ödül daha vardi ve yazdi ne istediyse kime ne anlatamadiysa kimin için ne isteyip de yapamadiysa yazdi. Peki, onun yazdigi, insanlarin gözlerinin içine bakamamasi… Korktugundan degildi belki ya da evet korktugu içindi ama onun korktugu sey o bir seyler anlatirken o bakislarda anlam bulamamak ya da o bakislarin bos olacak olmasiydi. Ve rol yapti, sanki biliyor ve görüyorlarmis gibi anlatti. Gözlerine bakmadan kaç kisi gerçekten baktiysa gözlerine, ömürleri kisa oldu onun ömründe. Ve yazdi yazarken kimsenin gözlerine bakmak zorunda kalmadan sayfalarca yazdi… Ama sakin unutma, sen bunlari okurken o senin gözlerinizin içine bakiyor…

Mara Salvatrucha ©
Ms** |ATA|

 

3 YORUMLAR

  1. Anlattiklarimi daha çok, cümle yogunlugu içerisinde, az bir satir sayisi kullanarak anlatmaya özen gösteriyorum… Normal zamanlarda…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here