Istanbul – Bir Istanbul Siiri Daha…

2
289
Harem’de içinde sila olan bir bavulsun.

Dolmabahçe’de denizin köpük siçrattigi bir sandalyesin.
Besiktas’ta bir büfesin, içinde simit satilan…
Sisli’de eski bir apartman dairesisin, içinde mazi oturan.

Istanbul; Istiklal’de bir melodisin, yabanci ellerin kemanindan…
Ya da bir yagli boya tablosusun, metroda sergilenen,
Ve içinde her boyanin renginden bir damla bulunan…
Her tasina milyonlarca adim basilan bir arnavut kaldirimisin aslinda…

Eminönü’nde kuru bir avuçsun, güvercinlere yem saçan.
Ya da bir kuruyemissin, agizlarda tadilan…
Istinye’de bir kösesin kokoreç satilan …
Bir oltasin veya, Galata’da balik tutulan …

Ayasofya’da bir kubbesin, yüzyillara meydan okuyan,
Ya da Sultanahmet’te bir müezzinsin ezan okuyan.
Topkapi’da bir altinsin, yere düsse de deger kaybetmeyen.
Yerebatan Sarnici’nda bir su damlasisin, damladikça masal anlatan.

Istanbul; Kiz Kulesi kadar uzak ve bir o kadar da yakinsin kendine…
Tam yüreginden yilanlarin zehirledigi bir kizsin, yine Kiz Kulesi’nde ..
Üsküdar’a giderken yagan bir yagmursun, ya da bir çamursun eteklerde …
Beylerbeyi’nde bir saraysin sultanlara bile kalmayan…

Çengelköy’de bir bardak çaysin, balikçilarin ikram ettigi,
Ya da bir midyesin köse basinda limonlanip satilan …
Kuleli’de bir parksin üzerinde banklar bulunan.
Beykoz’da en lezzetli baliksin adi kalkan olan…

Istanbul; sen bir hasretsin silada, ya da bir silasin hasrette.
Bir çocuksun harçlik gönderilen, ya da bir babasin çocuguna harçlik gönderen.
Bazen memleketten bir hemsehrisin, ya da hemsehrimin memleketisin.
Hemsehrimin dogdugu yersin, dogdugum yer kadar memleketimsin …

Güzel bir rüyanin aciyla biten sonusun bazen…
Bazen de aciyla yasanmis bir hayatta görülen güzel bir rüyasin.
Umutlarla kat edilen yolun sonundaki uçurumsun bazen…
Bazen de yol kat etmeden gerçeklesen umutlarsin.

Içinde imparatorluklar kurulup yikilan bir dünyasin,
Ya da dünyanin içinde koskoca bir diyarsin…
Tüm baskentlerin sahip olmak istedigi bir dünyasin,
Ya da baskentisin koca bir dünyanin.

Sözün kisasi Istanbul, sen bir mumsun bazen,
Etrafinda milyonlarca kelebek uçusan …
Bazen amaçsizca dalinip cayir cayir yakan …
Bazen ise kanatlari degdirdikçe lezzet alinan…
Bilenin hasrolmak için can verdigi bir nursun veya …

Veya bilmeyeni kül edip azap veren bir yanginsin …
Bir asksin sen Istanbul içinde kelebekle mum olan …

A.Tolga AKPINAR

18.03.2010 – 17:52

2 YORUMLAR

  1. Istanbul; Kiz Kulesi kadar uzak ve bir o kadar da yakinsin kendine…

    Tam yüreginden yilanlarin zehirledigi bir kizsin, yine Kiz Kulesi’nde ..

    Üsküdar’a giderken yagan bir yagmursun, ya da bir çamursun eteklerde …

    Beylerbeyi’nde bir saraysin sultanlara bile kalmayan…

    Hiç bir kelime bu siirinin altinda yazilacak kadar özel degil.Seçemedim sevgili tolga…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here