Iyi Günde, Kötü Günde Besiktasi Hep Alkisladik…

0
96
Belestepe’nin korkuluklarindan senin için tehlikeli bir oyuna davetiye çikarirdik. Polis jopunun belimizde birakacagi darp izine ragmen degerdi mabedin isiklari altinda kartalin kanat çirpmalarini görmeye, cebimizde kalan son parayla da susuzlugumuzu gideren suyu üç damlaya bölmeye… Otobüs duraklarinda kaçak yolcu muamelesi görmeye… 
Omuzlarimizdaki atkini gögsümüz kabarircasina bütün Istanbul’a göstermek isterdik. Dolmabahçe – Levent arasi, o yürümekten bir an bile üsenmedigimiz yolu her maç arifesi gider gelirdik. 
Adini bilmedigimiz, simdilerde karaborsaci denilen bir grup turnike nöbeti tutan adamin pesinde, stada girme vaatleriyle kandirilan, elimize tutusturulan üç bes misli bilet yiginiyla 
Küçük Çiftlik parkinin gölgesinde sömürülen bir nesil yeseriyordu günden güne büyüyen… 
Çocuk yasta çocuksu hayalleri yikan, o zamanlar toz pembe sandigimiz karaborsa alay etti askimizla. Hâlbuki hiç olmadi bizim de arkamizi dayayip Inönü’nün müdüriyet kapisindan bizi stada elimizi kolumuzu sallaya sallaya sokacak dayimiz. Olmadi da hani polis babamiz veya akrabamiz yahut divan kurulunda birkaç tanede tanidigimiz, selamini iletip saygi göstertecek birisi. 
Örselenmis asi bir gençligin getirdigi Besiktas sendromu bu bendeki. Biraz da çocuk yasta kullanilmis olmanin öfkesini kusuyorum. Sonradan Besiktas’i duyup görenlerden, yendigi zaman hovarda Ankaralim hovarda deyip, yenildigi zaman “Yönetim istifa. Ali gitsin, Veli gitsin” diyen taraftar olmadik. 
IYI GÜNDE KÖTÜ GÜNDE BESIKTASI HEP ALKISLADIK…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here