Kadin Çok Sey Ister 2

0
45
Tarih öncesi insanlarina ait, otuz bin yillik izler var. Kimi zaman çürük ve dolayli bazi tanikliklar var. Son taniklar, Eskimo, Avusturalya’li yada Afrika Bosiman’lari .
Tarih öncesinden tarihe yaklastikça ipuçlari daha da belirginlesiyor, cinsler arasi tamamlayiciligin ilk biçimi.
Cinsiyete dayali is bölümü yok. Ayrilik, yararsizlik ve ölümle karsi karsiya getiriyor.
Daha az gereklilik söz konusu degil. Yasam kendi elleriyle kotariliyor. Zevk aliniyor. Sevginin sicakligi yasaniyor, yoklugu insanin yok olusunu getiriyor. Fakat cinsiyete dayali is bölümü ne yazik ki ideal olanda da gözüküyor.
Fakat et oburlarda, avlanmaya her iki cinste katiliyor.
Primatlarda – büyük yukari memeliler, ise besin arama bireyseldir ve cins anlaminda bir uzmanlasma görülmez.
Insanlarin beslenmesi islerin ve kaynaklarin paylasilmasini gerektirir. Primitif yani ilkel gruplarda avcilik erkegin, toplayicilik kadinin görevidir. Hayvansal ve bitkisel protein degis tokusu gerekir. Ilkel degis tokustur bu, hem de cinslerin tamamlayiciligidir, bu.
Disi primat çok yavas, insan modeline dogru evrilmesi, sekiz veya doku milyon yil önce Afrika’da baslar.
Kuraklik, fizyolojik, toplumsal, duygusal olarak uç mutasyonlariyla yiyeceklerin tasinmasini ve ayaküstünde durmayi getirdi.
Küçük legen kemiginin aldigi yeni biçim dölyolu kaslarini kisaltti, disilerde, dogumlar zorlasti, disiler ölmeye basladi. Dogal seçim yeni gen özellikleri yaratti, fakat prematüreler, yani eksik dogumlar, bes aylik, alti aylik dogumlar olmaya basladi. Avcilikta, bebekleriyle kadin islerini güçlestiriyordu. Pazarliga oturuldu. Bu sözlesme kisa bir süre sonra törelere girdi. Günlük yasam degisti. Çok temel degis tokusa, aska olanak dogdu. Cinsel iliski onlari bagladi, ekonomik bagimlilik ise bagi güçlendirdi. Kadin bitkisel proteini arayip bulurken, erkek eti aradi, bu sayede bebekler, küçükler, çocuklar yasamaya basladi. Nesil devam ediyor yani. Avcilikta legen kaslari bebegi tutamayinca, kadin avciligin yerine topraga yerlesip, bitkisel proteini buldu. Aklima su geliyor, o otlari ayristirirken, kim bilir ne kadar kadin zehirlenerek ölmüstür, degil mi?
Kadinlarin sinirlari daralmaya baslamistir. Ot ararken kampin yakinindadir, hep. Çocuklar ve anne yemeklerini birlikte, erkek farkli mekânlarda yerler. Afrika’da ayni gelenek devam ediyor. Türkiye’de de bunu dogu geleneklerinde genellikle görmek mümkün.
Avcilik erkeklerin zekâsini gelistiriyor. Bireysel toplayici kadin, alt-kültüre hapis oluyor.
Avcilar arasinda dayanisma, dostluk, esitlik duygulariyla güçlü toplumsallasma baslar. Duyular ve algilar gelisir. Hayvani avlarken, dikkat, inatçilik, mücadelecilik, cesaret, kurnazlik, yorumlama yetenegi, göz boyama, aldatma, tuzak kurma gelisir.
Kadin da zehirli bitkiler karsi uyanik olacaktir. Çocuguna iyi bir bakim saglayacaktir. Çocuk üzerinde iktidar baslar, çünkü çocuk kadin soyu olarak bilinir.
19 yüzyilda anaerkillik göklere çikarilir, Engels de ayni tezi benimser. Günümüzde kadinlar ve feminizm bunu yararci olarak kullanir.
Kadinin altin çagi mitostur, kimilerine göre. Fakat çocuklara annelerinin isimleri soyad olarak verilir.
At erkeklik simgesidir. insanlik kadin figürleriyle ifade edilir.
Bu kadinlarin yaratma, diriltme gücünün ifadesi olmakla birlikte diyalektik olarak ölüme de gönderme yapilir. Yasamin odagi kadindir. Erkek silik kalir. Yarali, dizleri üstüne çökmüs, yenilmis erkek resimleri, erkegin silikliginin emareleridir.
Paleolitik çagda ‘’bütün kararlar birlikte alinir’’. Dokuz binlere dogru kadinlari temsil eden eserler azalir.

Gerçek tarim Isa’dan önce alti bin bes yüz’de Iran, Türkiye ve Filistin’de baslar. Çömlekçilik, tahil saklanmasi için, kadin bulusudur. Dokuma, deri islemeciligi, örmecilik, sepetçilik vb.leri kadin buluslaridir. Türler azaldikça, avcilik tehlikeye girer, ehlilestirmelerle sürüler edinilir, erkek çoban olur, bu kez. Avciliktan tarima geçildikçe, kadinin gücü çarpici olur. Neolitik toplumlarin merkezi kisiligi anadir. Çatalhöyük’teki tanriça heykelleri, I.Ö. 6500-5600, örnekleridir.
I.Ö. 4500 ‘de Filistin’deki tanriçalar seytansidir.

Eski Hintlerde, Pers, dogu Avrupa, Akdeniz’den Hindistan’a kadar su, toprak, hava ve gök tanriçalari, anadir. O egemendir, fakat yönetmez denir.


Aliye Özlü

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here