Kadin Çok Sey Ister – 8 Mart Kadinlar Günü Ardindan…

0
7
Insanin gizine, gizil güçlerine isik tutan felsefe; psikoloji, antropoloji ve mitoloji adli çocuklariyla bu kez de otuz yedi bin yillik disil ve ardindan kadin tarihine girer, biz de bunlari görüp bos duramayiz.
Geçmis insanini anlamak, bu günkü insanin yaninda olmak, kategorilesmeksizin gelecek insanini düslemek, cins ayrimciliginin kismen nedenleri. Aristofanes’in Androjen Devrim teoreminin açilimi, cinsler arasindaki ilk is bölümünün ortaya çikisi, kadin ve erkek arasindaki degis-tokusla, cinslerin tamamlayiciligi, kadinlarin sinirlarinin yada alanlarinin daraltilmasi, çocuk bakiminin her anlamda kimin üstlendiginin ne zaman ve nasil basladigi, çocugun sadece kadin soyunun devami oldugu, Yunan demokrasisi sürecine kadar çift kavraminin dogusu, kurakligin baslamasi, avciligin yoksullasmasi ile evcillestirmenin varsilligi, erkegin bu sürede insan soyunun devaminda kendi tohumunun önemli oldugunu fark ettigini sanmasi, hatta biricik oldugunu sanip, böyle ileri sürmesi, sabanin kesfedilmesiyle erkegin topraga hakimiyeti, tarimsallasma, cografi kosullarin elverissizligi gerekçesiyle yiyecek yoksunlugu, ilk savaslarin ortaya çikisi, erkegin tohumunun evcillestirmelerde fark etmesiyle hukukun ve dinin altüst olusu, ‘’üstün’’ kadinin indirgenerek asagilanmaya baslamasi, anneden çocuga geçen isimlerin hizla degismesi (Al Hat, Al Uzza, Al Monat gibi), tanriça tapinaklarinin Ali tarafindan yiktirilmasi, tarihe adim atildiginda kadinin dislanmaya baslamasi ve birinin ötekinden yoksunlugunun akil almaz sonuçlari, Aristo’nun ‘’kadini dölleyen erkektir’’ ‘’Kadin da erkekten dogmustur’’ söylemleri, kadinin saygi ve sevgiden öte sövalyelerin eglence nesnesi olmasi, kilisenin seytan dedigi kadini dislamasi, cinsiyet farkini en aza indirgemeye çalisan Descartes’in kadini her meslekte görmek istemeleri, Fransiz devrimiyle tanrinin ve babanin katlinin baslamasi, Rosa Luxemburg Clara Zetkin, Kollantai gibi sinifsal mücadelenin önemli isimleri, Fransa ile S.S.C.B. 1948 tarihinde Insan Haklari Bildirgesi’nde kadinin öneminin vurgulanmasi, fakat tarihte kadinin toplu ayaklanmasinin hiçbir yerde görülmemesi, göçebe hayatinda evlilikten söz edilmez.
Yerlesik Yunan kentleriyle ailenin gündeme gelmesi, Miras Hukuku’nu zorunlu kiliyor gibi gözükse de erkegin çaglar boyunca kadindan korkmasi, tarihle baslayan aile kurumunun kutsalligi, bu gün hala bir çok toplum bilimci tarafindan desteklenmekte, sirin gösterilmekte, kurumun bir sekilde dokunulmazligi empoze edilmektedir.
Cins ayrimciligi öncesi, daha az gereklilik söz konusu degil, yasam kendi elleriyle kotariliyor, zevk aliniyor, sevginin sicakligi yasaniyor, sevginin yoklugu insanin yok olusunu getiriyor. Ayrilik; yararsizlik ve ölümü karsimiza getiriyor.
Günümüzde de özerklesme, bireysellesme, baglanmama adina , baglanmadan özverili olma kotarilamaz, ben-ler yüceltildikçe sen-ler ve biz-ler asagilaniyor. Insanlarin yasamlarinin ellerinden çalinmadigi üretim ve üreme kosullari, pastel renklerden uzak, hiçbir ayrimciligin olmadigi, ayrimsiz, engelsiz, çarpitilmayan yeni bir toplum düsüncesiyle bizi donatan tüm köklerimize her zaman tesekkür ediyorum. Bende böylesi anlayislarimi aktarmak ve gelistirmek istiyorum.
Tarihin kötümserligine ragmen yüregimi sicak tutan gelecege yönelik, ayrimsiz, iki cinsin, gerçeklige, her seye ragmen ideal birlikteligini, Aristofanes’in Androjen Devrimi, yani hem kadin olma hem de erkek olma teoremi.
Baslangiçta insanlik birbiri içinde eridigi için, düsünülebilecek en güzel bütünlügü yaratan bir çiftten olusmaktaydi.
Bu güç ve güzelligi, kiskanç tanrilar iki esit parçaya böldüler. Birbirinden ayri düsen erkek ve kadin, bundan böyle tek istekleri olan yeniden birlesmeyi, birbirlerinin içinde erimeyi özlediler.

Androjenlik mitosu, bütünlesmeye ulasmayi getirir. Ataerkil ideoloji de bu simetri yerine asimetriyi ikame ederken kendi yok olusunun tohumlarini atmis oluyor.

Insanligin baslangicini anlatan mitoslar ve çesitli felsefi düsünceler erkeklikle kadinligi, üstün ve asagi seklinde karsi karsiya getiren ikili bir kategorilesme sistemine dayalidir. Buradan geçmisin insanini anlayarak gelecegin insanina gelmek istiyorum.
 
Aliye Özlü

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here