Kalpten…

2
148
Bir insani tanimanin en iyi yolu onunla mektuplasmaktir.
Bu bir mektup. Bu seni daha çok tanimak istedigim anlamina geliyor.
Sana bu mektubu nasil yazdigimi anlatayim.
Masamdaki çekmecede kocaman bir defterim var. Defterimin kapaginda da söyle bir isim: Kahraman Mektupçular.
Yüzlerce kahraman var bu sihirli defterin içinde. Ama çoguyla tanisamadim henüz. Ne ben, ne de bir baskasi.
Bir mektup yazacagim zaman defterimi açar onlarla konusurum önce. Içlerinden birini ya da birkaçini seçer, sonra da mektubumu yazmaya baslarim. Böyle diyorum ya, pek öyle kolay bir is degildir bu. Inatlari tutar bazen. Nuh der, peygamber demezler o zaman.
Bir mektup yazmak için, defterimi çekmeceden çikardim; rastgele bir sayfasini açtim.
Karsimda bir kus vardi.
Seslendim:
-Hey kus! Yazacagim mektupta bana yardimci olur musun?
-“……..”
Beni duymamis olacak. Dönüp yüzüme bile bakmadi. Yokusta uçarken yoruluyor muydu bu kuslar? Duymasi için yanina yaklastim. Tam yolun sonuna varmistim ki, havalandi, gitti kus.
Sayfalari çevirdim.
Bir tavuk.
Sayfanin üzerine egildim. Üzerine serdigi yorganin üzerinden omzuna dokundum.
-Sen ne dersin? Yazacagim mektupta bana yardimci olur musun?
-“Saat yarim oldu, su sayfayi çevir de uyuyalim artik derim.”
Çevirdim.
R’leri söyleyemeyen yavru bir köpek. 
-“Pssst” diye seslendim.
Onu da uykusundan uyandirmis olacagim ki,
“Higggg” diye higladi yavru köpek.
Hizla çevirdim.
Bir kaplumbaga agir agir geziniyordu sayfada. 
-“Nasilsin kaplumbaga kardes?” diye sordum,
-“Iiiiiiyyyyyyyiiiiiiyyyyiiiiimmmm bbbeeeenn sssseeeennnnn nnnnnaaaassssii
Tam sayfayi çevirmek için elimi uzatmistim ki, sayfa kendiliginden çevrildi. 
Sazan baligi sayfalarin arasindan kafasini uzatmis yüzüme siritarak bakiyordu.
Bu sayfayi da çevirdim.
Çevirdim.
Çevirdim.
Küçük Prens! Gözlerimi oguslayarak bir daha baktim. Yine Küçük Prens!
-“Hikayenizi okudum!” dedim. “Gezegeninizi ve çiçeginizi biliyorum. Küçük Prens! Küçük Prens! Çiçeginin bütün nazina ben katlanirim. Beni sen anlarsin. Bir mektup yazacagiz.”
-“Imkansiz!” dedi. “Gezegenim eskisi kadar küçük degil. Artik sandalyemi bir kimildatmayla bir günbatimi daha göremiyorum. Günde sadece bir günbatimi görebiliyorum ve onu kaçirmamaliyim. Ne olur beni anlayisla karsilayin, bugün olamaz.”
Bir bu kadar kahraman daha reddetti beni. Simdi burada hepsini anmak hem uzun olur, hem de gereksiz.
Çevirdim…
Çevirdim…
Çevirdim…
Çevirdim…
Bu benim kalbimdi.
Oraya nasil, ne zaman girmisti?
Kalbimle bir sayfada bas basa miydim?
Dertlesecek miydim?
Aman Allah’im birileri görse!…
Ne kadar da pörsümüs bir kalbim varmis…
Kalp… Yazmasi varmis, konusamazmis.
-“Dostum” diye basladim söze, “neden konusmuyorsun?”
Dudaklarini büktü… Elimden kalemi aldi.
Söyle yazdi:
“Ben senin kalbinim. Kalpler konusamaz. Ancak yazabilirler. Ben iyiyim merak etme. Ama burada sikistim biraz. Ben kalbim, kirilabilirim, bana gelen yol inceciktir, o yolu yürümek zordur.
Ben kalbim… Ne söyleyecegimi hiç bilemem, heyecanlanirim. Söylenecek çok sey varken sözün en söylenecek yerinde bitebilirim… Ben kalbim. Kalemim asktir benim.“
Muhammed Yeniyil

2 YORUMLAR

muhammedyeniyil için bir cevap yazın İptal

Please enter your comment!
Please enter your name here