Kaybetmeler Üzerine…

3
97

Aglayarak basliyoruz hayata. Aslinda aglayarak degil de gözyaslarimizi kaybederek basliyoruz yasamaya… Ne tuhaf degil mi? Hayata gözlerimizi açarken bile bir seyler kaybetmek. Haklisin bence de çok tuhaf.

Önce gözyaslarimi kaybettik simdi sira masum bir o kadarda tatli olan gülümsememiz de. Önceleri o kadar çok ve içten gülümsüyoruz ki hayat bunu kiskaniyor sanki. Yavas yavas gülümsememizi istemezcesine bizi aglatan, üzen sebepler doguruyor. Zamanla gülümsememiz de kaybediyoruz ve her sey sahtelesiyor. Daha az ve daha yapmacik gülümsüyoruz artik.

Zamanla büyüyoruz ve artik okul basliyor. Simdi ise kaybettigimiz sey oyun vaktimiz. Bizim için belki hayat memat meselesi olan oyuncaklari oyun vaktimizi de elimizden aliyor hayat. Ne zor bizim için degil mi? Elimizden oyuncagimizin alinmasi. Korkuyoruz almasinlar diye ama ne fayda…

Okullar açildi ve bir sürü insanla tanistik. Hepsi çok farkli, insanlar. Ilk zamanlar tanimaya çalisiyoruz. Sonra sevdigimiz oyunlari birbirimize söylüyoruz. Oyunlar oynayarak, sarkilar söyleyerek arkadas oluyoruz. Bazilari ise daha samimi odlularimiz, onlarda en iyi arkadas oluyoruz. Bazilari ise daha samimi odlularimiz, onlarla da en iyi arkadas oluyoruz. Zamanla o arkadaslar ve en iyi arkadaslarla sirlarimizi paylasiyoruz.

Günler geçiyor ve onlarla anlasamiyoruz veya bizi sattiklarini anliyoruz. Ilkokulun bittigi belli oluyor artik. Çünkü en iyi arkadaslarda satiyor ortaokullu olunca.

Artik ortaokullu olduk ve büyüdük biraz. Yavas yavas arkadastan daha iyi bir sirdas ariyoruz ve dost diyoruz buldugumuz insana. Dost bizim için en samimi insan, sirdas oluyor ve her seyinle açiliyorsun ona. Onu koruyorsun oda seni, onu seviyorsun oda seni seviyor. Sonra liselere giris sinavi çikiyor ortaya. Dostumuz bundan sonra rakibimiz oluveriyor ve bir defa daha satiliyoruz.

Hedefim olsun yeter diyoruz. Ben doktor olacagim, ben ögretmen olacagim, ben polis…

Diye binlerce hedef. Artik robot gibi ya da ögrenci deyimiyle inek gibi çalisiyoruz. Hiç araliksiz, molasiz. Artik o hedeflerin askiyla yanip tutusarak giriyoruz sinava… Çok umutluyuz, kesin kazandim diyoruz. Tabii ki sonuçlar belli olana dek. Artik hedeflerimizi de kaybediyoruz. Puanimizin yettigi bir liseye gidiyoruz.

Artik hedefler 2. plana atiliyor. Liseli olduk bir sirdas lazim bize degil mi? Ama arkadastan ve dosttan daha kalici. Ona da yeni tarifle “kanka”  diyoruz. Açiliyoruz artik ona, basliyor sirlarla dolu sohbetler… Fakat bu da olmamis. Kankan sevgilisini senden kiskanmaya basliyor ve bitti diyoruz. 2. plan devreye giriyor.

Dersleri telafi, ben; “tm ( Türkçe-matematik ), fen ( sayisal), sosyal (sözel) dil ( yabanci dil)” istiyorum diye bölümler belirleyip çalisiyoruz. Karne zamani geliyor anliyoruz ki olmuyor, geç kalmisiz… Bunu da kaybettik. 

Artik bizim için hayali hedefler, hayaller ve umutlar kaliyor geriye. Soruyorsunuz simdi kendine güven nerede kaldi? O çoktan uçtu kaçti bizden. 

Aslinda ilk hedeflerimizle beraber kendimize olan güvenimizi de ta bastan kaybetmiyor muyuz? Ne dersiniz?

Sonra ben (polis) olacagim umuduyla yasamaya basliyorsunuz. Herkese söylüyorsunuz. Onlarda size basaramayacaksin diye sebepler listeliyor kâgitlara, ormanlarca agaci tüketerek. Artik seni bugüne kadar hiç satmayan insana “kanks” diyerek birinizi teselli ediyorsunuz.

3 YORUMLAR

  1. Kaybetmelerki kazanmalarin baslangicidir kaybetmelere üzülmek yerine yeni baslangiçlari beklemek gerek :)güzel ,içten we çok dogal bir yazi olmus. yüregine saglik

  2. okumaktan zevk aldim gülümsedim bi an suan lisedeyim ve liseye kadar yazdiklariniz tutuyor sonrasi için biraz bilgim olmus oldu güzel bi paylasim olmus=)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here