Keske – Derin Düsünce

6
274
KESKE
Nereye nasil geldigimi bilmeden savruldum aslinda su dünya sahnesine..
Gecenin karanliginda, karanliga anlam yüklemek misali… Derin sessizlikte ses nedir bilmemek bir nevi…
Sonrasinda bizi sevgiyle doyurup, sefkatle büyüten bir çift göze degdi gözlerim… Adi melekmis ben bunu zamanla ögrendim. Allah- ü Teala’nin emanetiymisim megerse, o sefkat dolu yüregin beni hayata hazirlayacak oldugu. Düse kalka, aglaya oynaya büyüdüm ve okul çaginda ki çocuklarin arasinda buluverdim kendimi. Sirtimda kendi agirligimin yarisi kadar ki bir yükle, masmavi önlügümün ve renkli ayakkabilarimin içinde, yeni bir oyun ögrenirmisçesine sevinirdim, “okul” nedir onu bile bilmeden… Onca arkadas ve küçücük boyumun yarisi kadar ki siralara merhaba dedim ilk kez, neler neler ögrenecegimi kestiremeden… Harfler, sayilar, oyun hamurlari, abaküs boncuklari derken ilkokul anilarimin bize veda edecegini ve sadece düs dünyamin derinliklerinde anilacagini hissettirdi ögretmen ve arkadaslarimin karne gününde ki ayrilik bakislari…
Bu ayrilik canimin içinden can alip bir daha vermemis gibi bir his uyandirdi adeta, sonsuz boslukta uçsuz bucaksiz bir dal gibi, nereye savrulacagimi merek edercesine…
Derken lise de buluverdim kendimi, azgin bir nehirde durgun bir çöl gibi…
Yepyeni arkadaslar, kampüs niteligindeki okulum ve onlarca ögretmen…
Hepsinden korktugum gibi bir o kadar da alismaya çalisiyordum, yepyeni sayfamda, esi benzeri olmayan umutlarimla… Korkuyordum evet… Ve korkmaliydim da… Agirdan esen meltem rüzgarlari gibi tenimde, bedenimde, ruhumda buluyordum hayatin tüm pisliklerini…
Savunmasizca gölde çirpinan balik gibi ne yaptigini bilmeden ve tek bildigi seyin “pismanlik” oldugunu bilen bir zavalliydim üstelik, tüm bu eksikliklerin ezikliginden ruhumu arindirmaya çalisan. Ilk önce kendimde aradim bu denli kördügümün sebebini, sonra ise etrafimdakilere bakarak almaya çalistim en güzel örnekleri… Lakin bu çokta kolay olmadi, zordur en nihayetinde hayat çikmazinla ugrasmak. Sabir gerektirir, sogukkanlilik ister… Fakat kendini yalniz hissetmenin de getirdigi buram buram terk edilmislik kokusu, ne hayallerimi birakti geriye bir nebze de olsa ayakta durabilmemi saglayan, ne de umutlarimi…
Simdi ise lise 4 ümdeyim… Bitecegini, bir gün son bulacagini hiç düslemedigim okul serüvenimin bitis çizgisindeyim… Her seyin öncesiyle, geçmisiyle duygularimi yordugum gibi, gelecegimi de rahat birakmiyorum tek yaptigim sey düsünmek, plan kurmak olsa da…
Her günüm yanlislarimi paket yapip onlari olabildigince uzaga atmakla geçiyor, gelecegimi keskesiz, nedensiz sonlandirmak için… En güzelini, en kiymetlisini yasamak ugruna yaptigim birçok sey karsisinda, cahilligimin, bilmemisligimin sebebiyle yapamadigim bir sürü sey…
Akla mantiga sigmayan, kendime yaptigim haksizligin adaletsizligi belki de tüm bunlar. Kendime çektirdigim bir izdirap. Bitmek tükenmek bilmeyen yanlislarimin burukluguyla, gelecekte de yapmaktan korktugum hatalara karsi bir çesit önlem …
 
Hayata “merhaba” deyisimle, “elveda” deyisim arasinda ki uçurumlarin ruhuma islemis oldugu yaralar keske iyilesse…
Keske küçük bir çocukken ki oyunlarima dönüsüverse su derin izler birakan acilarim en umulmadik anlarimda, sürpriz yaparcasina…
Keske bir kez daha gülümsese bana hayat, annemin küçük bir tebessümü gibi…
   ayLin_
 
 Dogal görünen her seye edebi bakabilmek…
Gerçeklerin arasinda “sir” aramak gibi…
Farkli olmayi istemek ve onun da vermis oldugu farklilik hissi ile farkli oldugunu hissetmek… Farkindaliginin belirsizligi…
Yalnizliginda yaninda zincirlemis oldugu derin sessizlik ve onunda arkasindan sürükledigi derin düsünce… Bir objeye sadece bakmak degil, baktigin seyi görebilmek, edebi bakabilmek…
 
Insanlarin her aninda kendini ister istemez orda buldugu ve fark edemedigi bu ruh hali ortak noktasi degil midir insanlik öyküsünün?
Kimi sabahin bagrinda, günesin masmavi denize gülümsedigi o anda, maviliklerin derinliklerinde bulur kendini, kimi ise evinin balkonunda kahvesini yudumlarken islek bir caddeden gelen fon ile nereye baktigini bile kestiremeden kösedeki kaldirim taslarinda… Bu durum tüm insanlar için ayni degil midir? Hayatinin her kösesinde kisisel aynalarinda ki tüm gerçekleri, dertleri, çözümsüz sorunlari belirir en umulmadik zamanlarda ve gülümser insana acimasizca… Sonra bir bakmissin, sorunlarinin, bitmek tükenmek bilmeyen dertlerinin içinde hayata dair planlar hazirlamaya çalisirken bulmussun kendini… Nerde oldugunu, neleri yasadigini göremeden…
DERIN DÜSÜNCE
Ertelenmek bilmeyen bu kaybolus, hiç mi sonlanmayacaktir hayat denen çikmazda?…
Hani derler ya her son bir baslangiçtir diye; bu baslangiç hiç mi gülmeyecektir insanin suratina?
Her gece derinlerde kaybolup, her sabah derinlere mi günaydin diyecek bu beden?
Yorulmadi mi artik?
Bikmadi mi hayatin monotonlugundan?
Usanmadi mi her seferinde hayata yenik düsmekten?
Pes etmedi mi hala haksizliklarin adaletsizliginden?
Farkina varmadi mi bedeninin sag, ruhunun yarali oldugunu?
Hala uyanamadi mi derin uykusundan?
Merhaba diyemeyecek mi hala son duragina?…

6 YORUMLAR

  1. Bu aralar benim de en çok özledigim seyler bunlar dostum!öyle güzel yazmissin ki!inan bana gözlerimden bir kaç damla düsmesine ramak kaldi okurken…özledimmmm…

  2. Bazen teselli beklerken aglayan arkadaslarima teselli vermek simdi gülümsetir yüzümü .Birde dizlerimde simdi koyu renkteki lekeler, sebebini sevdigim geçsin istedigim ama izine sevindim lekeler mutlu ediyor simdi beni.

    🙂 Karne almaya biraz hizli gitmisin mükemmel eline saglik.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here