Kimsiniz Diyorum, “Romeo’nun Arkadasi” Diyor! – 1 Nisan Sakasi

2
29

Yogun bir günün ardindan en sevdigim ve yaptigim rutin seylerden biri eve gidip önce bir dus almak ki; bu yaz kis hiç fark etmez, sonra odama çekilip iki üç satir yazi yazmak. Herhangi baska birçok isten vazgeçebilirim. Yemek yemek, televizyon – dizi izlemek, kitap okumak, esle dostla sohbet etmek v.s ama mutlaka her gün yazarim. Yazdigim konunun önemi yok. Önemli olan yazmak. Bazen isten eve dönerken otobüste rastladigim insan portrelerini bile yaziyorum =) ne isime yarayacaksa!

Iste yine böyle yogun bir günün ardindan eve döndügümde telefonumun “The Rasmus’dan in the shadows” müziginin çalmasiyla:

“Efendim “yanitim bir oldu.

“Merhaba “ diyen tanimadigim bir numaradan tanimadigim bir ses!! Hayirdir insallah!!

Kimsiniz diyorum Romeo’nun arkadasi diyor!!!

Hangi Romeo diye soruyorum tabi istem disi, çünkü Romeo diye birini tanimiyorum ve ayrica beni arayan bu telefonun ucundaki kisiyi de tanimiyorum.

Jülyet’in sevgilisi diyor adam yaa=)) Allah Allah su Sekspirin yazdigi oyundaki karakterler geliyor aklima da, hadi canim uçma istersen, çik su hayalperestlikten diyorum kendi kendime ne alakasi var isim benzerligi sadece diye düsünüyorum, lakin adam israrla ya su sekispirin (aynen telaffuz bu yalniz=)) oyunu yok mu aha oradaki Romeo diyor !!! Allah’cim ben kesin erdim=))

“Peki, sizin isminiz ne?” diye soruyorum gayri ihtiyari

“Ismim Suat “ yanitini alinca, kafam yeniden karisiyor tabi. Ya bu Romeo ve Jülyet oyununda Suat diye bir Türk ismi kullanmis olabilir mi sekspir acaba???  Hem telefonun ucunda adinin Suat oldugunu söyleyen kisiyi dinleyip bir taraftan da “vay be adam kendini Romeo’nun arkadasi olduguna baya bir inandirmis diye düsünüyorum.

“Peki, hangi Suat?” diye aninda bir soru daha yapistiriyorum adama.

“Romeo’nun arkadasi Suat dedim ya “ diyor adam. Sanirim biri beni kekliyor. Zaten keklenmeye öyle müsait oluyorum ki bu saatlerde=)) Saftirik midir nedir, bütün arizalar beni bulur zaten böyle miknatis gibi bir çekiciligim var bu konuda.

“Yanlis numara sanirim ben ne sizi ne de arkadasinizi tanimiyorum” deyip telefonu kapatiyorum.

Açiyorum bir müzik “classical Mozart 7 th “ yaziyor. Klasik müzigi severim dinlerim. Hepsini degil tabi, bazilari kafamin içinde davul çalan, bir alçalan bir yükselen melodilerden olusuyor. Ama sor bana Betofin kim, Mozart neyin nesi, yok Vivaldi ne istir isim olarak bilirim de sahsi tanismisligimiz herhangi bir muhabbetimiz yoktur kendileriyle=))

Ama Fazil Say’i biliyorum bak. Bir keresinde konserine gidip dinlemistim. Ee sahneye yakinligimi düsünürsek bayagi samimi de oldugumuzu düsünebilirim. Lakin o kadar yakinligima ragmen adam dönüp bir bakmadi tabi o da ayri bir konu. Sanirim o vakit Hande Ataizi ile ilgileniyordu=))

Tam ben aksam için ne yapacagimin plan projesini aklimdan geçirirken telefon yeniden çalmaya basladi. Bir baktim ayni numara!! Hay alam çattik. Simdi açmakla açmamak arasinda gidip geliyorum, lakin serde merak denilen o muazzam duygu aç aç aç diyor. Ya tahminimce biri gerçekten benle kafa filan yapiyor da kim o biri, iste bütün mesele bu diye düsünüp açiyorum telefonu alooo…

“ kusura bakmayin tam konusurken sarjim bitti” !!! “affedersiniz”, “arkadasin telefonuna taktik karti hehhee” bak densize yahu birde gevrek gevrek siritiyor!!

“bakin sizi tanimiyorum, sanirim yanlis birini ariyorsunuz” deyip tam kapatacakken telefonu

“siz Ayse Hanim degil misiniz” deyince daha bir merak sariyor beni. Simdi evet desem bir türlü, hayir desem iki türlü… Neyse durup ne istedigini sormaktan baska çare görünmüyor diye düsünüp, “evet benim, konu neydi peki” diye sorup olayin tamamina vakif olayim diyorum.

“simdi efendim siz beni geçen gün Romeo ve Jülyet oyununda izlemissiniz ve begenmissiniz, arkadaslar söyledi, yeni oyunda bana da bir yer verip vermeyeceginizi ögrenmek için meraktan aradim sizi. Hem telefonunuzu da birakmissiniz”

Haydaaa!!!

Ya kesin bir yanlislik var da, zira ben  ne saydigi isimleri taniyorum, ne de söyledigi oyunu izledim. Yani her bir seyimi okur merak ederim bu oyun nasip olamadi iste ne yapayim simdi. Kendimi strese mi sokayim??

“Nerede izlemisim peki ben sizi?”

“Romeo ve jülyet oyununda “

Hay alam yaa düsün düsün hatirlamiyorum böyle bir oyuna gittigimi… Hem ayrica ben bir oyun yönetmeni filan da degilim.  

“Yok, yanlisiniz var” diyorum.

Alingan bir ses tonuyla “peki peki zaten umursamaz ve burnu büyük biri oldugunuz tipinizden belliydi” diye bütün sanat kariyerini bir anda bitiriyor=))) kamera sakasini telefondan mi yapiyor biri diye düsünmüyor degilim, bu arada morarmis bir vaziyette “tipim mi?”

Tipimi nerden biliyor bu yahuuu diye düsünüyorum. Simdi aklimdan geçenleri siralayacagim bisi beni engelleyip duruyor. Hani bilsem söyle yakinlarda bir yerde gidip kafa göz Allah ne verdiyse… Sinir kat sayim kaç milyon sayamiyorum. Öyle de bir yorgunum neredeyse belediyeden yürüyen yol talebinde bulunacagim yani=)) buna ragmen sakinligimi koruyup telefonu kapatiyorum. Bir taraftan da evde dönüp duruyorum. Kim kim kim kim sorusu beynimde zikzaklar çizerek.

Aman, deyip tam aksam planlarima geri dönecekken bu sefer telefonuma bir mesaj geliyor. Neyse ki bu tanidik biri. Yüzüm de gülümseme yaratacak sevdigim bir dost=)

Merakla mesaji açip bakiyorum, “ bu gün günlerden ne?” eneee bu gün günlerden ne?

1 Nisan =)))

Yuhhh diyorum kendime baska da bir sey demiyorum. Tabi olayi az da olsa kavradim da. Telefondaki kisiyi merak da etmiyor degilim. Adam ya tiyatrocu ya tiyatrocu yani, çünkü hiç renk vermeden o kadar konusmayi nasil becerdi. Ben olsam bir yerde güler, kahkahayi basar ziyan ederdim sakayi filan.

Hemen ariyorum sevgili dostçugumu ve olayi soruyorum. Burasi daha bir komedi=)) meger bu Suat’in da sakadan haberi yok. Benim yazarlik egitimi için gittigim bir sanat kurumunda o da tiyatro egitimi alan bir ögrenci. Yeni ve biraz da safça olmasi ahada budur dedirtmis. Bizim gruptakiler insanlara tabiri caizse halk arasinda “esek sakasi “ babindan komiklikler yapacaklar ya. Kurban olarak Suat ve beni seçmisler. Ne o beni tanir ne ben onu. Tabi sakanin bir parçasi. Çocuga demisler ki; ya Suat geçen oyunu izlemeye gelen bir sanat yönetmeni vardi ya ( gözlüklü çatik kasli sinirli bir tip) iste onun adi Ayse bilmem ne, senin performansini, dogaçlamani epey begenmis. Yeni oyununda yeni yüzlere ihtiyaci varmis. Telefonunu birakti müsait oldugunda beni bir arasin dedi=))) çocukta yana yakila ondan arayip duruyor tabi. Haberi olmadigi içinde dogaçlama yapiyor gayet=)))) bende tiyatrocu diyorum ee yanlis tahmin etmemisim bir taraftan da zaten.

Tabi tüm bunlardan sonra ona da saka oldugunu söylediler. Ve olay tatliya baglandi=))

Bazen sikildigimda beni gülümsetecek bir ani ararim. Düsünürken aklima geldi ve paylasmak istedim=))

Peki sizin bu tip anilariniz yok mu? Paylassaniz da çogalsak ya =)

Sevgiyle kalin…

Ayse’den…

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here