Kirmizi Öyküler (1. Öykü 7.Bölüm)

6
22

Çok geçmeden arkadasliktan dogup askin koca sularina dökülen bir nehre dönüstüler.

Özlemek denilen sey yastiklarina, duvarlarina, gecelerine sinmisti. Defalarca dolup bosalan kül tablalarin, göz kapaklarinin hemen ardinda bekleyen hayallerin, aglamaktan makyaji akmis gecelerin çaglar süren o karanlik rengini yasiyorlardi…

Bir süre sonra geminin arka tarafinda bir arkadas gibi bulusup konusmak, kokusunu duyduklari tene dokunamamak, bir sise rüzgârla yikanmis saçlarini içememek akillarina deli gömlegi giydirmeye basladi Olmuyordu. Birbirlerini bir gün dahi görmeseler kanlari çekiliyor, çildirislara iltica ediyorlardi. Artik biri siringaysa, digeri serum lastigi olmustu… Her ikisi de kriz geçiren hasretlere enjekte olmak için bekliyordu. Beklemekten kamburu çikmisti artik yalnizliklarin…

Bir gün Kaptan, sabahin ilk isiklariyla iskeleye gittiginde Zuhal ‘i orada aglarken buldu. Adamcagiz beynini asit havuzuna düsürmüs gibi yalpaladi. Cani yandi. Öyle bir sarildi ki sevdigi kadina , iste o saat kaçmaya ve çok uzaklara gitmeye karar verdiler…

Ama biliyorsun dedi Zuhal; ailemin zoruyla yapmis da olsam ben evli bir kadinim… Bunun senin için önemli olmadigina emin misin?

Kaptan sevgilisinin gözlerine bakti ve dudaklarina bir çift kanat takip onunkilere kondu …

Her seyi ayrintisina kadar planladilar. Adam deniz asiri seferler yapan bir yolcu gemisinin ikinci kaptani oldu. Bir süre denizlerde yasayacaklar sonra kendilerine en uygun olan yerde yeni bir hayat kuracaklardi. Sevginin saf maddesinden insa edilmis yeni bir yasam bekliyordu artik onlari…

Nitekim 13 Ekim sabahi Zuhal evden ise gidiyormus gibi ayrildi. Iki asik Karagümrük limaninin kapisinda bulustular. Kaptan yeni isine ve yeni hayatina attigi o ilk adimdan öylesine emindi ki, adimlari dogru karar vermis insanlarin ki gibi basiyordu topraga …

Tam otuz bes yil asklarini dünyanin bütün limanlarina kazidilar. Uykudayken bile birbirlerini özlüyorlardi. Bunun gelip geçici bir heves olmadigini, birbirleri için yaratilmis olduklarini artik kimse inkar edemezdi. Ne var ki her güzel sey gibi bu da bir anda geçip gitti. Kaptan emekli oldu. Bir kiyi kasabasinda güzel bir ev satin aldilar. Hayatta bir çocuk disinda istedikleri her seyi elde ettiler. En güzeli de birbirlerini hala ilk günkü gibi seviyor olmalariydi. Tek bir çatlagi tek bir kirigi bulunmayan yüreklerinin hala birbirleri için çarpiyor olmasina mucizenin gizli öznesi adini koydular. .

Her sey masal kitaplarindan kirpilip hayata yapistirilmis gibiydi. Lakin yillar sonra bir sabah evlerine bir sessizlik sokuldu. Kaptan karisina bir rüya gördügünü ve ölmüs oldugunu anlatti. Sonraki günlerde dudaklari sanki artik konusmamaya yeminliymisçesine çok nadir aralandi. Yasli adam o günden sonra en fazla üç saat uyumaya basladi. Aniden yataktan kalkiyor prostat telaslariyla balkona çikip gözünü uzaklara, çok uzaklara dikiyordu. Zuhal ise bunca yildan sonra yanindaki yastigin bos kalmasina bir türlü alisamiyordu. Denizin ve mutlu bir hayatin getirdigi enerjiyi hala yüzünde saklasa da, o da artik ihtiyar bir kadin sayilirdi. Ve kocasinin bu durumu onu hayatinda hiçbir seyin etmedigi kadar kahrediyordu.

Bir gece sabahligini giyip kocasinin arkasindan balkona çikti. Hala deliler gibi sevdigi adamin beyaz saçlarindan öptü, kokladi. Cebindeki tokayla saçlarini bagladi ve karsisina oturdu. Bir süre daha asik oldugu adami seyretti. Ve söyle dedi;
Çok mu mutsuzsun?

Adamin kederli gözleri hala uzaklara degiyordu. Seni böyle görmeye dayanamiyorum dedi Zuhal… Adam gözündeki bir damla yasi koluna silerek ses telleri kisilmis bir sinek gibi vizildamaya basladi;

– Olmuyor, yapamiyorum… Çok fazla zamanimiz kalmadi… Bu hayat… bu hayat yetmedi bana be sevgilim, doyamadim daha sana sarilmaya, doyamadim sabahin o ilk saatlerinde kokunla uyanmaya… Hazir degilim daha seni kaybetmeye anliyor musun. Ölecek ve bir daha seni göremeyecek olmak yakip yikiyor beni, içimdeki her seye tecavüz ediyor, canimi acitiyor artik… Silemiyorum bunu aklimdan, kaziyamiyorum bir türlü . Hala öyle çok seviyorum ki seni keske bunun bir çaresi olsa diyorum kendi kendime, keske bunun bir çaresi olsa….

Zuhal yerinden kalkip kocasinin boynuna sarildi. Gözyaslari adamin beyaz saçlarina karisti. Sonra kisacik öpüstüler. Dönüp tekrar sandalyesine oturduktan sonra ;

Biliyor musun dedi … Sana hiç yalan söylemedim ama bildigim her seyi de anlatmadim.

Adam telaslanir gibi oldu. Zuhal bildigi için kocasinin huyunu “telaslanma…” dedi hiçbir sorun yok… Kocasinin derin derin nefes alisini bekledikten sonra devam etti …

Su an sana anlatacagim seyleri aslinda bilmemen gerekiyor. Bu yüzden biraz korkuyor ve endiseleniyorum. Ama senin bu halini gördükçe, inan her gün tekrar tekrar, defalarca ölüyorum? Beni simdi çok iyi dinle olur mu bi tanem

*

Bundan yüzyillar önce cennette yasiyorduk. Senin güzel bir karin vardi. Belki de meleklerin en güzeliyle evliydin. Ama biz birbirimize hayir diyemedik. Vazgeçemedik. Ayrilmaktansa günahkar olmayi tercih ettik. Tanriya gidip her seyi anlattik. Ve bizi sonuna kadar dinledi. Sonra kutsal adaletin gereklerini anlatti. Zaten her seyi biliyorduk, raziydik cezamiza…

Iki melegin ask için günahkar olmayi seçmesine kizmadigini, dahasi erdemli bile buldugunu söyledi tanri ve aynen sunu ekledi; Ancak… ; bu askin mükafati oldugu gibi, ihanetinizin de bir cezasi olmali …

Askimizin ödülü; dünyaya gönderilmek ve alti kez reenkarne olup birbirimize tekrar, tekrar asik olmakti. Alti insan ömrü boyunca yasanacak büyük bir askti bize vaat edilen. Yalniz Tanri’nin bir de sarti vardi elbette. Bu sirri sen, yani erkek melek bilmeyecekti. Her seferinde ne pahasina olursa olsun disi melek erkegi bulacak ve o sonsuz aski baslatacakti. Her ne sartta olursa olsun erkek melek bu sirri ögrenirse sayet ,cezamizin verilecegi yedinci hayatta çekecegimiz çile ona göre artacakti.

Ve simdi artik sen bu sirri biliyorsun… Erkek melek, sirri ögrendi bi tanem… Bu yüzden korkuyorum, çok korkuyorum anliyor musun?

**

O, agzinda kaktüs çigniyormus gibi duran, avurtlari çökük ihtiyar bir anda ayaklanip bagirmaya basladi. Ne yani dedi seni bir sonraki hayatimda da görebilecek miyim? Zuhal sasirmisti. Böyle bir hikayeye hemen inanmasini beklemiyordu. Inandin mi dedi kaslarini kaldirarak. Tabi ki inandim… dedi adam, seninle yasadigimiz bu askin daha baska ne gibi bir açiklamasi olabilirdi ki… Ihtiyar ayaga kalkip karisina sarildi. Sanki bir delikanliymis gibi belinden kavrayip ayaklarini yerden kesti. Onu önce boynundan sonra dudaklarindan öpücüklere bogdu. Hemen içeriye kosup bir kirmizi sarap açti ve gökyüzüne bakip dakikalarca Biliyordum diye bagirdi, biliyordum…Biliyordum!

O günden sonra tekrar eski günlerde ki gibi huzurdan ördükleri hayatin içinde sicacik bir ask yasamaya devam ettiler. Ölene kadar her gün bir öncekinden daha güzeldi..

Günesli bir nisan sabahi Kaptan uykusunda öldü, ondan iki yil sonra ayni tarihte de Zuhal ‘in gözleri kapandi…

Zavalli kadincagiz bir sonra ki hayatta ne olursa olsun sevdigi adami görebilmek için son nefesini verirken dahi sürekli tanriya dua ediyordu.

6 YORUMLAR

  1. Bu eser Antalya 11. Noterligi tarafindan 30476 sayili belegeleme numarasiyla 19.11.2007 tarihinde sahsima yani Eflatun 'a ait oldugu beyan edilmistir. Günesener denilen sahsin bu öyküyü kendi kaleminden çikmis gibi sundugunu üzülerek belirtmek isterim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here