Kisacasi, Ask Adami Adamliktan Alikoyuyor!

5
105

Kalbimin yönetmeliginde bir hikâyeyim ben. Sakincali bir kahraman yaratmisim kendi özümde. Yasak kelimelere aldiris etmeden kendimi tanimliyorum önce yavastan. Ezeli bir ask düslüyordum gecelerce. Ivme kazandirmistim rüyalara ertesi gün eylem yapan isçiler gibi dökülüyordum yollara… Ve kazani kaybedeni olmayan bir aksamda yagmur islatadursun saçlarimi, ben gidiyorum bilmedigim bir yerlere…

En nihayetinde yakasina yapisiyor ask insanin. Birakmiyor öyle kolayca haliyle. Otuzüçlük tespih tanesi gibi salliyor önce elinde sekilden sekle, sonra balik lokantasindaki baliklar kadar çaresiz ve umutsuz birakiveriyor haliyle…

Ask; önce içine sindiriyor cezp etmek için. Sonra adamdan koyulusun tadini enjekte ediyor vücuduna. Kendinden geçip düne kadar baskasi olan kisiye variyorsun her defasinda. Siddetini ölçemiyorsun altina aliyor eziyor, büzüyor, sekle sokuyor insani. Adam ediyor önce, sonra bir gün adamligini aliyor amma velâkin. Kabinin sinirlarini genisletmis oluyor çünkü sigamiyorsun ask degince gözlerine. Sonra tarini-taragini toparlayip çekip gidince ask, bes beden büyük geliyor hayat artik. “Gel de içme, gel de vurma daga tasa” gibi bahaneler üretip unutmaya çalisiyorsun; olmuyor, yetmiyor… Ask terk etmiyor aslinda, kanca takip sürüklüyor adami. Sen misin aska bir kere bulasan diyor, yakiyor gemileri. Bosalttiriyor zulani dimdizlak koyuveriyor bir gece ansizin. Yalandi diyor yalandi adamim. Yoka vuruyorsun dolmuyor, vara koyuyorsun tasiyor. Kisacasi ask adami adamliktan alikoyuyor!

Varsa sansin, bir ara firsat buluyorsun kaçmak için. Yalinayakmissin, çiplakmissin umurunda olmuyor daliyorsun kalabaliklara. Kaybedilislerin üzerine kiragi yagmaz, takmiyorsun bu yüzden son nefessin ama giriyorsun riske son bir adim daha son bir adim… Son bir… Son…

Son’dan kaçabildigin anda iste yeni bir hayat basliyor sil bastan uçurmalarini saliyorsun gökyüzüne. Hiç sevmedigin mavileri, elinde son kalan kirmizilara degismek zorunda kaliyorsun. Yeniden var olabilmek için, tanimlayabilmek için kendini.

Bir islik tutturup yeniden yaratmaya basliyorsun kendini. Artik onun sevdigi seyleri yapmiyorsun, onun dediklerinin tersini yapmak mutlu ediyor adeta. Havalarda buluyorsun kendini, uçan bir memeli gibi yukardan izliyorsun artik asklari. Üzerinde sigara söndürdügün asktan, o arkasindan küfrettigin asktan nasibini alamamislar var hala. Eyvah bulasmislar diyorsun bir defa. Çekilecek çile varsa… Diye kapatiyorsun çeneni. Içini bir ürperti aliyor,”ne basa bela be bu ask” diyor, gemileri yalnizlik kiyisina iyice zincirliyorsun. Kafani dinliyorsun. Yapmak isteyip de yapamadigin ne varsa acisini çikartiyorsun. Dolduruyorsun yeniden zulayi, perisan ediyorsun karanliklari… Ahkâm kesiyorsun dakikalarca… Kaybolmamayi ögrenmek için geç, ama yeniden geç kalmamak için son bir hamleyle avazin çiktigi kadar bagiriyorsun: Heyyy, ben de varim hala ben de varim hala!

Zaman ilaç deyip deyip yüksek dozla aliyorsun zamani, basini döndürüyor yan etkisiyle aldiris etmiyorsun. Sonra alisiyorsun ama. Üstüne üstüne geliyor adamin yelkovanlar, akrepler. Korkmamayi ögreniyorsun, savas bu kaybetmemeyi ögrenmeli artik insan.

Ve hiç ummadigin seyler olmaya basliyor bir gün. Uyandiginda o eski senden kalan son parçaciklari, pencereye kafan tutan rüzgâr nasil oluyorsa almis götürmüs oluyor. Bambaska bir adam oluyorsun ayaga kalktiginda. Ayna uzun zamandir hiç bu kadar net göstermiyordu hâlbuki yüzünü. Hiç bu kadar güzel degildi eskâlim ne zamandir diyorsun hayrete düsüyor o güzel gözlerin. Aaa! Evet diyorsun ne kadar güzelmis gözlerim. Ya saçlarim? Hiç böyle sah kaldirmamislardi ki. Dudaklarin iyice yayilmaya basliyor. Hosuna gidiyorsun kendinin. Yeni bir seyler basliyor, halimden pek eminim…

Fark ediyorsun ki artik kaçmiyorsun öyle âsiklardan. Hatta istahin kabariyor. Hâlbuki, hâlbuki vurup geçmisti seni hani diyor seytan kulagina. Aliyorsun karsina seytani kanirip tüküresin geliyor. Ama bozamiyor hiçbir etken moralini…

“Evet, seytan hakli diyorsun ama ne kadar salakmisim?” diye itiraflar silsilesi basliyor kendince. Elestiriyorsun özünü. Ask miymis yasadiklarim? Sandik-larim arasinda mi kalmis? 

Inanamiyorsun kendine ve karsina ilk çikan aska bodoslama atliyorsun yeniden. Kendine daha fazla güveniyorsun eskisinden. Kalbinin kaymagini yedirmissin zaten bir kere… Ve ancak kalbindeki asktan daha büyük bir ask eskisini aratmayacaktir biliyorsun. O yüzden sansini daha fazla daha fevkalade bir askta zorlamaliyim, zorlamaliyim…

Öyle de oluyor, o az hasarla kurtarabildigin kalbinin zillerini daha bir istahla çaliyor ask bu defa. Yalan ya da gerçek… Olmazsa eger, zaman ektik arka bahçeye sah damarindan vurursun bir defa daha. Kaymagini yedirmissin bir kere adamim kalbinin!

 … © M. Tuna Selek…

5 YORUMLAR

  1. askin ne olup,ne olmadigi üzerine gerçek ve hayali kelimelerle bezemek gerçekten çok güzel zevkle okudum tatli bir meyve surubu gibi içtim konu kahramani yok ,kazazede yok ama herseyi içine alan bir anlatim tesekkürler antikyazar daha sik aramizda görmek dilegi ile.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here