Kuzguncuk, Seni ziyarete Geliyoruz; Fotograflarini Çekecegiz

4
133

Nefis bir fotograf bulusmasinin
verdigi hazla yaziyorum bu satirlari. Uzun zamandir bu kadar keyifli bir çekim günü
yasadigimi hatirlamiyorum. Aslinda hepsi birbirinden degerli ve harika vakit geçirdigim
fotograf gezilerine katildim. Lakin dün gerçekten de leziz bir gündü.

Bulusma ile ilgili bilgi ve fotograflara
http://www.facebook.com/group.php?gid=19496844017&ref=ts#/event.php?eid=69869330726
dan ulasabilirsiniz.

Bulusma noktamiz Üsküdar Besiktas
iskelesiydi. Katilacak olanlardan Erdem’le ilk defa tanisacaktik. Merver ise benim
gibi grubun gezi müptelalarindan zaten 🙂 Erken kalkan erken yol alir diyerek evden
oldukça erken çikmistim. Mis gibi Pazar sabahinin mis gibi gülümseyen günesi altinda
(erken saatlerde evet gülümsüyor) yola koyuldum. Besiktas’a yürüdüm,
motora bindim ve kendimi Üsküdar’da buldum. Bulusma saatine daha 50 dakika vardi.
Haydi, Bismillah deyip 400D’mi isindirma turlarina basladim. Iskele karsisindaki
Mihrimah Sultan Camiinde buldum kendimi. Iyi ki de bulmusum. Asagidaki kareleri
de oradan aldim. span>

siginmis...destek

Zaman su gibi akip gitmisti
bile bulusma ani ise gelmekteydi. Mecburen bulusma noktasina döndüm, Erdem’le bulusup
ayaküstü bir seyler atistirirken Merver de geldi ve takim tamamlandi. span>

Silahlarini kusanmis üç silahsörler
gibi (lütfen sahneyi agir çekimde gözünüzün önüne getirin!) makinelerimizi
on konumuna getirdik ve sürek avini baslattik.

3 Fotografsörler – Gizemli
Kompozisyon Avi Kuzguncuk Macerasi

Bu halet-i ruhiye ile ilerlerken
bir anda Balta limaninda bulduk kendimizi. Bak bak Erdem, soldan kaçiyor bir kompozisyon.
Merver, ohooo o çoktan 2 kare yakalamis bile. Hehe, ben mi? Ukala dümbelegi ne olacak.
Millete laf yetistirecegim, kompozisyon sürüsünü kistiracagim derken bir süre hiçbir
sey yakalayamiyorum. Ama sonra basliyor deklansör sesleri gelmeye. Erdem soldan,
Merver sagdan, e tabi ki ben de bu boyla yukaridan 🙂 kompozisyon avina basliyoruz.

Kompozisyon sürek avi devam ederken,
Fethi Pasa Korusu’nun yesilligini içimize çekip yolumuza devam ediyoruz. Oradan
da Kuzguncuk’a varmamiz topu topu bes dakika zaten.

Kuzguncuk’un hemen cadde girisinin
deniz tarafinda bir mola yeri var. Ufak bir park ve kafeterya olan bölümde tüm Kuzguncuk
ahalisi sirayla dinlenip kahvalti ediyordu. Birden hepimizi bir anda dona kaldik.
Iste oradaydi, Meshur Kuzguncuk Dilberi Lal hanimefendi…

Kuzguncuk dilberi Lal Hanimefendimuhtesem ikili


Yüce Rabbim nazarlardan esirgesin,
masallah… Öyle bir cimcimeydi ki bu hanimefendi, o kadar olur… Biz de üstümüze düseni
yaptik, kendisini ve verdigi muhtesem pozlari sihirli makinelerimizin içine hapsediverdik.
Kendisi ile tanismis olmanin verdigi hazla etrafa bakinirken agir basli ortam abisi
Kedi Mahir’i gördük. Hayranlari etrafini sarmis, kendisini sevebilmek için firsat
kollarken o magrur ve dingin bakislari ile etrafi süzüyordu. Bizi fark etmis olmali
ki, kalkti gidiyormus gibi yapti ve sonra o çalinin yanina uzanip birkaç poz alabilecegimiz
bir süre oyalandi. Sonrasinda da tesekkür eder gibi bakti ve agir adimlarla gün
sicagi vurmus ortami usulca terk etti.

Kuzguncukun
agir abilerinden kedi Mahir

Artik Kuzguncuk’a giris yapmanin
vakti gelmisti. Su stoklarimizi tamamlamis, fotograf makinelerimizi hazirlamis,
ava çikmis bir kel kartal misali gözlerimizi dört açmistik. En ufak bir kompozisyonu,
kareyi, hikâyeyi kaçirmak istemiyorduk. –

Abi suraya bir bakalim, izin isteyelim
fotograf çekmek için! Diyen Erdem’e de döndüm birden ve direk daldik bir dükkândan
içeri. .

Aman efendim, Bihrat abi beni mazur
görsün lütfen. Ali baba’nin açil susam açil dedigi gibi bir yer. Yani bir hazine
magarasiymis megersem orasi. El emegi göz nuru çalismalarin yer aldigi bir müze
belki de… Nam-i diger ismi Nobel Baba’ymis. Hatta o ismi de kendisine yakistiran
megersem bizim meshur Kuzguncuk Dilberi Lal hanimefendiymis.

bihrat
mavitan abey

Bihrat abiyle bir yandan sohbet
ediyor bir yandan da hazinelerini sihirli makinelerimiz içine hapsetmeye çalisiyorduk.
Heykeltirasmis kendisi, Ara Güler Hocadan, eserlerinden, çizimlerinden ve en önemlisi
dünyanin dört bir yanindan gelen ve gelmekte olan sapkalarindan konustuk birer demli
çay esliginde. Gemici, hirsiz, korsan, asker sapkalari çesitli biçim ve renklerde.
En orijinali mantar sapkaydi. Satan kisi asla yagmurda giymemesini salik vermis.
Mantar yagmurda erirmis… Evet, su bildigimiz sise mantarindan yapilan bir sapkaydi.

Zengin kalkisi yapmak istedik ama
olmadi. Hossohbetinden, atölyesinden bir çirpida çikivermek mümkün degildi maalesef.
Tesekkür, minnet, saygi, sevgi duygularina bulanmis biçimde terk ettik Bihrat abinin
atölyesini.

Kuzguncuk’un altini üstüne getirmesek
de birçok sokaginin, cadde ve yokusunun tadina vardik. Artik yorulmaya baslamistik
ki o viran, dökük yeri bulduk. Bir anda kendimi fotograf makinemi bir kenara birakmis
poz verirken buldum! Ilk defa basima böyle bir sey geldi. Hem ben hem de Erdem ve
Merver de sasirmislardi. Saskinligi üstümüzden atip fotograf çekmeye ve çekilmeye
baslamamiz 10 saniye sürdü 🙂 Akabinde asagida gördügünüz bazi kareler ortaya çikti.
Hatta sonra Merver de katildi bana. Bir duygu yüklü kompozisyon denerken buluverdik
kendimizi…

üç
fotografsörlerAyrilik zamani

poz verirken
umutla
bekleyis


Saat 15:00’e gelmisti ve biz hem
yorulmus hem de acikmistik. Karsilasmayi istemedigimiz o an gelmisti… Evet, ayrilik
vaktiydi gelen… Yavas yavas yola koyulduk, Hem Kuzguncuk hem de biz harika vakit
geçirmistik birlikte… Bu güzel günü güzel bir yemekle noktalamak ve biraz da dinlenmek
için Taksim’e dogru yol aldik. Güzel bir yemegin ardindan (Taksim’de esnaf lokantalarini
tavsiye ederim. Hem uygun hem de leziz. 3 kisi et kavurma pilav cacik vs’ye 15 YTL
verip tika basa doyduk!) Photo Park Cafe’ye gittik. Savas Abi ile çektigimiz fotograflar
üzerine konustuk, bol bol buzlu ice tealar, sular içtik. (hehe, yanmisiz tüm gün!)
Bu arada Photo Park Cafe ile ilgili bir röportaj yapacagiz Savas abiyle. Photo Park
Cafe’nin duvarlarinda begenilen fotografinizi nyer almasindan tutun da, saatlik
ya da günlük kiralayabileceginiz stüdyo hizmetine kadar her seyi sizlere aktaracagim
çok kisa bir zamanda. •

Bir de bunlar var:

  • Bizzati kendisi Bihrat abi
    dememi rica etmisti. Yoksa saygisizlik etmek gibi bir düsüncem asla olamaz. •
  • Sapkasiz çikmam diyenlerdenseniz
    ve yurtdisina gidiyorsaniz, Bihrat abiye yöresel sapka getirmeyi unutmayin. • span>
  • Bihrat abinin fotograflarini çekip
    “Göndercem hocam söz!” deyip de göndermeyenler… Bihrat abi hiç birinizi
    unutmamis… Gün olur devran dönermis… Valla biz aksamina gönderdik çektiklerimizi…
  • Mihrimah Sultan Camii’nin bir
    de Edirnekapi’da oldugunu, her ikisini de görebileceginiz bir yükseklikten senede
    bir gün batiminda göreceginiz sihirli bir an varmis. Edirnekapi’daki Mihrimah sultan
    Camii’nin tek minaresinin ardindan günes batarken, Üsküdar’daki Mihrimah Sultan
    Caminin minareleri arasindan ay dogmaktaymis • span>
  • Facebook Fotograf grubumuz: http://www.facebook.com/group.php?gid=19496844017&ref=ts
  • Kuzguncuk Gezisi Fotograf Albümü:

    http://www.facebook.com/group.php?gid=19496844017&ref=ts#/photo_search.php?oid=69869330726&view=all

4 YORUMLAR

  1. Hayati öle içinden yakalayan fotograflariniz varki kendim bambaska bir dünyada hissediyorum. Belki de azicik benim de fotograf merakimdan kaynaklaniyo. Bir gün Bihrat Mavitanin fotograflarini bende çekmeyi çok isterim.

  2. Kendisi ile tanistik nasil olsa artik. Zaten o müzevari atölye öyle 1.5 saatte hazmedilebilecek gibi degildi. 2. bir sefer yapmak lazim gelir oraya. Kismet olursa 2. seferi hep beraber yapariz. Yeter ki önceden haber edin 🙂

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here