Lakirdilarim – Naber – Pin Kodu – Okul Nöbetçisi – Antik Yunan – Kompozisyon Yazimi

0
82
*Selam, saygi, baris ve sevgi.

*Yillar önce bir programda izlemistim, bildigin aci pul biberi kasik kasik yiyen iki kardes mi arkadas mi ne vardi bir köyde. Almislar önlerine koca poseti, kasiklayip duruyolar. Bir de sonunda biraz pul biber kalmisti, yapmacik yapmacik “Ben yiycem! Hayir ben yiycem!” diye poseti çekistirmeye baslamislardi. Offf… Nasil bir kurgu, nasil bir saçmalik… Yillar geçti hala unutmadim, kabus gibi.

*Pin kodunu yanlis giriyorum. “2 deneme hakkiniz kaldi” yaziyor. Ya diyorum, ben bu stresi kaldiramam, birakayim telefonu sessizce bi köseye diyorum, kaçayim. Böyle bir saniyede neler düsünüyorum. Elim ayagim titriyo sonra kodu tekrar yazarken.

*    -Dünya’nin en güzel yeri neresi biliyor musun?
    -Neresi?
    -Az kaysana…
    -Kaydim, gel. Ee neresi?
    -Sey ya, Nepal bence, çok etkileyici gibi geliyo.

*Ilkokulda ya da lisede, bir günlügüne okul nöbetçisi olup herhangi bir nedenden dolayi ders esnasinda kendi sinifina bir duyuru falan yapman gerektiginde o sinifa giriyordun ya hani, o anki yabancilasmayi hissetmedim diyen yalan söyler. Kendi sinifin sana yabanci gelir o an. Sen yokken de ders yapiyorlar, gülüp egleniyorlar falan. Belki de sen girmeden bir olaylar olmus, hoca espri falan yapmis, senin haberin yok.

*Reklamlarda gofreti ablamiz öyle bir isiriyor ki, yani evde ben öyle isirsam sonrasinda 20 dakika temizlik yaparim. Öyle hayvanlamasina isiriyor yani. Yani o gofreti evde koltugumda oturup yerken o sekilde isirasim gelse, balkona kosup hafif disari egilerek isiririm. Öyle pis, kirintili bir isirma bu.

*Antik Yunanistan’da falan kis gelince ne halt ediyorlarmis çok merak ediyorum. Her resimde, heykelde, bir sandaletimsi terlik, kiçi basi açik birakan tuhaf bir tek parça kumas… Sürekli yaz mevsimi midir nedir?

*Bencillige karsi önerilen empati de bencillik aslinda. “Ben olsam ne yapardim?” falan diyorsun, yani kendini onun yerinde koydugunda sonuç rahatsiz ediciyse onun halinden anlamaya basliyorsun falan.

*Üç açiyla bes açiyla ugrasacagina, dis firçasina konulmaya çalisirken lavaboya düsen dis macununun nasil olup da suyla kolayca gitmedigini, neden bize illa o lavaboyu parmaklattigini arastirsalar ya Isviçreli bilim adamlari.

*Hoop! Nasil gidiyor? Kaç kisiyiz acaba su an?
 
*Geçen gün yine bir rüya gördüm, rüyamda bi yokustan asagi yürürken kenarda bir meyve tezgahi görüyorum. Köylü iki küçük kiz varmis tezgahin basinda. Bir bakiyorum, “Nükleer Meyveler” yaziyor tezgahta. “Kg 40 TL” yaziyo bir de. Ne oldugunu anlamadan, annem diyor ki “Çok faydali ama bunlar. Bir tane elma al ye, vitamin gitsin biraz vücuduna” falan diyo. Aliyorum elmayi, isiriyorum, yumusak igrenç bir sey böyle. Ondan sonra birden sag tarafimda kamera varmis, onu görüyorum, bu nükleer meyvelerin tanitimini yapacakmis. Elmayi isirirken beni çektigini farkediyorum. Birden salak bir ifadeyle kameraya dönüp “Mmmm! Uranyumlu ve çok lezzetlii!” diye bagiriyorum, reklam falan gibi böyle. Offf. Ne salak bir rüyaydi Allahim ya Rabbim.

*Ilkokulda kompozisyonu illa ne eksik ne fazla, tam üç ayri paragraf olarak yazan (giris, gelisme, sonuç olacak ya hani) ve sonuç paragrafina illa “Sonuç olarak…” diye baslayan ögrenciler hala var mi acaba?

*Kendine iyi bak, evdekilere selam söyle.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here