Lakirdilarim – Naber? Yargitay – Yesil Böcek – Yol Tarifi – Bilardo – Bakkal – Eskici

13
73
*Selamlar.

*Oryantiring deyince aklima ormanda agaçlarin arasinda kivira kivira, göbegi kalçayi sallaya sallaya yön bulmaya çalisan insanlar geliyor. Oryantiring. Sanki “oryantal” olacakmis da son anda çevirmis gibi.

*Yargitay 13. Hukuk Dairesi de son noktayi koymalara doyamadi. Iki günde bir, Yargitay 13. Hukuk Dairesi tartismalara son noktayi koyuyor.

*Geçen gün odamda mutlu huzurlu otururken birden içeri o uçan, yesil, pis kokan böceklerden girdi. Girdigi gibi, bir de rahat verse tamam. Ama durmuyor. Ampulun etrafinda çilgin atiyor. Arada bir bana dogru manevra yapip toparliyor falan. Onu kontrol etmekten kitaba odaklanamadim. Benim de evde en nefret ettigim sey içeri böcegin girmesidir. Disarida ayni böcegi göreyim huylanmam. Daga, ormana çiktigimda çekirgeler üzerimde fink atar, huylanmam. Çünkü onlarin yeri orasi. Orada gayet dogal duruyor onlar. Ama benim odamda bu uçan yesilin ne isi var. Ormanda gelsin bacagima konsun, ama odamda tur attigi zaman huylaniyorum iste. Belli ki bir terslik var bu iste diyorum. Neyse en son kalktim bir yere konmasini bekledim, kondu, vurdum. Böyle bir sersemledi, camdan disari atayim da kesin uçar falan dedim. Çünkü öyle oluyor. Ölü gibi duruyor, disari bi atiyorsun, “Ikiiiinciii bahaaaar yasiiyooor ömrüüüüm” diyerek uçuyor hayvan. Gittim peçete aldim falan, peçetenin üzerine koydum bunu, camdan atmak için perdeyi bir açtim, hop bir tane daha ayni cins böcek içeri girdi. Resmen oyuncu degisikligi. Sakatlananin yerine yenisi girdi.

*Tam bu yaziyi yazarken disarida polis megafonla “Hocam saygilar, Haluk hocam!” diye bagirdi. Irkildim bir an.

*Benim gibi sallamasyon yol tarif eden bir abiye denk geldim geçenlerde. Dag eteklerinde ormanin içinde bir patikadan gidiyorum, epey bir yukarida da Zeyniler diye bir köy var, acaba dedim bu yolu takip etsem oraya çikar miyim falan, baktim ileride agaçlarin arasindan bir adam geliyor. “Abi bu yol nereye çikiyor? dedim, “Seye çikiyor, bir tepeye çikiyor.” dedi.

*Bilardocu olsam, kesin ortamin sebegi olur çikarim. Bilardoculara bakiyorum, hep böyle bir ruh gibi tavirlar falan. Sayi aliyor, yüz ifadesi hiç degismeden gidip yerine oturuyor. Ulan insan bir sevinir. Ben olsam elimi kaldiririm, yumrugumu sikip “iste bu!” diye bagiririm, istakayi elimde falan çeviririm… Çesit çesit çirkinlikler…

*Bir sürü romani, “Halit Ziyanin ölümsüz eserinden”, “Orhan Kemalin ölümsüz eserinden” diye diye dizilerle öldürmeye doymadilar be.

*Bu Twitterda kenarda “Sana benzer kullanicilar” diye bir kisim var. Durur muyum, hemen yapistirdim cevabi. “Kullanici sana benzer tamam mi!”.

*Krallar gün boyunca ne yapiyorlardi acaba? Bence kral olmak demek, tahtta yanlamasina oturup bütün gün üzüm yemek demek. Böyle salkimin sapindan tutup yukari kaldirarak, kafayi da hafifçe yukari bakar gibi kaldirarak durmadan üzüm yemek. Sen üzümü yerken iki tarafinda iki kiz, elinde koskoca ne yapragiysa artik o, o yapragi yelpaze gibi sana dogru asagi yukari salliyor. Iste bana göre kralin bir günü.

*Zevkler tartisilmaz tamam, su dünyada begenilerle ilgili her farkliligi anlarim ama The Beatlesi ve Gogol Bordelloyu dinleyip de begenmeyen insani anlayamam a dostlar.

*Hey?! Kimse var mi? Buraya kadar okudun demek…

*Hayat ne kadar da incire benziyor. Içinde çekirdek dolu. Ama sen birinden bunu duyup ön yargiyla yaklasip çekirdek var, o kadar çekirdekli sey yenmez diye düsünüp uzak durursan cillop gibi inciri kaçirirsin. Yani; ön yargi falan bunlar kötü seyler. Ama bir süt olsun, incir olsun, soslu misir olsun, bunlar güzel seyler.

*Ne zaman saçlarimi düzeltip disari çiksam yürürken kafama yaprak, dal falan çarpmasi kaderim mi benim?

*Bakkalin önünde neden duruluyor? Ne var orada? Grup halinde duruluyor bakkalin önünde. Ben bakkal olsam bir olur, iki olur ama üçüncüde “Lagoglumbasinhgidinlagnhanassini” diye bagira bagira süpürgeyle saldiririm. Durulacak bir sey yok ki orada. Olsa ben de geleyim beraber duralim.

*Eskici, antikaci falan olsam duygusalliktan is yapamam. Parasiz kalirim. Ulan eski olan hemen hemen her sey güzel geliyor. Bir masumluk, saflik, temizlik var gibi eskide. Satin aldigim o eski ve degerli esyayi bir daha birine satamam ki. “Vay be, kim bilir kimler dokundu buna, masanin üzerinde dururken önünden ne hayatlar geldi geçti…” diye düsünür düsünür hüzünlenirim. Antik kentin duvarina dokunup duygusallasan insan olur mu ya? Ama ne insanlar dokundu oraya, simdi de ben dokunuyorum. Hepsi öldü gitti. Hiç ölmeyecekmis gibi düsündü, günlük kaygilari vardi, karisiyla kavga etti, baska sorunlari oldu. Off… Hayat beni neden yoruyosun?

*Kendine iyi bak.

13 YORUMLAR

  1. Bilardocu olsam, kesin ortamin sebegi olur çikarim. 🙂

    sahi ya neden sevinmiyorlar sanirim karizma bozulmasin diye olabilir mi?

    yine güldürdün beni gökhan eline saglik :))

  2. bence gol atinca birbirinin üstüne çullanan fotbolculardan daha iyiler :))

    yaziya laf yok elbet.hafta sonuna bir renk 🙂 eline saglik gökhan.

    bu arada tanitim bölümünde "ölmedi" yaziyor ya, hep gözüme çarpiyor o."ne güzel" diyesim geliyor 🙂

  3. Karizma da bir yere kadar, insan biraz gülümser falan 🙂

    O ölmedi kismi yüzünden ben ölsem bile muhtemelen haberiniz olmayacak 🙂

  4. :)))

    sonuna kadar okudum, aklimda yer eden tek sey 'zeyniler' köyü oldu. Resat Nuri'nin çalikusu adli romanini yeni bitirdim (evet bu bir gerçek, o romani daha yeni okudum), ve ordada zeyniler köyü verdi.. acaba o zeyni, bu zeyni mi? 🙂

    çok komik, beni güldürdü, kaleme saglik..

  5. Zeyniler Köyü'nün Bursa'da oldugu kesin gibi bir sey. Ama bu benim bahsettigim köy ayni köy degil sanirim. Gerçek Zeyniler Köyü biraz daha asagida, Yildirim'daymis, hatta su an beton binalarin falan içinde kalan bir yer. Ama camii, türbesi falan duruyor, Zeyniler Camii yaziyor hatta. Bu benim bahsettigim köye o asagidaki köyden dervisler inzivaya çekilmek için geliyorlarmis. Epey yüksek bir yerde, dagin içinde bir yer zaten. Yani büyük ihtimalle; Resat Nuri'nin bahsettigi köy simdi beton binalarin oldugu o yer, benim bahsettigim köy de ordan yukari çikip inzivaya çekilen dervislerin gittikleri yer. 🙂

  6. ee arkadasi Iclal olanin filozof olmasi kapida:))

    bu arada ilk paragrafa istinaden, benim aklima da meyva kurtçuklari gelir, böleee kivir kivir asenaya tas çikartir derecede. geriye bi ritim tutmak kaliyo:))

  7. Üff insanlik nereye gidiyor ? 🙁 Ey delisey bu cümleni unutmayacagim… Hey gidi günler heyy.. Bu arada filozof olmak saçma sapan seyler söyleyipte milletin felsefe derslerin de anasini aglatmak demektir.Sen de saçma sapan konusmusun iste o manada dedim. 😀

  8. o kurtlar eve giriyorsa o daha kötü ya.

    iclal filozoflari rahat birak.

    abi tesekkürler.

    niyeyse laf yetistiriyorum herkese.

Gökhan Duranal için bir cevap yazın İptal

Please enter your comment!
Please enter your name here