Mavi Gözlü Dev Nazim Hikmetten Yasamaya Dair

21
467

YASAMAYA DAIR 1
Yasamak sakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yasayacaksin bir sincap gibi meselâ,
yani, yasamanin disinda ve ötesinde hiçbir sey beklemeden,

yani, bütün isin gücün yasamak olacak.

Yasamayi ciddiye alacaksin,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kollarin bagli arkadan, sirtin duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,

beyaz gömleginle bir laboratuvarda

 insanlar için ölebileceksin,

 hem de yüzünü bile görmedigin insanlar için,

 hem de hiç kimse seni buna zorlamamisken,
 hem de en güzel, en gerçek seyin
 yasamak oldugunu bildigin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksin ki yasamayi,
yetmisinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
 hem de öyle çocuklara falan kalir diye degil,
ölmekten korktugun halde ölüme inanmadigin için,
 yasamak, yani agir bastigindan.

                                                             1947

YASAMAYA DAIR 2

Diyelim ki, agir ameliyatlik hastayiz,
yani, beyaz masadan
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün degilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de gülecegiz anlatilan Bektasi fikrasina,
hava yagmurlu mu, diye bakacagiz pencereden,
yahut da yine sabirsizlikla bekleyecegiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüsülmeye deger bir seyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanip ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hinçla bilecegiz bunu,
 fakat yine de çildirasiya merak edecegiz
 belki yillarca sürecek olan savasin sonunu.

Diyelim ki, hapisteyiz,
yasimiz da elliye yakin,
daha da on sekiz sene olsun açilmasina demir kapinin.
Yine de disariyla beraber yasayacagiz,
insanlari, hayvanlari, kavgasi ve rüzgâriyla
yani, duvarin arkasindaki disariyla.

Yani, nasil ve nerde olursak olalim
hiç ölünmeyecekmis gibi yasanacak…

                                                             1948

YASAMAYA DAIR 3
Bu dünya soguyacak,
yildizlarin arasinda bir yildiz,
hem de en ufaciklarindan,
mavi kadifede bir yaldiz zerresi yani,
 yani, bu koskocaman dünyamiz.

Bu dünya soguyacak günün birinde,
hattâ bir buz yigini
yahut ölü bir bulut gibi de degil,
bos bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlikta uçsuz bucaksiz.

Simdiden çekilecek acisi bunun,
duyulacak mahzunlugu simdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
“Yasadim” diyebilmen için…

                                                            Subat 1948

 Baska söze ne gerek var Nazim Hikmet diyecegini demis 🙂

21 YORUMLAR

  1. Günaydinnnn,

    Okumaktan büyük keyif aldim ne zamandir bakamiyor dokunamuyordum zamansizliktan yazilarina Ustanin…

    Hatirlattigin için sagolasin rouge:)

    Nazim denince, bu siiri paylasmak istedim atlamak olmaz:) benden olsun kabul edersen:) sana ve tüm Renkli dergiye,

    Tahir olmak da ayip degil Zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden
    ölmek de ayip degil,
    bütün is Tahirle Zühre olabilmekte
    yani yürekte.

    Meselâ bir barikatta dövüserek
    meselâ kuzey
    kutbunu kesfe giderken
    meselâ denerken damarlarinda bir serumu
    ölmek ayip olur mu?

    Tahir olmak da ayip degil Zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayip degil.

    Seversin dünyayi doludizgin
    ama o bunun farkinda degildir
    ayrilmak istemezsin dünyadan
    ama o senden ayrilacak
    yani sen elmayi seviyorsun diye
    elmanin da seni sevmesi sart mi?
    Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artik
    yahut hiç sevmeseydi
    Tahir ne kaybederdi Tahirliginden?

    Tahir olmak da ayip degil Zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayip degil.

    Nazim HIKMET

  2. "Yani, öylesine ciddiye alacaksin ki yasamayi,

    yetmisinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,

    hem de öyle çocuklara falan kalir diye degil,

    ölmekten korktugun halde ölüme inanmadigin için,

    yasamak, yani agir bastigindan."

  3. az taninan siirlerinden biri;

    Su Varna deli etti beni,
    divâne etti.
    Sofrada domates, yesil biber, kalkan tavasi,
    radyoda "Ha usaklar!" Karadeniz havasi,
    raki kadehte aslan sütü, anason,
    uy anason kokusu!
    Ahbapça, kardesçe konusulan dilim…
    A be islâh be, islâh be hâlim…
    Su Varna deli etti beni
    divâne etti…

    6 Haziran 1957, Varna

    sayfaya tekrar ugrayacagim. Nazim dedim mi akan sular durur…
    yadedelim sairimizi en guzel siirleri ile..

    tesekkurler @rouge okuttugun icin.

  4. Biz haber etmeden haberimizi alirsin,

    yedi yillik yoldan kus kanadiyla gelirsin.

    Gözümüzün dilinden anlar,

    elimizin sirrini bilirsin.

    Namuslu bir kitap gibi güler,

    alnimizin terini silersin.

    O gider, bu gider, su gider,

    dostluk, sen yani basimizda kalirsin

    Günaydin Dostlar..

  5. BES SATIRLA

    Annelerin ninnilerinden

    spikerin okudugu habere kadar,

    yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalani,

    anlamak, sevgilim, o, bir müthis bahtiyarlik,

    anlamak gideni ve gelmekte olani.

    NAZIM HIKMET

    Kalemine saglik sevgili rouge…

    Tesekkürler…

    sevgiyle kal…

  6. MOR MENEKSE, AÇ DOSTLAR VE ALTIN GÖZLÜ ÇOCUK

    Abe sair,
    bizim de bir çift sözümüz var
    «aska dair.»
    O meretten biz de çakariz
    biraz..

    Deli çigliklar atip avaz avaz
    burnumun dibinden gelip geçti yaz
    sari
    tahta vagonlari
    ter, tütün ve ot kokan
    bir tren gibi.
    Halbuki ben
    istiyordum ki gelsin o
    kirmizi bakir bakracinda bana
    sicak süt getiren gibi…
    Fakat neylersin,
    yaz böyle gelmedi,
    yaz böyle gelmiyor,
    böyle gelmiyor, hay anasini… sey!..

    EEEEEEEEEY…
    kizim, annem, karim, kardesim
    sen
    basinda günesler esen
    altin gözlü çocuk,
    altin gözlü çocugum benim;
    deli çigliklar atip avaz avaz
    burnumun dibinden gelip geçti de yaz,
    ben, bir demet mor menekse olsun
    getiremedim
    sana!
    Ne haltedek,
    dostlarin karni açti
    kiydik menekse parasina!

    1930

  7. IYIMSER ADAM

    Çocukken sineklerin kanadini koparmadi
    teneke baglamadi kedilerin kuyruguna
    kibrit kutularina hapsetmedi hamamböceklerini
    karinca yuvalarini bozmadi
    büyüdü
    bütün bu isleri ona ettiler
    ölürken basucundaydim
    bir siir oku dedi
    günes üstüne deniz üstüne
    atom kazanlariyla yapma aylar üstüne
    yüceligi üstüne insanligin

    Bakü, 6 Aralik 1958

  8. Seni düsünmek güzel sey, ümitli sey,

    Dünyanin en güzel sesinden

    En güzel sarkiyi dinlemek gibi birsey…

    Fakat artik ümit yetmiyor bana,

    Ben artik sarki dinlemek degil,

    Sarki söylemek istiyorum.

  9. MAVI GÖZLÜ DEV, MINNACIK KADIN

    VE HANIMELLERI

    O mavi gözlü bir devdi.

    Minnacik bir kadin sevdi.

    Kadinin hayali minnacik bir evdi,

    bahçesinde ebruliii

    hanimeli

    açan bir ev.

    Bir dev gibi seviyordu dev.

    Ve elleri öyle büyük isler için

    hazirlanmisti ki devin,

    yapamazdi yapisini,

    çalamazdi kapisini

    bahçesinde ebruliiii

    hanimeli

    açan evin.

    O mavi gözlü bir devdi.

    Minnacik bir kadin sevdi.

    Mini minnacikti kadin.

    Rahata acikti kadin

    yoruldu devin büyük yolunda.

    Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,

    girdi zengin bir cücenin kolunda

    bahçesinde ebruliiii

    hanimeli

    açan eve.

    Simdi anliyor ki mavi gözlü dev,

    dev gibi sevgilere mezar bile olamaz :

    bahçesinde ebruliiiii

    hanimeli

    açan ev..

    Nazim Hikmet RAN…

  10. kerem gibi

    hava kursun gibi agir!
    bagir
    bagir
    bagir
    bagiriyorum.
    kosun,
    kursun
    erit-
    meye
    çagiriyorum…
    o diyor ki bana:
    – sen kendi sesinle kül olursun ey!
    kerem
    gibi
    yana
    yana…

    "deeeert
    çok,
    hemdert
    yok"
    yürek-
    -lerin
    kulak-
    -lari
    sagir…

    hava kursun gibi agir…
    ben diyorum ki ona:
    – kül olayim
    kerem
    gibi
    yana
    yana.
    ben yanmasam
    sen yanmasan
    biz yanmasak,
    nasil
    çikar
    karan-
    liklar
    aydin-
    -liga…
    hava toprak gibi gebe.
    hava kursun gibi agir.
    bagir
    bagir
    bagiriyorum.
    kosun
    kursun
    erit-
    -meye
    çagiriyorum…

    Nazimdan…

  11. Bugün pazar.
    Bugün beni ilk defa günese çikardilar.
    Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak bu kadar mavi bu kadar genis olduguna sasarak kimildanmadan durdum.
    Sonra saygiyla topraga oturdum,
    dayadim sirtimi duvara.
    Bu anda ne düsmek dalgalara,
    bu anda ne hürriyet, ne karim.
    Toprak, günes ve ben…
    Bahtiyarim…

    Nazim Hikmet Ran

  12. Ben senden önce ölmek isterim.
    Gidenin arkasindan gelen
    gideni bulacak mi zannediyorsun?
    Ben zannetmiyorum bunu.
    Iyisi mi,beni yaktirirsin,
    odanda ocagin üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.
    Kavanoz camdan olsun,
    seffaf, beyaz camdan olsun
    ki içinde beni görebilesin
    Fedakarligimi anliyorsun
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yaninda kalabilmek için.
    Ve toz oluyorum
    yasiyorum yaninda senin.
    Sonra, sen de ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    Ve orada beraber yasariz
    külümün içinde külün
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasiz bir torun
    bizi ordan atana kadar…

    Nazim HIKMET

  13. "Haziranda ölmek zordur"
    zorda ölmek güzeldir
    kolay ölmek de zordur ya
    güzeldir zorda ölmek
    zor güzeldir çünkü
    çünkü güzel zordur
    seni sevmek zordur
    senin gibi bir güzeli sevmek kolaydir ya
    benim gibi bir çirkini sevmek zordur
    benim isim bu yüzden zordur…

    erilmez bir tepedir sanki bulutlara degen
    ya da alti da üstü de mavi bir ufuk çizgisi gittikçe gidilen
    ya da dipsiz bir uçurumdur durdugun yer
    yapma çocuk yapma
    inada ikram etmeye gör
    seni de yer beni de yer
    öldürür gül ile bülbülü
    bagi da yer bagbani da yer
    arta kalan kara yel
    inadin karni mi doyar
    onu da yer…
    (…)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here