Mola

3
135
-Sana da kahve aldim.
-Tesekkür ederim.
-Kediyi mi seyrediyorsun?
-Tüylü, pis agizli, uzun tirnakli bir yaratik. Neden bayilirlar buna, anlamam.
-Çirkin bir hayvan degil yine de.
-Harika bir hayvan degil.
-Bunca kedi seven insanin yanildigini mi söylüyorsun?
-Kedi sevenler çirkin insanlardir. Eger güzel ya da yakisikli olsalar, kediye düsene kadar sevecek çok fazla insan, hatta çok fazla çirkin insan vardi çünkü. Bahsettigim kediden nefret etmek degil. Bunca daha güzel yaratigi ve insani kenara itip kediye odaklanmaktan bahsediyorum.
-Tamamen saçmaliyorsun.
-Hayir; çirkin oldugunun farkinda olanlar çirkinleri sever. Insan iliskilerinde böyledir. Çirkin bir kadini seven adamin onda senin göremedigin bir sey buldugunu sanirsin. Ama büyük çogunlukta öyle bir sey yoktur. Sadece adam kendisinin çirkin oldugunu ve bu kadarini anca hakettigini bilir. Doganin, daha güzel bir insani yaninda tutmayacagini düsünür.
-Yine de bu kediyi çok sevimli bulan herkesin çirkin olduguna kanit olamaz.
-Sana göre de mi dünyanin en güzel yaratiklari bunlar?
-Güzeller. Ama benim güzel hayvan anlayisim baska. Leopar, kartal ya da kaplan seyretmeyi tercih ederim. O kusursuz desenler, ihtisam, güç benim aradigim.
-Peki güçsüze acidigin olmuyor mu?
-Aslinda bazen oluyor. Ama doga bu…
-Yani güçlünün zayifi mahvedebilmesi sana göre de mi doganin kusursuz kanunu?
-Bu kanunun kusursuz isledigini sanmiyorum. Eger öyle olsaydi insanlar dogada bu kadar söz sahibi olamazdi.
-Bahsettigin fiziksel bir üstünlük degil.
-Teknoloji ile fiziksel bir üstünlük de saglamamiz gayet mümkün olabilir.
-Yine de saf bir üstünlük degil. Bir insanin çirilçiplak vaziyetteyken dogada üstün olmasindan bahsedemezsin. Bahsettigin, Insanin üstün oldugu yer de vahsi doga degil. Insan kendi alaninda üstün.
-Sonuçta bir üstünlük var.
-Peki ya özgürlük? Diger canlilar kadar özgür oldugumuzu da düsünüyor musun?
-Hepsi senin elinde. Istersen özgür olabilirsin. Seni özgür oldugunu düsünmekten alikoyan ne?
-Çalismak ve bir seyler basarmak zorunda olmak. Küçüklükten beri beynimize kazinan ve artik kivrimlarimiza islemis olan bazi degerlere ulasma güdümüz. Bunlardan arindigini düsünen bir insanda bile kirintilari kalmistir ve tamamen kurtulmak imkansizdir. Bu da senin tamamen özgür hissetmeni engeller. Insanlar yillardir ömürlerini çalisarak, para kazanmak için ugrasarak geçiriyor. Iyi bir evde yasayabilmek, yemek yiyebilmek, iyi bir hayat sürebilmek, bos zamanlarini iyi degerlendirebilmek için çalismak zorunda olduklarini düsünüyorlar. Ama çogunun bos zamani yok ve bunun farkinda degil gibi görünüyorlar. Hayatlarini iyi bir sekilde geçirebilmek için çalisiyorlar ancak haftalarinin alti günü çalisarak geçiyor. Çalisarak elde ettikleri yasami, çalisarak geçiriyorlar. Bir kisir döngü gibi. Ve ölüm günleri geldiginde geride hiçbir iz birakmadan gidiyorlar. 168 yil önce ölmüs ve hayatini bu sekilde çalisarak geçirmis birinin yasam serüvenini okudun mu hiçbir yerde? Ya da bu sekilde yasadigindan haberdar oldugun biri oldu mu? Tabi ki hayir. Eger öyle biri yasadiysa, tarihin içinde bir kum tanesi gibi kaybolup gitti. Hepimiz milyarlarca yillik dünyada altmis-yetmis yillik küçük birer “an”iz. Bazilarimiz için daha da kisa. Bu yönden düsününce birer zavalliyiz. Bütün kavgalarimiz, asklarimiz, çalisma hirsimiz, sevinçlerimiz, üzüntülerimiz, ögrendiklerimiz, denediklerimiz, bosa geçen zamanlarimiz, hepsi bu milyarlarca yilin içindeki bu küçücük “an”in içinde geçiyor.
-Öyleyse bu milyarlarca yilin içindeki küçücük bir döneme sahip olan bizler o kadar da önemli seyler degiliz. Ve bu önemsiz yaratiklarin yasaminin çalisarak harcanmasi da pek önemsenecek bir sey degildir. Ya da çalismanin sadece bir zorunluluk oldugunu kabul edip, onu sevmeden de, bir görev seklinde yapabilirsin. Bu sekilde, çalisirken de özgür hissedebilirsin.
-Sanmiyorum.
-En azindan mola verebiliyoruz. Üstümüz basimiz, vücudumuz kirlenmeden çalisabildigimiz bir ise sahibiz. Disari çikip kahve içebiliyoruz. Bu imkana bile sahip olmayan binlerce insan var.
-Ilgilenmiyorum. Tek istedigim, dogdugum andan beri kafamda yavas yavas olusmus bu suurdan kurtulup bir ayi ya da baykus inine yerlesip uzun süre orada yasamak. Insandan, toplumdan, karmasadan uzakta, karanlik, serinlik, yalnizlik… Mola sona ermis, yukari çikmamiz gerek.

3 YORUMLAR

  1. Himmm..
    Sevgili rahmi amca gibi ne beyitler dizerdim simdi söz konusu üzerine fakat hiç ilismicem.

    Okuyunca bazi gerçekler çarpiyor insanin yüzüne bin bir katmerli samar gibi; ve o zaman zaman idrak edebildigi kisirdöngüden nasil kurtulabilecegi konusunda beyin firtinasi yapiyor.. Tam da o noktada felsefe giriyor isin içine 🙂 E yanitta alamiyorsun haliyle.

    Hele ki; o monoton hayata su günlerde tam anlamiyla dahil olmus, gaye ugruna bir önceki günü ertesi sabahina paralel olmus insan sifatina nail olan ben olarak, kaçiyorum bu tür konulardan.. Kaçtikça kovalaniyorum.

    Kendimle hasbihâl yaptim resmen 🙂

    Velhâsil kelâm;
    Tebrik ettim çokça.

  2. Tesekkür ederim. Ben de bu kisir döngüde kayboldugum zamanlarda kendime bir hedef, bir ugras bulmaya çalisiyorum. Çogu zaman basarili oldugum söylenemez ama, bir sekilde kendini kandirip o döngüden kurtulmak lazim çünkü bir kurtulusu yok, mutlu bir sonu yok, düsündükçe düsünüp daha çok sikintiya giriyorsun.

  3. Tesekkür ederim. Ben de bu kisir döngüde kayboldugum zamanlarda kendime bir hedef, bir ugras bulmaya çalisiyorum. Çogu zaman basarili oldugum söylenemez ama, bir sekilde kendini kandirip o döngüden kurtulmak lazim çünkü bir kurtulusu yok, mutlu bir sonu yok, düsündükçe düsünüp daha çok sikintiya giriyorsun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here