Mustafa Ugurlu Ile Renkli Sohbetler 1 – Gülçin Ertunç Röportaji

2
103

Merhaba sevgili renkli dergi takipçileri bundan böyle Renkli Sohbetler kösemizde birbirinden degerli sanatçilarimizla gerçeklestirdigim keyifli söylesilerimizi sizlerle paylasacagim. 30 yildir tiyatro sahnelerinde hayranlikla izledigimiz Mustafa Ugurlu ilk konugumuz. Mütevazi kisiligi ile sorularimizi yanitlayan Mustafa Ugurlu son, oyunu Sokrates’in Son Gecesinden oynadigi tüm oyunlara, diziler ve sinema filmleri üzerine keyifli bir sohbet gerçeklestirdik.

Tiyatroyla dolu bir yasam içerisindesiniz kisaca size deginecek olursak neler söylemek istersiniz?

Uzun yillardan beri devlet tiyatrosunda görevime devam ediyorum. 30 yil oldu. Söyle bir dönüp baktigimizda zamanin ne çabuk geçtigini görüyorum. Bursa devlet tiyatrosunda basladim. Bölge tiyatrolarinda bir hayli, çok çalistim. Ankara, Istanbul, Adana tekrar bir Ankara’ya dönüs ve sonra Istanbul derken 10 yildir buradayim. Istanbul devlet tiyatrosunda oyuncu olarak devam ediyoruz.

Tiyatroya baslamanizda agabeyiniz Ahmet Ugurlu’nun etkisi oldu mu?

Tiyatroya baslamamda agabeymin etkisi çok oldu. Ailede örnek aldigim kisiydi. Onun tiyatroyla olan organik bagi ve beni de tiyatroya yönlendirdi diyebilirim. Agabeyim ile birlikte devlet tiyatrosu sinavlarina hazirlandim. Daha önce agabeymin bir kurs dönemi vardi devlet tiyatrosunun açtigi. Orayi bitirdikten sonra konservatuar’a gitti. Ben 1-2 yil sonra tiyatroya basladim. Kurs dönemine devam ettim. Sonra kadro sinaviyla devlet tiyatrosuna girmis oldum.

Ilk oyununuz muhakkak sizin için daha ayricaliklidir diye düsünüyorum ama o zaman ilk heyecanla ilk deneyiminiz nasildi?

Ilk oyunum Dünya’da Davul’du o zaman oyunda saz çaliyor türkü söylüyordum sahneleri baglayan bir görevim vardi oyunda. Ilk oyunumda agabeyimle birlikte oynamistik. Figüran olarak yine Köroglu’nda beraber oynamistik. Yillar sonra profesyonel oyunumuzu yine agabeyimle birlikte Dügün ya da Davul’da oynadik. Çok güzel bir oyundur unutamiyorum tabi o anlari. Liseyi bitirdikten sonra basladim. Ben tiyatro kursu döneminde Uludag Üniversitesi Ticari Bilimlerde okudum ekonomistim ben ayni zamanda. Isletme mezunuyum. Kurslara devam ederken devlet tiyatrosunda figüranlik yapiyordum bi taraftan da okuluma gidiyordum. Akademinin bitmesiyle birlikte benim hemen 1 yil öncesine dayanir profesyonel hayata Bursa devlet tiyatrosunda oyuncu olarak baslamam aslinda.

Bugüne kadar sayisiz oyunda rol aldiniz ancak rakamsal olarak oyunlarinizi hatirliyor musunuz?

Geçen bi kaç yil öncesine kadar oynadigim oyunlari saymistim ama 55-60’in üzerinde oyunda rol aldim. Bikaç oyun sahneye koydum. 4 oyun sahnede yönettim. Bunlardan iki tanesi çocuk oyunuydu. Fakat oyunculuk olarak daha cazip geldi bu ortam o yüzden oyunculuga devam ettim. Yönetmenligin kiyisindan da söyle bir geçmis oldum. Zaten içindeyiz bir görev verildigi zaman bunlari da degerlendiriyoruz. Kendimizi sinama içinde buluyoruz. Bu ortamda bende iyi ki denemisim yönetmenligi oyunculuk benim için daha cazip ve etkili oldugunu gördüm.

Devlet tiyatrosu disinda özel tiyatrolarda sizi çok fazla göremiyoruz?

Bugüne kadar 1 oyunumu özel bir tiyatroda sahneledim. Ben sürekli devlet tiyatrosunda çalistim ikisini birlikte tercih etmedim.

Tiyatro sizin için nasil bir anlam ifade ediyor?

Ben bu sorunun cevabini inanin alamiyorum. Yasadigim dönemle ilgili  söyledigim gibi agabeymin o yolda bir adim atmasi benimde o yola yönlenmem anlaminda çok önemli bir etkisi olmustu. Fakat sonradan anladim ki oyunculuk biraz içe dönük bir yapim var benim belki de bütün bu isle ugrasan insanlarda da olabilir diye düsünüyorum. Sadece sahne üzerinde yetenekleriyle varolan bir insanin kendini ifade etme özgürlügü sahnede bitiyor tabi. Disariyla olan baglantisinda pek böyle sosyal tarafim olduguna inanmiyorum ama belki de yillar geçtikten sonra o sosyal yönümüz genisliyor. Daha rahat hareket edebiliyoruz ama ilk baslangiçtaki yillarimda kendimi ifade edebilecegim tek yer olarak orayi görmüstüm. Bir de biz çok degisik bir dönemden geçtigimizi zannediyorum o dönemler çok farkliydi. Ülkenin biraz karisik dönemlerinde kendimizi ifade edebilecegimiz alanlar çok dardi. Tiyatro benim açimdan kurtulus yönü oldu. Özgür ve bagimsiz tarafim çoktur benim yillar sonra onu da kesfetmeye basladim. Bir yere bagli olup ideolojinin pesinde kosan bir tarafim yok o yüzden belki pratikte cazip olan bir tarafa meyil gösterebiliyor insanlar ama bunun içinde organik olarak varolma içgüdüm gelismedi benim. Belki de tiyatro bu bakimdan benim için cazip geldi. Ben zaten devlet tiyatrosunda göreve baslamistim ama baslamadan önce diger tiyatrolarda da görev aldim. Çok zorlugunu görmüstüm ama tabi o zaman ki tiyatrolarda ideolojik tarafi agir basan tiyatrolar yapiyorduk biz. Devlet tiyatrosuna geçtikten sonra yelpaze genisledi. Bu yelpaze genisligi içerisinde o politik ögelerin daha fazla taraflarini da görmeye basladim ben. Zaman geçtikçe o politik yön zaten tiyatral platformda kendini de yok etmeye basliyor. Bir yere baglanip kalmak beni çok tedirgin eden bir tarafim vardi o zamanlar zaten ayni söylemi söylemek, ayni laflari tekrar etmek disinda tiyatronun çok daha genis bir yelpazeye sahip oldugunu gördüm. Bu genis yelpaze içerisinde devlet tiyatrosunun çok çesitli örnekleri içerisinde rol almaya basladiktan sonra artik o taraf beni tatmin etmeye basladi. Tek tarafli bir söylemin disinda çesitli tarz ve üsluplarla oyunlar içinde olmak beni daha çok rahatlatti tiyatronun daha çok ufkunun genis oldugunu orada ögrendim.

Tiyatronun disinda zaman zaman dizilerde size rastliyoruz ancak yogun olarak göremiyoruz televizyonu mesleginiz açisindan nasil degerlendiriyorsunuz?

Evet, sikistigimiz zaman televizyona daliyoruz. Bu çok can sikici bir durum egitim alan o kadar çok arkadaslarimiz, kardeslerimiz var ki bu popüler kültür deyip onun içinde kayboldugu bir saha haline geldi. O da çok can sikici egitimini alan insanlarin bu isi yapmasindan yanayim ben. Fakat uygun olur ya da olmaz. Bu popüler kültür dedigimiz televizyonda sadece egitimli insanlarin disinda bir sürü insanin da is yaptigi sektör. Yadsimiyorum fakat öncelikli olarak egitimli olan insanlarin yer almasindan yanayim. Son zamanlarda özellikle çok maddi olarak sikistigimiz zaman basvurabilecegimiz bir alan haline geldi. Onun içinde de olmak çok güzel bir olay degil tabi. Çünkü çalisma sartlarindan tutunda verilen ücretlere kadar çok dengesiz bir sektör haline geldi. Özellikle bu son dönem kriz halindeki bütün dünya için ama özellikle ülkemizde krizin televizyona da bu kriz deyimini kullanmalari ile insanlari çok daha magdur duruma düsürdükten sonra inanin bunlarin içinde çok da fazla bulunmak istemiyorum.

Dizi senaryolarini nasil degerlendiriyorsunuz?

Tabi ki her gelen senaryoda çok da degerli olamayabiliyor. Çünkü televizyon dünyasi baska bir gerçek o gerçegi hepimiz biliyoruz. Reytinglere göre sekillenen, hikayenin bastan belli olmayan bir periyodu da var. Okudugunuz bir-iki bölümün disinda olay bambaska yere gidebiliyor. Örnegin ben Kader dizisinde oynamistim bikaç yil önce basindan itibaren 3. 4. bölüme kadar bir arap seyhi ile basladim Arapça konusan bir adami oynarken bir de baktim 4. bölümden sonra Istanbul’da bir is adamina dönüstüm. Kendi kimligimi bile reddebilecek bir hale geliyorsunuz senaryo içinde dedim beni öldürün falan derken 13.bölüme kadar idare ettik.

Sinemayi tiyatroya göre siz nasil kiyasliyorsunuz?

Tiyatronun çok disiplini var ve sinemayi da bu disipline çok yakin görüyorum. Yoksa sekil olarak ayni degil tabi ki çok farkli bir dünya. Diziye göre tabi ki kalici diziler sabun köpügü gibi hikayenin basi yok, ortasi yok sonu yok. Öyle devam eden bir serüvenle giden bir gerçek televizyon dizileri. Ama sinema gerçekten yapildigi zaman kalici ve de keyifli. Yillar sonra bile karsiniza çiktigi zaman utanmadan izleyebileceginiz bir gerçek olarak ortaya çikiyor.

Bugüne kadar en çok rol almak istediginiz bir oyun ya da karakter oldu mu?

Ben gerçekten sunu da oynayayim bunu da oynayayim gibi bir düsüncem gelismedi. Öyle bir önyargi ile beklentilerle yapacaginiz meslek degil bizimki. O bulundugunuz bölgedeki tiyatronun repertuari ile ilgili, oradaki kadrolarla ilgili, oradaki sanatçilarin yaslari ile ilgili. Oyunlar oldugu için kafanizda öyle çok da idealize ettiginiz kriterleri oynamak gibi bir lüksünüz olusmuyor belki de oradan kaynaklaniyor. Yoksa dünya literatüründe hele hele belli bir yasa geldikten sonra oynamak istedigimiz bir sürü roller çikiyor tabi.

Devlet tiyatrosunda özgürlük kisitlamasi olduguna dair degerlendirmeleriniz oldu mu devletten ayrilip özel tiyatrolarda çalismayi düsündünüz mü?

Hayir hiç bir zaman düsünmedim. Ben devlet ve özelde olma ikilemini hiçbir zaman kafamda düsünmedim ve yaratamadim. Çünkü devlet tiyatrolarinda çok tartisilan bir konu aslinda. Devletin tiyatrosu içerisinde görev almak insana nasil özgür birakabilir ya da nasil ufkunu genisletebilir bunun alternatifinde bir tiyatroda olmak düsüncesi bana hiçbir zaman cazip gelmedi. Söyle cazip gelmedi çünkü kendimi ben hiçbir zaman özgürlügümün kisitlandigini hissetmedim oyuncu olarak zaten o özgürlügü hissettigim için oyuncu oldum. Yönetmen her ne kadar sizi belli bir yöne çekerse çeksin siz kendi ensturmanlariniz içerisinde gerçek hikayeyi gerçek adami kendiniz oynuyorsunuz. Sesinizden bütün vücudunuza kadar o özgürlügü ben kendi içimde hissedebiliyorum. Kaldi ki devlet tiyatrolari ile disaridaki bir özel tiyatronun ayrimi o kadar kesin bir çizgi gibi görünsede aslinda yapilan ayni sadece surdan farkli devlet tiyatrolarinin yelpazesi çok genis her farkli ekolü, türü oynayabilecek kapasitede bir haldeyken gelisti benim dönemimde simdi simdi kisitlanmaya basladi devlet tiyatrosunun yapisal eksikliklerinden kaynaklanan, yasalarimizdan kaynaklanan merkeziyetçi yapidan kaynaklanan bir sürü sorunlarimiz olmasina ragmen o özgürlügü ben her zaman tattim ve tadiyorum. Olanaklari itibariyle herhangi bir “dekor, kostüm isik alaninda disaridaki alternatif özel tiyatronun olanaklariyla örtüsemeyecek kadar bana olanak saglayan bana kendi varligimi özgürlügümü daha açikça daha net ve genis bir platformda sunabilme imkani sagladigi için ben oradayim. Disarida olunca ben ondan çok farkli bisey oynamayacagim zaten. Yani söyleminde belki direk olarak özgürce seçebildigim bir oyun imkani saglamis olmam benim özel tiyatro olanaklariyla o seçtigim oyunu oynama firsatini vermeyecek belki. Çünkü ekonomik kisitlamalarla yani ne bileyim büyük bir prodüksiyonu seçme olanagim olmayacak belki disarida o büyük prodüksiyonu içinde olamamak onu seçipte oynayamamaktan daha kötü. Yoksulluk sinirinin altinda aldigimiz bir maasla idare ediyoruz yani bu ilk günden bugüne degisen bir sey yok hep böyleydi zaten. Bütün sektörlerimiz öyle bi kaç özel sirketlerimizin disinda verilen ücretler falan Türkiye için ayni seyi kapsiyor. O bakimdan kosullarimiz çok kisitli ama bu kosullar dünden bugüne hemen bir anda böyle olmusta biz bunun alternatifini istiyor degiliz. Bu hep böyleydi bizim kosullarimiz çok çok güzel degildi bunlari bilerek isteyerek girdigimiz bir kurum oldugu için bu bakimiyla o baska bir mücadele platformu baska bir sey. Kaldi ki disarida özel tiyatro yapan bir arkadasimizin aldigi parada bizden kat kat yüksek degil belki daha az. Parasal platform hepimizi ilgilendiren ve hepimizin mücadele etmesi gereken bir alan. Bütün sektörler açisindan söylüyorum.

Son olarak mutlaka sahnede çok fazla aniniz vardir ama unutamadiginiz bir aninizi paylasir misiniz?

O kadar çok ani var ki benim için cazip görülür ama baskalari tarafindan cazip görülmeyebilir bu taraflar. Anadolu’da çok fazla turne yapardik biz eskiden 15-20 yil öncesine kadar uzun turne dönemlerimiz olurdu o zaman bölge tiyatrolari yoktu daha açilmamisti. Oralara hep biz giderdik Bursa Devlet Tiyatrosu Ankara’dan, Izmir’den, Istanbul’dan ama daha sonra bölge tiyatrolari kuruldu. Turne dönemleri gittigimiz zaman ilginç seylerle karsilasirdik. Oyun esnasinda tencerelerin çikarilip dolmalarin yendigini, çekirdeklerin çitlendigini bunlar hafizamda yer aliyor. O anda tabi seyirciyle iletisimi biz kuracagimiz için etkilerdi ama onlari baska yere koyup öyle degerlendirme lüksümüz yoktu.

2 YORUMLAR

  1. Sayin gülçin ertunç çok sevdigim sanatçilardan biri olan mustafa ugurlu ile röportajinizi keyifle okudum. ve bu yazinizi bizlerle renkli dergi ailesi ile paylasiminizada çok sevindim. aramiza hosgeldin hem sefa hem taze bir soluk getirdin tesekkürler.

    dilerim bir sonraki yazinizida kisa süre içinde okuma sansimiz olur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here