Napaolis – Bölüm 3

0
100


“Hey! Çocuk ne durumda?” dedi bir gardiyan. Agir ve metal zirhi hareket etmesini zorlastiriyordu. Bu yüzden jestler yerine mimiklerini kullanmayi tercih ediyorlardi. Digeri, basini çevirdi ve:

    “Iyi iste, yarin akademiye baslayacak.”
    “Cidden mi? Zaman ne çabuk geçiyor. Hangi akademiye girecek?”
    “Dövüs akademisi tabi ki. O da babasi gibi olacak.”

Dedi ve sag kolundaki kasini sikarak güç gösterisi yapmaya yeltendi. Fakat agir zirhi buna bile engel oluyordu. Bir tehlike karsisinda bu zirhlar içinde nasil savasabilirlerdi ki?

Napaolis’te birçok akademi vardi. Bu akademilerde 12 yasina gelen çocuklar, 18’lerine kadar egitiliyorlardi. 15 yasinda alt alan seçimi yaparak bir alan da uzmanlasiyorlardi. En büyük ve bilinen akademiler dövüs akademisi, sifa akademisi, uzak dövüs akademisi ve suikast teknikleri akademisiydi. Lisansli bir savasçi olabilmek için her yil Nisan ayinda birçok genç buraya gelirdi.

Gardiyanlar hala konusuyorlardi ve Anthrilién, onu görmeleri umuduyla birkaç dakikadir kapida bekliyordu. Basindan geçen berbat yolculuk yüzünden beklemeye bile dayanamiyordu. Heyecanli bir konusma içerisinde olduklarindan emindi. Konusmalarina verdikleri kisa arada basini öne çeviren gardiyan, onu hemen fark etmisti. Gülümseyerek selam verdi. Önceden burada birkaç kere bulundugu için, taniniyordu. Ögretmenlik davetiyesi gönderildiginden beri, adi sehirde yayilmisti ve onu tanimayan kalmamisti. Napaolis’te büyü yasakti ve o bir büyücüydü. Bu zitliktan, asasini görünmez yapip beline bir kiliç takarak siyriliyordu. Usta bir büyücü olsa da, kiliç kullanmada da  oldukça iyiydi. Bu da onu, akademiye hoca yapiyordu.

“Açil!” diye bagirdi gardiyan. Alt taraftaki baska bir gardiyan kolu sertçe döndürdü ve kapinin aralanmasini sagladi. Tanidiklari, cüppe giyen tek kiliç kullanicisi oydu. Asla zirh giymezdi ve bu da onlari oldukça sasirtiyordu. Sehirden içeri girdi, cüppesinin kapsonunu açti ve ona el sallayanlara gülümseyerek karsilik verdi. Napaolis halki, ögretmenlere çok saygili ve minnettardi. Onlar için çalisip, onlari egitmeye çalisan kisiye, asil gibi davranirlardi ve el üstünde tutarlardi. Gördügü kadariyla bu hala degismemisti.

Sehirde, neredeyse tüm savasçilar silah kullandigi için, bir saniyede yaklasik bes-alti çekiç sesi duymak olanakliydi. Birçok demirci dükkâni vardi ve her dükkânda birçok kisi siddetli bir biçimde demir dövüyorlardi. Burada silahlar, neredeyse sudan ucuzdu. Selamlayacagi insan sayisinin azalmayacagini anladiginda, adimlarini hizlandirdi ve sehrin meydanina dogru ilerledi. Kralla, mektuplasarak görüsmüstü ve yanina gitmesine bile gerek yoktu. Gardiyanlar geldigini haber verirlerdi. Ona bahsedilen eve dogru yürüdü. Yarin baslayacak olan dersler için neler yapacagini düsünmeye baslamisti bile. “Yillardir pesinde oldugum amacim, ilkem, düzenim.

Onun için en büyük adimi atmistim bile…”


Sanora

Sevgiyle Kalin

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here