Nasil Bir Yangin Ki Bu, Alevlerin Bile Cani Aciyor…

2
19

Diri bir sabahin eylülünden düsüyorum ‘yalnizlik’ kokan satirlarima…

Vaveylâ eden bir sabah saatinde; ayaklari yalnizliga prangali, dört duvar arasi esrik mahkûmunu oynarim hep kisa metrajli filmimde. ‘Ben mutluyum… Bu sefer mutlulugumu benden alamazsiniz!’ dedigim vakitten, karanligin soluguna sürüklendigim vakide kapaklanirim ömrümce. Hayallerimin bekçileri, karanligin bir üfleyisiyle savurur yine beni; benden uzaklara, uzanamadigim acilara…

 

Bambaska bir sabaha uyandigimi bilsem de açmam günün ziyalarina o kalin perdelerimi. Su yüzünde boguldugum bedeni, paramparça cümlelere giydiririm; aciya inat, yalnizligima inat… Hiç umudum olmadigini bilerek sarilirim imkânsizliklarima. Ne yazmak için düsünürüm artik, ne de okumak için bakarim ezberledigim harflere. Tanrinin yonttugu bir mermer heykeli misali, kaskati ruhum ve kaskati bedenimle kör kuyulara düsmüslügüm canimi acitmaz artik. Ayni nakaratlari dillendirsem de bitkin kalemimde, asinasi oldugum satirlari okumak agartmaz gözlerimi. Yalnizligimin üzerine çig tanesi gibi üsüsen insanlara inat, sarilirim yalnizligima. Yeni baslangiçlarima ramak kaldigini bilsem de, inanmam tüm hakliliklarimi yok sayarak ve ben yine kendimde kavrulurum kavrulacagim kadar. Küllerini savurdugumu sandigim çogu seyin izini deprestirir dururum. Ne bir sayfa açarim kendime, ne silmeye meyillesirim gelisigüzel yazgimi. Etrafimda ki gözlerden kaçmam artik. Nefret etmem onlardan, sirf gözlerimi asagilayici gözleri yalniz biraktigi için; aciya inat, kendime inat… Tanimadigim yüzlerin alnima ‘yalnizlik’ damgasi vurdugu o anda bile, ben yine yalnizligima yürürüm… Bütün adimlar büyütür aciyan yanlarimi yeniden. Hep tükenmis olarak baslarim yeni bir güne… Hep kaybetmis ve aglamakli… Acilarima inat, gözyasima inat…

 

Neyin bedelidir bu tanrim?

Figüran miyim ben?

Hayat oyununun kalabalik sahnesini dolduran bos kalabaliklardan biri miyim sadece?

Kendime çektirdigim bir çesit iskenceyse sayet bu; suçlusu kim bu oyunun?

Kahramanim bu kadar aciz olamaz mutluluktan…

Yüregim senin için çöp tenekesi olamaz, degil mi?

Hangi birinci tekil sahislarim ‘ben’ kelimesini dolduran?

Ben neyim tanrim; ne istiyor da bulamiyor, muvaffak olamiyorum?

Günesi kaybolmus bir sabah, issiz karasalliga bürünmüs yeryüzü, yesillikten yoksun bir orman, topragini kaybetmis bir dünya…

Tüm bunlarin ne farki var benden?

Nasil bir yangin ki bu, alevlerin bile cani aciyor…

 

 

“Tasidigim bu yük degil, kaderimin ceza gibi omuzlarima yükledigi bir kambur sanki…

  Bilmiyorum günahim nedir;

  Neden mahkûmum bu yasimda…”

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here