Nefs-i Emmare

0
110

Hayta bir dolunay isigi!

Gecenin rengi Araf.

Gece infial.


Uykusuzluktu uykular.

Sesler attim karanliga oysa

Sessizligin çiti çiksin diye.

Sükûnetten aldi ihânetini,

Yüksek desibelli sus-ku-lar.

Sükût ettikçe,

Ihânet etti.

Ihânet ettikçe

Sükût.

Çisil çisil akip

Serham serham kurudu bahar

Yariklariyla yanagimda.

Ah,

Ne meymenetsiz vicdandir bu!

Attigim her kulaç,

Kendimi bogmaya meyyal.

Kirk lisani birlestirsen,

Bir kelam çikmayan

Kekeme bir hazan…

Ve an.

Dan diye vuruldu alnima

Zaman zaman.

Içi bombos bir felsefe gibi çalkandi

Soludugum yarim küreye inat.

Lakirdadigim ezberden lisan.

Tam ortasindan.

Ah,

Ne meymenetsiz vicdandir bu!

Bir simdiden,

Bir sonraki simdiye geçis kadar.

Bir simsegin çakip sönmesi kadar.

Es miktari kadar.

Mir’at edindi zatima;

Esvabim,

Isim,

Mesgalem,

Nefs-i emmarem(!)

Yazgimdi.

Kemirdi beynimi,

Her istintak.

Ölüm gibi,

Yasamin ortasinda çirilçiplak.

Ve her dogmamis yasam

Azrail’in sûruna müstak.

Meczup bir yürek.

Azad etti,

Dünyanin tekâlifinden cüssesini.

Kalmadi artik istiyak.

Muhdes olani aydinlatti karanlik. 

Emsalsiz güzellikler aldi nasibini geceden,

Tecahül-i arif olup

Hüsn-ü talil içinde.

Ah,

Ne meymenetsiz vicdandir bu!

Kiyildi bir bir

Alfabetik kiyimlar içinde

Kism-i ölümlere

Yakalanarak kiskivrak.


 
 
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here