Nihayi – Gerçek Bir Dost! – Dostluk Ve Arkadaslik Üzerine…

5
61

Liseyi bitirdikten üç yil sonra üniversiteyi kazanmistim. Kazandigim sehir Karabük idi ve artik yola çikma vakti gelmisti tabi ki okula kayit için… Çok ama çok mutluydum, çok heyecanliydim, çünkü Karabük’e gidecek ve yeni arkadaslarla, yeni bir hayatla karsilasacaktim. Nasil mutlu olmaz, nasil heyecanlanmazdim degil mi? Bu sorularla akip giden zamanin ardindan Karabük’teydim.

Karabük’e ilk indigim gün, garip bir his kapladi içimi. Karabük’ü bir o kadar çok sevmis ve bir o kadar da sev(e)memistim sanki… Farkli duygular içindeydim, bir yandan canimdan çok sevdigim ailemden ayrilmis bir yandan da yeni arkadaslarla, farkli cografyanin insanlariyla tanismanin heyecani kaplamisti içimi. Derken okul açildi ve dersler basladi. Ramazan ayina da yeni girmistik okulla beraber, oruçlu olmanin verdigi yorgunlukla yari bitap okula gidip gelmeye baslamistik. Baktik ki bir ay bitivermis hiç farkinda bile olmadan… E malum, bayram tatili ve memlekete dönüs. Annemi, babami, kardeslerimi ve oradaki arkadaslarimi o kadar çok özlemistim ki anlatamam. On gün boyunca hasret giderdik doya doya. Sonrasinda yine Karabük’e, arkadaslara yolculuk basladi ve yeniden okuldaydik. Bahsi geçen dostumu sinifta daha önce görmemistim. Ilk defa görüyordum sanki hatta geçen bir ayda hiç karsilasmamistik Koca bir ay geçmesine ragmen ilk defa tanisiyorduk, isminin Nihayi oldugunu söyleyince bir an duraksadim… Ne? Nihayi mi? Diye sordum… Evet, hayatimda ilk defa duyuyordum böyle bir isim: N-I-H-A-Y-I “Ne anlama geliyor acaba?” diye sordum Nihayi’ye. Cevaben de; “Vallahi kardesim dogrusunu söylemek gerekirse ben de bilmiyorum ismimin ne anlama geldigini… Dedemin ismini koymuslar…” Ama ben onun isminin anlamini söyle koymustum kendimce Nihayi (gerçek dost) artik alismistim ona ve ismine. Garip de gelmiyordu ismi artik, kendi de ismi de bir parçam olmuslardi nihayetinde. Hayatta hep böyle bir dostumun, kardesimin olmasini istemisimdir. Ekmegimi, acilarimi paylasabilecegim bir dostum ve bulmustum iste, sorgusuz sualsiz her seyimizi paylasabiliyorduk onunla…

Can DÜNDAR’IN da söyledigi gibi “Saate bakmaksizin kapisini çalabilecegi bir dostu olmali insanin…” Evet, artik biz de saate bakmaksizin birbirimizin kapisini çalabiliyor, ekmegimizi, acilarimizi ve mutluluklarimizi paylasabiliyorduk onunla. Her sey viz gelirdi bundan sonra bize, sirtimizi birbirimize dayamistik, hiç kimse bize karsi koyamazdi. O kadar dostlugumuzu perçinlemistik ki hiçbir kuvvet bizi ayiramaz, alikoyamazdi. Gönüllerimiz, kalplerimiz bir olmus adeta hayata meydan okuyorduk, tek yürek olmustuk onun derdi benim derdim onun mutlulugu benim mutlulugum, aldigimiz nefes içtigimiz su, sanki bir bedende iki can idik… Onun gelecekteki tüm hayallerinin içinde ben, benimse tüm hayallerimin içinde o vardi. Birbirimizin olmadigi hiçbir hayalimiz yoktu artik çünkü biz birbirimizi karsiliksiz sevmistik hani çok ama çok sevdigimiz bir insana söyleriz ya “Seni anlatmaya hiçbir kelime yetmez diye…” Iste gerçekten öyle biriydi, onu hiçbir kelime anlatamiyor, ifade edemiyordu sanki kelimeler boyun büküyor, aciz kaliyorlardi onu anlatirken…

Kelimelerin bittigi yerde o basliyordu…                                        

Selahattin AKKURT

5 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here