Ölmeden Önce Yapilmasi Gereken Seyler…

0
90
Bu, ölmeden önce kesinlikle görülmesi gereken bir yer…
Bu, ölmeden önce kesinlikle izlenmesi gereken bir film…
Bu, ölmeden önce kesinlikle tadilmasi gereken bir lezzet…
Bu, ölmeden önce kesinlikle okunmasi gereken bir roman…
Bu tavsiyeleri hepimiz çevremizdeki insanlardan sik sik isitiriz. Ölmeden önce yapilmasi gereken seyler hakkinda yazilmis kitaplar dahi var. Bu seyler nedir merak ediyorsaniz iste birkaçi:
Skuba dalis lisansi almak ve Havaiideki Molokini Adasindan dalis yapmak, tekne kullanmasini ögrenmek, sandalla göl ortasinda balik avlamak, yamaç parasütü yapmak, uçaktan parasütle atlamak vb…
Simdi bu seylerin birçogunu yapamamis biri olarak-ki söz konusu kitabin yazari da henüz yarisini yapabilmis- merak ediyorum: 
Acaba bu yerleri görmedigim, bu filmleri izlemedigim, bu lezzetleri tatmadigim ve bu romanlari okumadigim için öldükten sonra pismanlik duyar miyim?..
Kuskusuz insanlarin eglenmeleri, gezip dolasmalari, sohbetinden hoslandiklari kisilerle birlikte yemek yemeleri, kitap okumalari güzel nimetlerdir. Ilk buyrugu “Oku!” olan Kitabimiz, insanlara gökleri, yeri ve ikisi arasindaki her seyi arastirmalarini, bilimsel gerçekleri ögrenmelerini ögüt verir. Insanlardan, tanik olduklari yaratilis delillerini incelemelerini, detaylarini ögrenmelerini ve üzerinde düsünmelerini ister. 
Burada yanlis olan sudur; insanlar bunlari genellikle gaflet içinde yaparlar. Yaratilis amacini unutmus, çok degerli olan zamanini yarar saglamayacak sekilde tüketen kisilerdir söz ettigim.
Kuskusuz inanan insanlar da dünya hayatinin nimetlerinden yararlanirlar. Ancak gaflet perdesi ardinda yasayan kisiler gibi nimet ve güzellikleri yasamin amaci olarak görmezler. Nimetlere sükreder, iyilik ve hayirda kullanirlar.
Yasamin her ani unutulmamasi gereken su gerçege göre degerlendirilmeli diye düsünüyorum: Insan, bos emeller pesinde kosmakla degil, yararli ve güzel isler için çaba göstermekle sorumlu. Gaflette olan kisiler her ne kadar yapmalari gereken seyleri belli sayilarla sinirlandiriyor olsalar da gerçekte onlarin çabalari”çeliskili, parça parça” ve “darmadaginiktir.”
Kendilerince doya doya yasamaya çalisarak, kisacik süren dünya hayatina yönelen insanlar, olaylari biraz akilci degerlendirebilseler, gerçekte dünya hayatinin sonsuz hayat yaninda ne kadar degersiz oldugunu fark edebilirler.
Dogru olan ise insanin ölümle birlikte gerçekleri gördügünde, yapmadigi için pismanlik duyacagi her seyi yasarken yapmasi; yaptigi için pismanlik duyacagi seyleri de yasarken yapmamasi.
Adeta suursuzca ömrünü tüketen insan, yerine getirmedigi sorumluluklarini ve ertelediklerini samimi düsünebilse dogrulari görebilir. Aksi halde yasami boyunca öncelik vererek yapip ettiklerinin, “firtinali bir günde rüzgarin siddetle savurdugu bir kül gibi” kilindigina tanik oldugunda yasayacagi pismanlik daha da zorlu olur.
Fuat Türker
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here