Oltama Takilanlar

5
79

Deniz… Yeri geliyor sessiz oluyor ama dalgalariyla kasip kavuruyor ya her seyi…

Attigim taslari sabirla yutuyor ya denli densiz… Dokunsam aglarmis fikrine kaptirip hirpalayinca da gülüp geçiyor ya utanmadan… Agladiginda nedenini saklayip gözüme çöp kaçti diyerek uzaklasiyor ya birden bire… Ha bir de… Bir de isyankârligini ve gururunu huzurla örtmeye çalismasi yok mu? Imreniyorum iste… Kendimi ona benzetmek istermisçesine…

Devamli süzüyorum denizi… Onu hiç yalniz birakmayan irili ufakli çakil taslarini… Denizin içinde, en güzel yerde, her seyden habersiz olup, keyfini süren deniz kabuklarini…

Sular gürledikçe denizin içindeki baliklarin karincalari, sular çekildikçe de karincalarin baliklari yemesi kaçmiyor gözümden. Hâlâ bir yerlerde esitligin olmasi huzur katiyor gönlüme…

Balik tutmak geçiyor aklimdan çayimi yudumlarken… Teker teker tutsam baliklari ve denize biraksam yeniden… Açligimi baliklar degil, hayat bagislama doyursa…

Oturdugum kayanin dibindeki yosunlar dolduruyor gözlerimi… Günbatiminin vermis oldugu turunculukla yosunlarin yesillikleri içime garip bir hosnutluk veriyor. Gülümsüyorum…

Martilar baliklari, baliklar karincalari, karincalar ise kisliklari için toplayacaklari yemi ariyor… Hepsi kendi yasam savasini veriyor mavinin derinliklerinden kiyilarina kadar gelen hayatlarla…

Iste Huzur. ” diyorum kendi kendime… Huzurluyum diyerek avutuyorum kendimi. Yasam için verilen savaslar hiç rahatsiz etmiyor beni… Tutmak istedigim baliklari martilara verirken aslinda, karincalari da baliklara verdigimi animsiyorum ve devam ediyorum baliklara ölüm korkusu yasatmaya…

Denizin üstünden kiyilarina dogru esen yasam savasi kokusu, bütün sahilin nefesini tutturmus gibi görünse de tezahüratlar yükseliyor bir yerlerden… Adeta kumar oynuyor sahil kendi kendine, fütursuzca atip kendini inandirdigi yazi-tura ile…

Evet. Huzurluyum demistim… Ama huzurun ne kadar ben’im hiçbir fikrim yok…

Adini; akilli insanlarin sahip olamadigi tek sey niye nitelendirdigim huzuru daha iyi anlamak için iki tane çöp adam çiziyorum hayalime…

Ikisinin tek ortak yani yüz yil sonra yasayacak olan insanlari göremeyeceklerini bilmeleri. Bu iki çöp adamdan biri göremeyecegini bildigi için; su anda çevresinde olan insanlari kabullensin. Ve yasamini paylastigi insanlarla sanki hayattaki son günüymüs gibi yasasin…

Öbürü ise. Öbürünü sormayin zaten… O, kabullenemesin bir kere hiçbir seyi… Yüz yil sonrasina kilitlesin kendini ve su anda çevresinde bulunan insanlarla yüz yil sonrakileri takas etmek istegi olsun… Yani yüz yil sonraki insanlarin onu daha çok mutlu edebilecegine inansin… Biz birakalim inandigiyla kalsin.

Iste. Kimin daha mutlu ve huzurlu olabilecegini paragrafin basindan anlasilmistir zaten… Sahip olabileceklerinin tutkusuyla yasanla bunlar, elde ettiklerinin degil…

Ben bu yüzden baliklarimi geri atiyorum iste…

Karincalari baliklara, baliklari martilara emanet ediyorum… Yasanabilirliligi kanitliyorum baliklarima…

Gün yüzüne vurmak istersem asil düsüncemi;

Yasamimizda hiç kimse ve de hiçbir sey; bizi oltayla tutup hayata tekrar geri atamaz “Huzur orda bir yerde.” diye…

B.Ç.//

5 YORUMLAR

  1. "Açligimi baliklar degil, hayat bagislama doyursa…"

    bunun adi huzur pamuk seker,

    yaptigin iyiligin ruhuna verdigi yansima,gönlüne saglik..

  2. besin zincirinde sanirim bir hata var balik -karinca da baliklarin karinca yedigini yada onlar icin dolastigini duymadim hic .. ve bu marti -balik -karinca uclemini cok kullandginiza gore sizin icin mutaka onemli bir anlami var ama baliklar ve karincalar burda bir tuhaflik yokmu sizce…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here