Ölüler Tarlasi – Lagari Hasan Çelebi Ve 4. Murat

2
83

Istanbul haritasini 180 derece ters çevirip baktiginizda bugün Sarayburnu olarak bilinen bölgenin bir kartal gagasini andirdigini görürsünüz.
 
Bizans Imparatorlugunun armasi “kartal” oldugu için Sarayburnu, stratejik öneminin yani sira manevi bir önem de tasimaktadir.
 
Bizans saray bahçelerinin burada olmasi, Sarayburnunun “Bahçeler Burnu” olarak anilmasina neden olur. Sarayburnu, Istanbul fethedildikten sonra da önemini korur. Yeni sarayin buraya yaptirilmasiyla bu durumun alti çizilecektir.
 
Popüler köprü intiharlari icat olmadan önce, siklikla kendini Sarayburnundan denize birakip intihar edenler olmustur.
 
Istanbul diline “Kendimi Sarayburnundan atarim” diye bir cümle yerlesiverir. Gerçekten de siklikla kendilerini Sarayburnunda dalgalarin kucagina birakanlarin oldugu bilinmektedir. 
Sarayburnunun akintisi, cesetleri “Körler Ülkesi” ne kadar sürüklemektedir. 
Osmanli Imparatorlugu zamaninda “saray bahçesi” olarak kullanilan Sarayburnundan, padisahin ölüm emrini verdigi pek çok kisi de ayagi zincirlenip tas baglanarak sulara atilir. Bu nedenle bazi cesetler karsi tarafa ulasmak yerine dibi boylamislardir. Pek çok kisi Sarayburnundan denize atildigi için, burayi denizin dibindeki “ölüler tarlasi” olarak adlandirmak hiç de yanlis olmayacaktir.
 
Ancak Sarayburnundan denize düsüp tekrar karaya çikanlar da bulunur.
 
Lagari Hasan Çelebi, bunlardan biridir.
 
Sahil seridi 1633 yilinda büyük bir kutlamaya sahne olur. Havai fisekler yeri gögü aydinlatmakta, denize nazir sofralardan genci yaslisi nasibini almaktadir. Bu büyük coskunun nedeni, IV. Muradin biricik kizi Kaya Sultanin dogum günü kutlamasidir.
 
Sonrasinda olanlari büyük bir olasilikla dogum gününe Sultan tarafindan davetli olarak katilan Evliya Çelebi anlatir;
 

“…Murad Hanin Kaya Sultan adli temiz talihli kizi dünyaya geldigi gece kurban keserek bayram ettiler. Bu Lagari Hasan, elli okka barut macunundan yedi kollu bir fisek yapti. Sarayburnunda padisah huzurunda fisege bindi. Çiraklari fitili ateslediler. Lagari, “Padisahim, seni Tanriya ismarladim. Isa peygamberle konusmaya gidiyorum” diyerek, Tanrinin ve peygamberin adini alarak göge yükseldi….”

Lagari Hasan Çelebi fisekleri atesledigi zaman denizin üzeri kizila keser. Imparatorlugun ileri gelen âlimleri, Lagari’nin 300 metre kadar havalandigini ve 20 saniye havada kaldigini ölçerler. Nefesini tutan halk, çelebinin en yüksege ulastigi noktada büyük bir kiyamet koparir. Sonra birden; zaman, mekân, Lagari, ahali durur…
Fisegi biten Hasan Çelebi yavas yavas denize dogru süzülmeye baslamistir. Ancak koluna taktigi büyük kanatlar sayesinde Bogaz’a yumusak bir inis yapmayi basarir. Yari çiplak bir halde denizden çikacak ve IV. Murad’in yanina gelip gösterisine son noktayi koyacaktir:

“Padisahim Isa Peygamber’in sana selami var!” 

Halk bu kadar kisa bir süre içerisinde olup bitenlere inanamaz.
Sultanin da bu gösteriden oldukça hoslandigi ortadadir. Lagari bu nedenle ödüllendirilecektir.
IV. Murad, ona bir kese  akçe verir. Ayrica sipahi ocagina kaydi yaptirilir ve kendisine aylik yetmis akçe maas baglanir. 
Çalismalari ve icatlari önceleri Sultan tarafindan desteklenen Lagari Hasan Çelebi, daha sonralari ulemanin baskisi ile yargilanir. Kisa bir süre sonra da Padisah tarafindan Kirim’a sürgüne yollanir. Açikçasi, Âl-I Osman’in her tuttugunu koparan adamdan korkusu büyüktür. Lagari bir süre sonra Kirim’da hayata gözlerini kapayacaktir. 
Hiç tereddüt etmeden teknik anlamda gökyüzüne yükselme becerisi gösteren ilk mucidin Lagari oldugunu söyleyebiliriz. Ilginçtir ki modern anlamdaki ilk roket çalismalari bugün Kirim’i içine alan Ukrayna’da baslamistir. 
Ince belli bardakta çay içmek için Sarayburnu’ndan daha keyifli bir yer bulunmaz.
Dünya ve gökyüzünün kesistigi noktada, saray entrikalariyla kusatilmis bir gökkusagi bulunur. Lagari, gökkusaginin altindan geçerek semada kaybolur.
Sarayburnu ölüler tarlasidir..
Evliya Çelebi, hikâyeye son noktayi koyar; “… Lagari Hasan, sadik, iyi dostumuzdu. Tanri rahmeti üzerinde olsun…”

2 YORUMLAR

  1. osmanli saraylarinda olusan bir çok yanlislari bu açmazlari ve orada dönen dolaplari entrikalari ve ask mesk ouyunlarini ve siyasetini ve ihanetini konu yaparak onlardan flim senaryolari yapiyorlar ve onlarin haklarinda nice ktaplar dahi yaziyorlar da.

    acaba diyorum su avrupali asyali ingiltereli olan ve arap ve çin milletinden olan bu devletler acaba o devirlerde neler yapiyorlardi onlarin üzerinde hiç durulmuyor onlarin konusu bile hiç anilmiyor.

    mesela ben burada avrupali devletlerin hakkinda tarihlerinden bir seyler anlatsam onlar kimbilir ne kadar kizarlar ve alinirlar.

    ama her nedense türklerde bu alinganlik hiç görülmüyor galiba türk nesli artik tükenmismi ne olmus onlara acaba desem derim.

    zaten ben türküm demek dahi tarihe karisiyor artik türkiyeliyim diyeceksin diyorlar ben olsan onuda kaldiririm dünyadan oraya baska bir sey koyarizki kötü olursa türkün iyi olursa baskalarinin olmasin demek daha vicdanli bir is olur her halde derim. r.ç.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here