Onarmali Insan Kendini, Hep Bir Umut Bulmali…

0
70

Ben öyle oturuyorken deniz kiyisindaki Ugur Mumcu parkinda, daldirmisken gözlerimi denizin en uç noktasina, esen ilik rüzgârin oksayislarina birakivermisken kendimi, nereden çikip geldin aklima? Seni bana hatirlatan neydi ki!

Ne denizi seyrettik birlikte, ne uçsuz bucaksiz gökyüzüne bakip hayaller kurduk. Ne de rüzgâr yaladi bedenlerimizi. Seninle ben hiç romantik bir an yasamadik ki. Bunlarin hiç biri seni hatirlamam için bir neden degil. Beklide öylesine geldin aklima az sonra çikip gideceksin. Ve ben, sana ragmen hayata, insanlara güvenimi yitirmedigimi düsünüyorum bir taraftan.

Bakiyorum ve insanlari izliyorum. Her bir insanin ne kadar akil almaz hikâyeye sahip oldugunu düsünüyorum. Öyle merak ediyorum ki insanlarin yasadiklarini, beyinlerinin kivrimlarinda gezen düsüncelerini. Kendi kendilerine kaldiklarinda ne yaptiklarini. Bazen sinek olmak istiyorum küçük ve hizli hareket eden. Merak ettigim insanlarin evlerine bir yolunu bulup girmek ve nelerle ugrastiklarini görmek. Ne kadar ilginç olurdu. Düsünsenize sizin kahraman olarak hayallerinizde canlandirdiginiz insan, ne absürt hareketler yapiyor. Mesela burnunu karistirip masasinin altina sürüyor. Ya da evde çiplak dolasiyor ama vücudu hiçte sizin hayal ettiginiz gibi degil. Hmm, bir arkadasini ariyor ve size söylediginin aksine, “ondan nefret ediyorum, çok tiksinç biri” diyebiliyor.

Bu bir bilgi hirsizligi mi acaba? Ya da insanlarin özeline tecavüz mü? Ama sonuçta ben bir sinegim, sineklerin evelere izinsiz girme  haklari var degil mi? Tabi çok vizildayip ortami rahatsiz edip sinekligin üstüme çatt diye gelmesi riskini de düsünmeliyim. Sinek savar bir ürün de kullanilabilir =))) Insanlarin ikiyüzlülüklerini görmek için sinek mi olmak lazim?

Tabi bu otomatik düsünceler birbirinden bagimsiz aklimi kurcalarken,  ileride annesinin elinden siyrilip oyuncaklardan olusan bölüme var gücüyle kosan çocuga takiliyor gözüm. Çocuk olasim var yaaaee. Gerçi içimde saklayip korudugum bir çocuk var ama o devreye girdiginde birileri hep kocaman kadinsin yakisiyor mu bu tavir sana deyip hevesimi kiriyor. Sonra aynaya bakiyorum evet, gerçekten kocaman bir kadinim. Aynadaki görüntüm bunu inkâr etmiyor aslinda ama ruhum inatla hayir diyor. Allah’im artik ruhumu da yaslandirsan da görüntümle birlikte ruhumda paralel gitse ben de aralarinda kalmasam=)))

Her yil biraz daha geriye dönemeyecegimi anlayip, zamanimi iyi kullanmaya çabaliyorum. Yinede tam istedigim yerde degil duygularim. Hep çarpik çurpuk ne varsa gidip ona tosluyorum. Geçen Arzuyla konusuyoruz, kendisi benden  küçük olmasina karsin o da ayni seylerden muzdarip. Kimse ne aradigini ve istedigini bilemez bir durumda mi ne? Ben biliyorum ama ne istedigimi. Hep “sevgi” istedim, ben istedikçe o “yakalayamasin ki, yakalayamazsin ki” diye benimle yakalamaca oynayip durdu galiba.

Bu garip düsüncelerle beynim, mikserle karistirilan kek kivamina gelince, bir çivi ariyorum pasli olanindan, beynimin içine sokup, bu düsünceleri susturup kendimi rahatlatmak için.

Uzaktan görünen silueti, günesten kamasan gözlerim tam olarak algilayamiyor, lakin bana dogru yaklasiyorlar git gide. Üst kisimda bir beyazlik seçebiliyorum, sonra beyazlik iki ayri yarim küreyi andiriyor. Ama o da ne altta bir hareketlilik var. Sanki horon tepen folklor ekibi misali senkronize bir görüntü. Daha yaklastikça görüntü netlesiyor. Ilk dikkatimi çeken bir bütünün iki yarisinin birbirine kenetlenmis elleri. Evet, evet bunlar yaslari neredeyse orta yasin çok üstünde sevimli iki insan. Öyle bir umut kapliyor ki içimi bir an yerimden kalkip onlara dogru ilerliyorum. Kafasinin üstünde benim gibi görünmez huni tasiyan insanlarin böyle bir avantajlari vardir. Kimse onlari içinden geçenleri yapmakla suçlamaz =)) neredeyse diplerine kadar yaklastim.

 “Ne kadar harikasiniz”

Diyecektim ama onlarin beni görecek halleri yoktu. Hem yürüyor hem birbirlerine bakarak sohbet ediyorlardi. O muazzam enerjilerini etrafla paylastiklarinin farkinda bile degillerdi. Öylece bakakaldim arkalarindan. Yüzümde hinzir bir gülümseme peydah oldu. Sanirim bu umuttu…

Geri dönüp yeniden hizlica kalktigim banka geri oturdum. Deniz de gökyüzü de farkli göründü birden. En önemlisi ise zihnim tertemiz ve bombostu…

Ayse ÖZEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here