Öylesine Bir Aksam – 1

3
93

Öylesine bir aksamdi. Benim içinde, onlar içinde. Öylesine bir aksam.

O kadar öylesineydi ki her sey, bir farklilik bulmak için çirpindim durdum. Farkli bir sey yazmak, farkli bir sey anlatmak istiyordum bu defa.
Olmadi… Olamadi iste… Her sey ve hepsi ayni gidiste.

Ve bu öylesine aksamda;

Bir isçi günü kurtarmanin mutlulugunu yasiyordu. Koltuguna sikistirdigi ekmekle öyle vakur, öyle keyifliydi ki, bir bando esliginde yürüyordu sanki.

Bir memurun rutin yorgunlugu vardi adimlarinda. Kornasiyla frene basan sürücüyü son anda görüp, biraz daha yasayabilmenin telasiyla kosuyordu caddenin öbür yanina.

Bir ögretmenin kafasindaki karmasa yüzüne vurmustu. Kulaklarini çektigi ögrencisine haksizlik mi etmisti, o ögrencimi ukalaydi yoksa?

Bir sekreter, bütün gün bakmis oldugu telefonlardan bikmis olmali ki, kösedeki telefon kulübesine ulasmadan hizla bir dönüs yapiyor ve patronuna küfrediyordu. Aksamüstü istedigi izini vermedi, sevgilisiyle bulusamadi diye.

Bir dükkân sahibi hala oturuyor kapi önünde. Içeriye girecek bir müsteri ve ay sonunda ödenecek çekinin hesabiyla.

Bir balikçi, özenle ve hiç yorulmadan aglarini düzeltiyordu. Geceye bir eksik kalmasin, efkârda sulansin diye, sarabini vakitlice aliyor, mücevher saklar gibi bir kenara yerlestiriyordu.

Bir isadaminin elinde telefon… Bir orayi ariyor, bir öbür yani. Isler nasil, nakit durumu? Sonra hepsini unutup, karisina uyduracagi yalanla, sevgilisine yapacagi davetin provasini yapiyordu.

Bir medya mensubu paparazzi pesinde…

Bir çiftçi ektiginden fazlasini toplayabilmenin hevesinde…

Ve herkes bir seylerin sikintisi ile baska seylerin beklentisinde.

Bunlarin hepsi, ama hepsi… Öylesine bir aksamda, öylesine yasandi. Ve bunlar anlatilanlardi. Gerçi anlatilmayanlarinda farki yoktu ya zaten öylesine olmaktan. Yine de anlatilmama ayricaliklari vardi iste.

Ve onlar içinde öyleydi, benim içinde. Öylesine bir aksamdi yasanan…

Ben hepsinin disindaydim.

Ne isçi, ne memur, ne isadami, ne medyaci, ne çiftçi, ne balikçiydim. Vekil yahut bakan, basbakan filan da degildim. Hiç biri, hiçbiri… Siradan bir insan sadece.

Telasim yoktu hiç birinde hiçbir sekilde. Yakamozlardi, rakimdi özledigim. Elimde kadeh, koyu mavi gecemde denizdeki isiltilari seyrederken… Ve duygularla yüklenip, ifade etmek istegi ile yanarken…

Yaziyordum…

Yalnizligimla yine ve bir daha bas basayken…

3 YORUMLAR

  1. hani canin çok daraldiginda benim gibi onun gibi sen de .. sen de oyna gökgürültüsü ile..ne de olsa yukaridan geliyor o, kutsalliklarin bulundugu yerde…

  2. gökgürültüsü ile dansetmek güzeldir mutlaka. yagmurlarida özlersin, onlarida beklersin bir basina süren dansin boyunca.

    bulusabilirsen eger yagmurlarla bu aralik zamanda, dansetmeye devam et, korkma islanmaktan, sirilsiklam olmaktan korkma. o ani yasa , bu yetiyor birçok seye.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here