Prof. Dr. Emin Murat Esin Ile Volkan Atasever Röportaji

5
108
Maltepe Üniversitesinden Degerli Hocamiz Prof. Dr. E. Murat Esinle yaptigimiz bu röportajda yazilim dünyasi, bilgisayar ve elektronik dünyasi hakkinda degerli görüslerini aldik. Ayni zamanda akademik ve dünyadaki bilisim sektörü hakkindaki sorularimizi kendisine yönelttik.

Sayin Prof. Dr. E. Murat Esin, sizi tanimayanlar için kisaca kendinizden bahseder misiniz?

1980 de Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Elektronik ve Haberlesme Mühendisi olarak mezun oldum. Araliklarla sanayide ve degisik üniversitelerde çalistim. Bir mühendisin bulunabilecegi her pozisyonda bulundum sayilir. Bu arada matematikte yüksek lisans, bilgisayar mühendisliginde doktora, yazilimda doçent oldum. 2006 dan bu yana Maltepe Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapmaktayim.

Sektörün duayenleri arasindasiniz elektronik mühendisligi bölümünde profesörlük ünvanina sahipsiniz. Sizce Bilisim ve Bilisim teknolojileri konusunda ülkemiz sizce hangi konumda? Çocukluk evresinde mi yoksa dünya ile rekabet edecek güce sahip mi?

Duayen lâfinin gereksiz iddiasini bir kenara birakip soruya gelelim.
Sokaktaki adamin inanmasi güç olabilir ama, son derece iyi yetismis ve iyi isler yapan bilisimciler ve bilisim firmalarimiz var. Birçok konuda dünyadan daha öndeyiz bile. Ancak bilisim toplumu olmak; aramizdan bazilarinin bu konuda yetismis ve üretici olmasindan ibaret degil. Toplumun büyük kesimlerinin çalismalara hiç degilse alici olarak destek vermesi, haberdar olmasi, bu konuda çalisiyor olmasi ve kendi ürünlerimizi ortaya çikartmak ve kullanmak konusunda kararli olmasi gerekiyor. Bunu bir devlet ülküsü olarak görmek ve düzenlemek gerekiyor. Örnegin yapay zekâ uygulamalarinda NATO’nun en iyi uygulamalari bizde yapiliyor. Ama uluslar arasi rekabet sartlari içinde büyük firmalarimiz yoksa bunu küresel rekabetin acimasizligindan çok kendi teskilatlanma ve kurumsallasma aliskanliklarimizin kusurlulugunda aramak icap eder. Diger yandan iyi mühendislik iyi ürün, iyi ürün genis pazar anlamina gelmez. Demek ki; ürün gelistirmek yaninda ürün pazarlama konusunda da alinmasi gereken mesafeler var.  

Üniversitede egitim veren bir hocamiz olarak Elektronik Mühendislerinin yazilimdan, Bilgisayar Mühendislerinin ise elektronikten kaçinma paradoksunu nasil karsiliyorsunuz?

Siradan elektronik, ya da siradan bilgisayar mühendisligi problemlerinin çözümünde sadece kendi konunuza hakim olmak yeterli sayilsa da; bugün hangi alanda olursa olsun bilgisayar kültürü olmadan, programlama bilgisi olmadan mühendislik yapmak neredeyse imkânsiz. Ben hem elektronik hem de yazilim tasarimcisi-uygulamacisi olarak birinden sahip oldugum kültürü ve çözüm aliskanligini digerinde çokça kullandim. Bu nedenle biraz da olsa elektronik bilmeyen yazilimci ile yazilim bilmeyen elektronikçiyi eksikli sayarim. Yazilim üretirken donanima hakim olmak, donanim üretirken yazilim tasarliyormus gibi algoritmik düsünebilmek son derecede avantajlidir. Üstelik bu eksiklikleri tamamlamak aylarla ölçülebilecek zamanlari alir, fakat bütün meslek yasaminizi olumlu etkiler.
Diger yandan; günümüzde kullandigimiz pek çok cihaz, genel amaçla üretilmis donanimlara yazilim eklenerek ortaya çikmakta ve bunlara gömülü sistemler denmektedir. Bizim gibi donanim üretimi kisitli ülkeler için gömülü sistemleri elektronik olarak tasarlayabilmek ve bunlara yazilim ekleyebilmek çok ufuk ve piyasa açici alanlaridir.

Bilgisayar Mühendisliginde verilen egitim genellikle bilgisayar bilimleri alanindaki temel konulardan ve yazilim konularindan olusmakta. Yurt disinda ise çogunlukla yazilim mühendisligi ve bilgisayar bilimleri adi altinda iki bölüm görmekteyiz. Bilgisayar Mühendisligi bölümünün aslinda Yazilim Mühendisligi olarak anilmasi gerekmez mi?

Bilgisayar mühendisi denilince daha ziyade bilgisayar donanimini da bilen ve bunun üzerinde “oynayabilen” birileri akla gelmelidir. Oysa bizde çogu bilgisayar mühendisligi bölümünde donanim hocasi ve laboratuari yoktur. Dolayisiyla ilgili dersler de kisitli sayidadir. Bu nedenle zaten yazilim mühendisligine yakin bir ögrenim verilmektedir. Yazilim mühendisligi diye açilan bölümlerde bu derler bile lüzumsuz sayilmistir. Neyi programladiginizi bilmezseniz herhangi bir yazilim kursu bitirmis amatörden ne farkiniz kalir?  

Bilgisayar Mühendisleri yaninda diger disiplinlerle ugrasan veya bu isin okulunu okumamis kisilerde yazilim gelistirmekte. Bunun sebebi nedir?

Kisisel tecrübem; yukarida bahsettigim çerçevede programlama yapilacaksa, isi bilen adama programlama ögretmek, programlama bilen adama isi ögretmekten daha kolaydir da onun için. Pekalâ o zaman bilgisayar mühendisi yetistirmek gereksiz midir? Hayir. Yazilim gelistirmenin metodolojik bir is oldugunu bilmek gerekir. Yazilan, hatta çalisan her programin verimli oldugunu söylemek mümkün degildir. Yazilim gelistirmek ciddi bir sanattir ve meselâ siirle kiyaslanabilir. Bir dilin bütün sözcüklerini bir lügat gibi bilmek baska, bu dili konusabiliyor olmak baska, bu dilde siir yazabilmek ise bambaskadir. Bilgisayar mühendisleri yazilimi siir gibi yapabilecek altyapiya sahiptirler, en azindan öyle olmalari beklenir. Olmazlarsa zaten bu meslegin profesyoneli sayilamazlar.  

Sektörde çalismak için sizce verilen salt üniversite egitimi yeterlimidir?

Yeni mezun oldugunuzda is aramak için yeterlidir. Zaten sizi ise alacak kimseler de sizden ne beklenebileceginin farkindadirlar. Ama seneler geçtikçe geometrik olarak artan bilgi birikimini takip etmek ve eksiklerinizi tamamlamak zorundasiniz. Elektronik ve yazilim sektörlerinde bunu yapmaya cesareti ve enerjisi olmayana hayat hakki yoktur.

Apple ve Microsoft firmalarinin çocukluk dönemlerini de bilmektesiniz su andaki konumu nasil degerlendiriyorsunuz?

Her seyden önce bunlarin ortaya çikis ve gelismelerinden alinacak çok ders var. Eskiden talebin yani ihtiyacin arzi yani ürün ve hizmet sunumunu doguracagini söyleyen iktisatçilari bile sasirtacak bir dönüsümle arzin talebi dogurdugu bir dünyayi yasamaktayiz. “Insanlar evlerine niye bilgisayar alsinlar ki?” diye soran devler hüsrana ugrarken bu firmalar her eve girmenin yolunu açarak dev olmuslardir.
Eskiden elektronikçiler bedelsiz yardimlasmalari ile ünlüydü. Bir dönem yazilimcilar da öyleydi. Oysa simdi kiyasiya bir rekabet içinde baskalarina hayat hakki vermeden savasmaktadirlar. Öyle ki; liberal ekonominin bayraktari ABD bile zaman zaman antitröst uygulamalarla devlerin gelisimini ve baskalarini silmelerini önlemeye çalismaktadir. Böyle bir dünyada yeniden bir dev olusturabilmek ya Almanya’nin Linux için yaptigi gibi çok özel tedbirlere, ya da kimsenin akil sir erdiremeyecegi bir cin fikre baglidir. Örnegin Google’u birden bire dev yapan sirrin çok özel ve etkin algoritmasi oldugu bilinmektedir. Tabi bilinen; sirrin algoritmada oldugudur. Yoksa algoritmanin kendisi halâ sirdir. Iyi bir fikrin makul bir zamanda ürüne dönüsmesi halinde mutlaka alicisi bulunmaktadir.    
Yeri gelmisken; rekabetin tek sartinin ucuzluk oldugu dogru degildir. Asil önemlisi kalitedir ve asla ödün verilmemelidir. Mercedes firmasinin batisini görene kadar yüksek fiyatla bile olsa kalitenin her zaman müsteri bulacagina inanacagim.

Türkiye’de Akademisyen olmanin zorluklari nelerdir?

Birincisi kaynaklara erismekteki zorluktur. Özellikle elektronik ve bilgisayar alanlarinda zaten binlerce kisinin çalistigi firmalarin yapmaya çalistigi birtakim isleri kendi kösenizde yapmaya çalismak son derece zordur. Bu firmalarin oldugu ülkelerde akademisyenler ile firmalar birlikte çalisirlar. En azindan bilim adamlarina kaynak aktararak bazi islerin akademik seviyede yapilmasina destek olurlar.
Ikincisi bizim kendi insanimiza olan inaçsizligimizdir. Ayni adama yurt disinda fonlar ve laboratuarlar emanet edilirken yurt içindeki firmalar disaridan birilerini aramayi tercih eder. Devlet bile en önemli projelerini sayica daha az, kalitece daha düsük adam çalistiran yabancilara yaptirmayi marifet sayar. Oysa tecrübe uygulama yapildikça kazanilir ve hiçbir sey yapmadan tecrübeniz olmaz. Öncelikle neyi istedigimizi, nasil bir Türkiye istedigimizi ortaya koymak, sonra da bunu insa edecek adamlara destek olmak icap eder.
Üçüncüsü ise ücretlerdir. Yüksek standartlarda çalismalar beklediginiz bir mühendis akademisyene herhangi bir devlet kurulusunda verilenden bile daha düsük ücret ödüyorsaniz bu meslege talip olacak kaliteli insanlar bulamazsiniz. Böylece bindiginiz, daha dogrusu gelismis bir Türkiye için binebileceginiz tek dali kesmis olursunuz.  

Bir elektronik, bilgisayar veya yazilim mühendisine verebileceginiz en büyük tavsiye ne olur?

Bu meslekleri sevememisseniz tez elden birakin. Baska isler yapin.
Çünkü genel olarak mühendislik özel bir düsünce sistematigine sahip olmayi ister. Karsilastiginiz her seyi içinde sizin de tasarlayabileceginiz bir takim islemler olup biten ve belli girislere karsilik belli çikislari olmasi gereken ve mutlaka çalistirilabilmesi beklenen prosesler olarak görebilmek aliskanligi ister. Özel olarak elektronik ve bilgisayar alanlarinda her alti ayda bir katlanan bilgi birikimini takip edebilecek gayret ister.
Ben, –eger bir örneksem- 30 yildir mühendislik, 28 yildir yazilimcilik yapiyorum. Ürettigim her yeni seyin bana bir seyler kattigina, benim de meslegime bir seyler ekledigime inaniyorum. Hâlâ ve zevkle tasarim yapiyor, kod yaziyorum.
Budha’nin dedigi gibi; “Anladikça daha çok seviyorum. Çünkü anlasilan her sey güzeldir.”
—-
Degerli Hocamiz Prof. Dr. Murat Esin’e bu degerli vaktini bize ayirdigi için çok tesekkür ediyoruz.
Röportaj:
Volkan Atasever
Bilgisayar Mühendisi
www.volkanatasever.com
www.DeveloperMania.Net
Topluluk Lideri
PCWorld Dergisi Yazari

5 YORUMLAR

  1. Günaydin Nilanya,

    Günaydin renklidergi,

    bilgilendirme yazilarini ve röportajlari çok seviyorum.bilisim konusunun herkesin anlayabilecegi bir dillle yazilmis olmasi (ingsiz), ayri bir keyif tabii=)

    keske bu tip yazilari daha çok görmek mümkün olsa burada:(

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here