Ruh ve Beden Iliskisi

3
216

Ruh bedenden ayrilir. Tipki bir çocugun oyuncagindan ayrildigi gibi… Nedendir, nasildir bilinmez. Ama vakit gelince, bütün güzel rüyalar biter. Gökyüzüne bakarsiniz ve her kayan yildizla bir dilek tutarsiniz. Kayan her yildizin dünyadan göç eden bir ruhun gülümseyisi olduguna inanirsiniz. Iste bazilarinin ölümü sizin mutlulugunuz olur. Herkesin bir yildizi vardir ya, hani her gece yatmadan önce dua edisinizde bakarsiniz; belki bir sevgiliye iyi geceler öpücügü, belki uzaktaki annenizin kokusunu duymak için bir rüzgâr, belki de yarinki önemli bir randevu için sans getirmesini dilersiniz. O zaman iste ruhunuz bedeninizden ayrilir. Siz hala nefes almaya devam edersiniz. Ama ruhunuz sizi çoktan terk edilmisligin yataginda birakmis, terk eden diger ruhlarla gecesine anlam kazandirmak için bir ugras içerisine girmeye baslamistir bile.

Ruh sadece ölüm dedigimiz ürpertici ama bir o kadar da çekici olan, bir son mu yoksa bir baslangiç mi oldugu henüz bilim adamlari tarafindan açiklanamamis gizli bir soru olarak, bizleri cezbeden vedanin gerçeklesmesiyle ayrilmaz bedenden. Geceleri veya tatli gündüz uykularinda görülen bütün rüyalarda tapulu maliymis gibi olmadik insanlarin rüyalarina girip, biraz renk katip rüyayi süsleyen ruhunuz sizi o sicacik yataginizda birakip ya da ayaküstü uyutup kaçamak yapmaktan vazgeçmez.

Belki siz küçüklükten beri hep ayni yalana inandiniz. Bedende herhangi bir hayat belirtisi görünmediginde diger dünyaya göç edildigi yalanina herkes gibi siz de inandiniz. Ama adi üstünde o da bir yalan. Ruhun gitmesi için illa bedende hayat belirtisinin görünmemesi lazimsa, su an dünyanin yarisi ayni bu sekilde yasamaya devam ediyor. Tabi ki teorik olarak yasamaya devam ediyor. Ruhlari onlari çoktan terk etmis, gözlerindeki isilti çoktan yerini karanliga devretmistir. Hayalperest insanlarin uydurdugu masallar gibi, bu ruh meselesi de basli basina kocaman bir yalandir. 

Yasadiginiz sürece aldatmalara, ihanetlere nasil alismissaniz- ki zaten bu sizin içinizde var, ruhunuz sag olsun – ruhun yapip yapip sonra karsi konulmaz cilveli bakislarindan bedeninizi alamazsiniz ve ruhun oynasmalarina izin verirsiniz.

Felsefecileri simdi daha iyi anliyorum. Önceden isleri güçleri yok ruh, akil gibi saçma seylerle ugrasiyorlar desem de artik onlari anlayabiliyorum. Onlar yüzyillar öncesinden çakmis davayi ama bizler anlamamisiz. Ruh bedenini sadece yeni mekân olarak topragin alti olarak tercih ettiginde terk etmez. Ruh her zaman bedeni terk eder. Zaten beden de alismistir terk edilmeye. Milletin rüyalarinda, hayallerinde gezmesine izin verip boynuzlanmayi çoktan benimsemistir.

Ruhla beden arasinda çok incenin de incesi bir bag vardir – ki bunu tamamen ben uyduruyorum – ancak toprakla beden birlesip ruhu ilk ve son kez aldatmaya tesebbüs ettigi zaman bu bag kopar. Aslinda kopmaz da aklinizdaki su iyice bulanmasin. Ama siz kopuyor bilin, dersem ben de o yalancilar kervanina katilmis olurum. O yüzden söylüyorum, bedenle ruh inanilmaz bir bag ile birbirlerine baglidir. Bu bag ne kopar ne de yipranir.

Beden yeni mekân olarak topragi tercih etse de asla o ruh gibi adi degildir ve ona hiçbir zaman ihanet etmez. Ancak ruh bedenin terk edisine çok bozulur. Iste bir zamanlar bedene hiç gitmeyecek bir misafir gibi gelisiyle mucizelere sebep olan ayrilmaz ikili olarak bilinen ruh ve beden, ebedi ayrilislarina bir tek gözyasi dökmeden öyle donmus bir sahnede durmaya devam ederler. Ruh bedeni aramak için bazen bir sevgiliye görülür, bazen de bedendeki o eski tadi bulmak için baska bedenlere girer. Bu arayis kavusacaklari güne kadar devam eder. Simdiye kadar anlatilan masallarin aksine bu masal hiçbir zaman güzel bitmez. Aslinda bu masal hiç bitmez.

Ruh her zaman bedeni arar. Bedense topragin altindan kavusacaklari güne kadar ruhu izlemeye devam eder.

3 YORUMLAR

  1. tanimlama yetenegimiz çok genis…
    çogu insan ölümü ürpertici olarak tanimladigi için o sekilde yazdim
    ölümün herkese göre farkli bir açiklamasi var
    bizler karsimizda ne varsa onu görmek istedigimiz gibi görürüz
    hayatin dar penceresinden bakip kendimizi kandirmayi, korkutmayi çok severiz…

    oysa yasam gibi ölüm de korkulacak bir mesele degil
    ister bilim adamlari, ister alimler açiklasin biz inanmak istedigimize inaniriz…

    ancak ölümden korkup kaçarak kurtulacagimizi sanmak isimize geliyor :))

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here