Safa Yeprem – Gülnur Sayar Gitar Piyano Dörtlüsü – 2

4
83

Önceki bölümden devam… 

Baslangiç hikâyelerinden sonra, nasil bir araya geldiklerini konusmaya basladik. Ben yine geveze kisiligimle sik sik araya girerek ikiliye sorular soruyor, yanitlari zihnime ve ara sira küçük not defterime yaziyordum. 2002 yilina kadar farkli yerlerde çalismalar yapan ikili, bu yil içerisinde ayni okulda görev yapmaya baslarlar. Artik birbirlerini taniyorlardir, ancak bir araya gelip çalisma yapmalari için epey zaman geçmesi gerekmektedir. Gülnur Sayar piyanosuyla klasik müzik üzerine, Safa Yeprem ise gitariyla agirlikli olarak Flemenko ve Latin müzigi üzerine çalismalar yapmayi sürdürür.

2006 yilinda ise bir sekilde, birlikte çalisma düsüncesi dogar, acaba gitar ve birlikte iyi müzik yapabilir  mi? Çünkü gerek akademik çevrede gerekse müzikal çevrelerde var olan bu önyargiyi bir kenara birakarak ilk kez birlikte bir seyler çalmaya çalisirlar. Denemelerden sonra bu önyargiyi kirdiklarini ve basarili olduklarini görürler. Birlikte olmaz denilen iki farkli enstrümani bir arada çalarlar, ne kaygi duyuldugu gibi piyano gitari bastirmistir, ne de bir digeri ön plana çikma çabasi göstermistir. Onlar artik enstrümanlariyla birlikte bir ikili degil tam anlamiyla “dörtlü/quartet” olurlar.

O tarihten sonra çalismalara agirlik verirler, birlikte birçok etkinlik ve konsere katilirlar. 4 yila varan bu müzikal birlikteligin ardindan bu güne kadarki çalismalarinin sonucunda ortaya bir ürün koyma ihtiyaci hissederler. Safa Yeprem bunu söyle açikliyor; “Meslek hayatim boyunca, hemen hemen bütün çalismalari farkli ortamlarda yayinladim. Bu yayinlar, yaptigim çalismalarin sonucunu ortaya koymak, paylasmak ve bu çalismalardan baskalarinin da faydalanmasi adina, bir kaynak olusturmak adina yapilmis seylerdi. Burada da çok ciddi bir çalisma söz konusuydu, çünkü bu sadece bir araya gelip bir seyler çalmak degildi. Burada müzigi ve enstrümanlarimizi birlikte çalabilecek sekilde yeniden kesfettik diyebiliriz. Ayrica bu müzikal birliktelikte Gülnur’un da besteleri çikti ortaya.”

Bu sirada Gülnur Sayar’in beste yapmaya nasil basladigini ögreniyoruz; “Yillarca hep yorumcu olarak çaldim, beste yapmayi hiç düsünmedim, belki gerek olmadigi için belki de kendimde o cesareti bulamadigim için. Ama Safa ile çalismaya basladiktan sonra kendisi benim için tesvik edici oldu. Hep ‘sen beste yapabilirsin, basarabilirsin’ dedi. Bunun üzerine bir iki küçük deneme yaptim ve bir konu, bir hikâye düsünüp onun üzerine bir seyler yazabildigimi gördüm. Bu sekilde bestelerim ortaya çikti. Böylece her seyiyle kendimize ait müzikler de çalabilir hale geldik konser ve etkinliklerimizde.”

Konserlerinde sunduklari müzikle bütünlestirdikleri görsel ve isitsel sölene geliyor söz. Bu benzerlerinden farkli bir sölen. Çünkü sadece fotograf ve resim sunulmuyor barkovizyonda, ayni zamanda senkronize isitsel bir katki söz konusu. Karsimda enstrümanlarina tam anlamiyla hakim, ‘virtüöz’ olarak adlandirabilecegimiz müzisyenler vardi. Bu becerilerini, enstrümanlarini yeterince iyi tanimalarina ve dogru çalma tekniklerini ögrenmis ve uygulayabiliyor olmalarina borçlu olduklarini söylediler. Özellikle sahne performanslarinda uygulanmasi gereken bu çalma ve rahatlama tekniklerinin ne yazik ki Türkiye’de pek ögretilmediginden yakindilar. Ayrica yaptiklari kayitlarda da dijital efekt yerine daha çok enstrümanin kendi çikarabildigi sesleri kullandiklarini, bir çok farkli sesi kendilerinin hazirladiklarini ve stüdyo kayitlarinin canli/hücum kayit oldugunu dile getirdiler.

Bu görsel sölen sirasinda müzigin geçislerine ve hareketlerine göre anlatmak istedikleri duygulari dile getirecek fotograflari daha çok yabanci stok fotograf sitelerinden veya geçmis dönem ressamlarinin eserlerinden aldiklarini söylediler. Ancak Gülnur Sayar’in fotograf becerisi ve bilgisi gelistikçe kendi fotograflari da bu sölendeki yerlerini almislar.

Burada haddim olmadan devreye girdim ve “aslinda yaptiklari müzige ekledikleri bu görsel malzemelerle biraz kompozisyon ve hayal gücü canlandirmasiyla birlikte bir nevi söz yazdiklarini” söyledim.

Ardindan birlikte yaptiklari müzigin ürünü olan ve 4 Kasim 2010 tarihi itibariyla piyasa sunulan ‘Empati’ albümüne dogru geçis yaptik. Söylesiyi gerçeklestirdigimizde Empati albümü müzik marketlerde yeni satisa sunulmustu. Bir albüm yapmanin zorlugunu dile getirseler de bunun artik bir gereklilik oldugunu düsündükleri için yaptiklarini söylediler.

Empati albümünün fotograf çekimlerini bahar aylarinin soguk bir gününde koyun sürüsüyle birlikte bir merada gerçeklestirdiklerini söylediler. Fotograf çekimlerini Gülnur Sayar’in esi Ismail Sayar ve çok yakin bir fotografçi dostlari Ilker Soner birlikte  gerçeklestirmis. Bu nedenle çok rahat olmuslar çekimler sirasinda. Ancak koyunlarla birlikte fotograf çektirmenin zorluguna da deginmeden geçemediler.

Empati, albümünün fotograflarini gören çevrelerden farkli elestiriler de gelmis. Albüm kapagina bakarak ‘siz bizi koyun gibi mi görüyorsunuz?’ diye yerenler de olmus, ‘bu albümle koyun sürüsü gibi degiliz, farkliyiz demeye mi çalistiniz?’ diyenler de.

Burada Safa Yeprem söze giriyor ve “Biz insanlara bir ön yargi için çekmedik bu fotograflari, istedigimiz için çektik. Kimin ne düsünecegine karsi hiçbir çekincemiz yok, biz istiyoruz ki birakalim insanlar ne istiyorlarsa, ne hissediyorlarsa onu düsünsünler. Bir yandan insanlarin neden müzisyenlerle degilde koyunlarla empati kurduklari noktasi çok ilginç geliyor bana…”

Empati albümü 4 yillik birlikteligin ardindan geçmisten gelen birikimlerle çikmis ortaya. Iki profesyonel müzisyenin, öncelikle; sanata, müzige, enstrümanlarina, kendilerine, birbirlerine ve nihayetinde dinleyicilerine olan saygi ve sevgilerinin bir ürünü. Albümün tanitim videolarini video paylasim sitelerinde bulmak mümkün. Ayrica dörtlünün kendi internet sitelerinden(*) de bir çok bilgi ve dinletiye ulasabilirsiniz.

Albüme tam olarak bir tür adi veremiyorlar, birakalim insanlar nasil istiyorlarsa öyle adlandirsinlar diyorlar. Örnegin bir internet sitesi müzikal olarak ‘Etnik’ diye degerlendirmis, oysa dedigimiz gibi onlarin böyle bir dertleri yok. Diyorlar ki; “Biz belki de dünya da esine pek rastlanmayan bir müzikal birliktelik gerçeklestirdik. Bizim için önemli olan ön yargilari yikip, gerçek anlamda birlikte müzik yapabilmek ve ortaya çikardigimiz eserleri, müzikseverlerle bulusturmakti ve bunu gerçeklestirdigimize inaniyoruz”.

Kendileriyle yaklasik 2 saat süren söylesimiz sirasinda Türkiye ve Dünya’daki müzik egitiminden, sahne performanslari sirasinda uygulanan yanlislara, ticari müzige kadar uzanan bir yelpazede dolastik. Bu güzel süreç sonunda söylesmekten çok mutlu oldugum iki muhtesem müzik insanini tanimis oldum. Ayrica son olarak bir konser veya katildiklari etkinlikte kendileri canli olarak dinleme istegimi dile getirdim. Kendilerine tesekkür ediyor ve kisisel olarak bu güzel müzik ziyafetini kaçirmamaniz adina, Empati albümünü satin almanizi öneriyorum.

Saygi ve sevgilerimle,
Böyle duyurdu Berdus – Sakarpiyon 2010

Empati Albümünde yer alan eserler:

1)      Gerçegin Isiklari – Safa Yeprem

2)      Kurak – Gülnur Sayar

3)      Su – Gülnur Sayar

4)      Umut – Safa Yeprem

5)      Rüyalar – Safa Yeprem

6)      Istanbul – Gülnur Sayar

7)      Nihavend Longa – Düzenleme : Safa Yeprem

(*) www.gitarpiyano.com dörtlünün internet sitelerinin adresi.

Editörün Notu: busu veya o yazilarindan bir tanesine 21 / 26 Arlik tarihleri arasinda yorum yaparak yorumunun sonuna “Renklidergi” ibaresi ekleyenler arasinda yapilacak çekilisle 3 talihliye Safa Yeprem Gülnur Sayar imzali albümü hediye edilecektir. 

4 YORUMLAR

  1. Güzel ve doyurucu bu yaziyi yazan eller dert görmesin.

    Müzigi sevmeyen kisi akortsuz bir sazdir, böyle zevksiz kisilere ne denilse azdir.

    Renklidergi.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here