Sakizli Kahve

13
371
“-Esin var, asiyanin var, baharin var ki beklerdin;
Kiyametler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ?”     
                                   
Bülbülün ötüsü yari açik pencereden net gelmiyordu; pencereyi aralamak için ayaga kalktigimda daha önceleri hiç bülbül sesi duymamis oldugumu fark ettim.O zaman ne diye bu sesi bülbül diye tanimlamistim? Belki bülbül degildi, neler olmadigini biliyordum oysa karga, serçe, ördek, tavus kusu, marti, deve kusu degildi. Olmadiklarini bilmek en azindan ne oldugunu bilmemenin agirligini hafifletiyordu. Kanaryada degildi, muhabbet kusu da degildi, puhu olmadigini da biliyordum. Seçenekler azaldikça bilmesem bile ne sesi olabilirligine iliskin tahminlerimin dogruluk orani artiyordu ama emin olmak için yetersizdi bu da.

Doganin tasidigi bir ses degildi bunu da biliyordum; kafese kapatilmis, dogaya ait olmayacak kadar yanik bir sesti. Yapilarla sikistirilmis ruhuma bir ufak isilti veren ses tutsak bir sesti içimi acitti bunu düsündügümde.

“Benin sorunun da iste tam bu!”

Ani yasayamayacak kadar kendi acilarima dönük yasiyordum yasami, belki bosanamamama, önündeki engellere takilip düsmelerime de bu bakisim neden oluyordu. Her karar verdigimde “ bu son olacak” diyorum kendime bu gecede oldugu gibi ama bir bülbül sesi / beklide degil / gelip beni gene tökezletebiliyor.

“Ya degilse?”

Aldigim kararlarin dogrulugunu her ne kadar sorgulamiyorum desem de yasamda tekken aldigim (simdi yanlis gelen bu karar) o tekligi ikilige devsirme kararindan sonra birakamadigim sigaram gibi beni kendine bagimli kilan dört çocukla birlikte es olarak seçtigimde mi bagimliligim oldu; Belki de koruyucum; Durmadan sorguluyorum kararlarimi.

Karar: alinmis, yasama geçirilmesi beklenen sonuç; Ama her an iste durmadan yeni kararlara çikan kapilar açiyor önüme. Bitmeyen düsler zincirinde kayboluyorum. Düs oldugunu bildigim ama asla uyanamadigim düsümün ortasindayim uyanik halimle…

Pencereyi açtigimda içeri dolan sesin arka bahçeden geldigini fark ediyorum “kafesinden kaçmis bülbül” diye tanimliyorum artik onu. Bu sesin sahibinin neyle tanimlandigini bilmiyorum  ama o ses benim için artik ‘kafesinden kaçmis bülbül’ . “Kafesinden kaçmis bülbül’ sesiyle birlikte içeri yeni söndürülmüs balkon sefasi, kizginlikla yarida kesilmis sevisme; üst katta ki ögrencilerin yaptigi çubuk makarna kokusu  içeri doldu. Birde gecenin rengini sabaha dogru açan sakizli kahve kokusu.

Bu koku her zaman salas bir kahvede içilen sevisme tadinda kahveleri animsatir bana : Az kahve, az ask, az hüzün ,az dokunmanin keyfi,az bilgece bir yasam bakisi,az entellektüelizm, az isyana ramak kalmis kinli bakis, az yarali bir yasanmisliklar….

“Sakizli Kahvenin içme sürecine bir ömrü sigdirabilirsin istersen…” demisti bir arkadasim; gülüp senin tuzun kuru sen daha çok seyde sigdirirsin istesen o hüplettigin fincanin içine diye düsünmüstüm. Kararlarimin durmadan karsima çikisi gibi  inkâr ettiklerim  de karsima kabul edilir olarak çikip duruyor.

Iste simdi oldugu gibi ufak ayrintilar kaçis alanim oluyor kendimle boguluyorken disardan bir ses dahi bogulma anima dair kaçamaklarim olabiliyor. Kendimi sorgulamaktan ya da sorunumu çözmekten korkuyorum belki de.

“Belki de”

Ne kadar benden ayrik bir cümle “belki de”,” bizzat o” diyemiyorum, düsüncelerimi dahi analizlerde kendime yabancilasiyorum. Bu “benim sorunum degil” kaçis ani hiç degil kendime ait olani bile kendimden ayrik ele almamin örnegi.

 Düslerime siginiyorum, basit formüllere: yeni bir ev, is, bol para, birden ortadan kaybolan eski es veya birden kapida belirip onca sorun dedigimi yitik yillarimi bana yasanmamisliklarimla, özlemlerimle geri verecek sihirli degnek sahibini bekliyorum.

Kaçmak istedigim; durmadan bana kendime küstürten, beni sadece statükosunun araci gören ve sevdiginden her an süphe duydugum, bir kez olsun ben istedim diye benle sevismeyen, beni kendine bosalim aleti yapan bu adam degil; Kaçmak istedigim tanimlayamadigim bülbül sesi, birde istedikçe içemedigim sakizli kahve tadi olabilir mi?

Insan yasadiklarindan mi kaçar yoksa yasamadiklarindan mi? Ya da aradigina itilme ani midir kaçis?

Peki, dün yalnizligini birden kesintiye ugrattigin, kendine ortak kildigin kisiyi yaninda sadece bir süre damizlik olarak tasimak miydi tüm amacin. Simdi ne de rahat böyle düsünebiliyordum ama dün en ufak ona gelecek söz için gözler oyabilirdim. Dört çocugu baskasindan arzulamamistim genetik kodlamalarim bile onu arzulamis dogru olani o belirlemisken beni ondan uzaklastirip bu noktaya itenler nelerdi. Bu neler mi bahanem olacak peki, sevgiyi yitirmem asil etmen olamaz miydi, belkide genetik sonuçlari almis misyonumu tamamlamistim.

Seçen bendim; seçilen olarak maskelenmis bir yüzle seçmistim gelecek tohumlarimi yumurtalarima konuk edecegimi belirlemis spermlerini almis yeter sayida varligi  gelecege salmis döllemistim yumurtalarimi, her biri saglikli bireyler olarak yasama akmislarken kendime ne yaptigimi mi düsünmeye basliyorum.

“Doga için yasadim ben, kendimi yasayamadim” mi yeni bahanemdi; bunu mu kendime söyleyecektim. Ucuz gazetelerin köse yazariyim sanki inanmadigim okudugumda dahi ikna olmayacagim gerekçelere boguyorum kendimi.

“Yasalar hazirlanirken bana sorulmadi” diye “yasa tanimaz“ mi olmaliyim. Bunu simdi kendime neden dedim, ne ilgisi var tüm bunlarin bülbülün sesini duymak için pencereyi açtigimda içeri dolanlarla ya da bülbülle ne ilgisi var, bosanma çabamla da ilgili olmadigini biliyorum.

Dahil edilmemisligimi mi, bilinçsizligimi mi bahane edecektim simdi ayrilik gerekçeme ama ben ayrilik kararimi sorgulamaya ne zaman geçmistim. Ne yapmaliyim ayrilma sürecinde ve sonrasinda kafami kurcalarken ayriliga gerekçe bulma çabam nerden çikti simdi. Beklide tüm sorunum bu ben ayrilmak istemiyorum. Korkularim mi buna engel disarinin çirkinliklerine daha mi bir katlanilir içerisi. Alternatifin kendisi koca bir kâbussa damizlik neden birakilir damizlik süreci bittigi için mi? ”Ask” bittiyse bunun gerekçesi olusturulamaz mi?

“Ama biz bunu sevgiye dönüstürdük.”

Ucuz köse yazarlari gibiyim daha iyiyi aramiyorum kösedeki bakkala kendimi tanitmayi zafer sayiyorum. Ben kendimin köse yazariyim, yasama siginmis kentin dört yaprakli gazetesinde kösedeki bakkala kendini bir sey sandirma telasli gazeteciyim.

47 yili bir masa basinda oturarak ta geçirebilirdim, kizginligimi mutfakla- yatak odasina yüklemem neden. Kaç gündür bunu da düsünüyorum. Dört yildir  kendimi sadece mutfaga mahkûm edip, yatak odasina hayir diyebilmek için topladigim cesaretimin beni getirdigi yer mutfak olmustu. Aslinda serbest dolasim alanlarimin bir kalesini birakmis sadece mutfagi direnis kalesi seçmistim.43 yasima kadar ugradigim tecavüz degil de neydi son çocuktan bugüne damizligimdan ayrilma süreci baslamisken hiçbir zaman kendi rizamla sevismiyor olmami hangi yasa tecavüz olarak tanim disi birakabilir. Buydu demek ki beni “Yasalar Hazirlanirken Bana Sorulmadi” düsüncesine götüren. Tecavüzü erkek egemen bir anlayis mi tanimlayacak ve bunun üzerinden acilarim mi hafifleyecekti.

Korkularimi kahve azaltabilecek mi bilmiyorum ama canim müthis sakizli kahve içmek istiyor salas bir kösede verdigi tüm imgeleri yasayarak… Belkide sadece bu bosanmamin gerekçesi illa bir gerekçe olacaksa.

13 YORUMLAR

  1. theguray merhaba öncelikle, yazi basliginiz sabah sabah müthisss:)) yazinin tamamini okuyamadim henüz. yorum yapamadim yaziya dair ama bir hosgeldiniz demek istedim:)

    NOT: içmeyenlere siddetle tavsiyemdir…afiyet seker olsun efendim…ahh sakizli kahve ahh:))

  2. Sakizli kahve…

    Sicacik samimi bir dost siginagi gibi…

    Aslinda bilirsin ne yapicagini sana neler oldugunu…

    Canini acitan seyleri arti ve eksilerini..

    Ama eyleme geçemezsin…

    Çünki kendinden baska daha çok düsündüklerin vardir…

    Bir yandada kendi yasamin…

    Geçen yillarinin bosa geçtigini düsündügün…

    Oysaki o yillarin içinde öyle güzellikler vardirki…

    Sadece zaman gerekir…

    Sisler dagilinca daha net görür insan herseyi…

    Ve sisler dagilana dek dostlarla sakizli kahve muhabbeti yapmak gerek…

    Hosgeldiniz renkli dergi ailesine…

    Sevgili theguray yüreginize kaleminize saglik…

    Kesif yazilarinizda çok güzel devamini bekliyoruz…

    sevgiyle kalin…

    theguray

  3. Duydum, gördüm falan ama hiç içmedim? Türk Kahvesi (sözlemek garip degil ama yazmak bir an garip geldi!) ile aram pek yoktur.

    Bir de bu sonradan türeöis bir çesit mi? Yoksa tarihte de yer etmis diger bir içim sekli mi?

    Bilgisi olan var mi acaba?

  4. Serkancim valla bende yeni kesfettim ama tadi güzeldi…

    Bildigimiz türk kahvesinin damla sakiz aromalisi…

    Tarihçesini hemen arastirmaya basliyorum=)

    Sevgiyle muhabbetle kal….

  5. " Gönül ne çay ister ne çayhane, Gönül bir dost ister çay bahane.." deki gibi durum sanirim kahve bahane Emel Serin yorumun icin tesekkurler…

    Sakizli kahve icin herkesi beklerim , kalacaklar icin yerim var Canakkalede Kucukkuyu-Assos yolunda kucukkuyudan sonra 4 km gelin sol tarafta imece evi tabelasini gordunuz mu oraya girin denize sifir zeytinlik icinde sekiz bungalow ev gorceksiniz en son denize bitisik olan (bazen dalgalar kulubemi oksar) kulubenin kapisini calin ben cikarim..

    not.gelecekler oykulerinide kucaklasin gelirken

    adres icin –imeceevi.com ; gurayyalincak.com

  6. Davetin için tesekürler sevgili theguray…

    Akçay ,Altinoluk ,küçükkuyu adatepe köyü, Asos ve civarini gezmistik.

    Ben çok seviyorum oralari huzur veriyor insana…

    Insallah neden olmasin bir gün bir bakmissin renkli dergi dostlari kapinda…

    sevgiyle kal…

  7. Günaydin herkeslere..muhabbet tavan yapmis masallah =)

    Önümüzdeki ay dergi olarak toplanma plani düsünüyoruz mekan olarak istanbul

    içi olucak çogunlugumuz burda oldugundan ,yurtdisindan rukiye de gelicek biz sizi

    bekliyoruz @theguray..

  8. Gelmek isterdim ama pek mümkün gözükmüyor ..Ama bir araya geldiginizde benim için bir sakizli kahve içerseniz mutlu olurum. Sakizli sütlaç yaparim ben ve çok severim. Bence sakizli kahve de güzeldir.Herkese sevgiler…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here