SEKTOR21-Bilim Kurgu, Macera Denemesi Bölüm 3

6
97

Avrupa’nin en küçük ülkesi olmasina ragmen manevi ve parasal gücünün baglantilari ile tüm Avrupaya hatta Amerikaya dahi hükmeden 0.44 km² Vatikan devletinde sabahlar hep erken dogar. Siradan turistlerle beraber nüfusu bir yilda ortalama sadece 1500 kisidir.

vatikanGökhan okudugu açiklamalarin hepsini zaten biliyordu ama yinede ögle vaktinde kalkacak uçaktan önce vakit geçirmesi gerekiyordu. Bu berbat ülkeden ve insanlarindan nefret ediyordu ama Gökhan isi geregi buraya yilda birkaç kez geliyordu. O bir avukatti bu onun görünen isiydi ama asil isi Vatikan’in yardimda bulundugu bütün rahipler kuruluslar ve kisilerle ilgili bilgiler toplamak ve tüm dünyaya yayilan agin içinde gezinmekti. “Yahu, ne .oktan adamlar bunlar; hem yardim ediyoruz diyorlar, hem de gerekli gördüklerinde bir kaçini ortadan kaldiriyorlar…” Gökhan in bildigi bir sey varsa o da dünyadaki en genis agin Vatikan’a ait olmasina ragmen hala ugrasmaktan korktuklari birkaç adam olmasiydi. Oysa onlari da ortadan kaldiracaklardi, en nihayetinde. Ve kanitlar yok edilecekti; temiz, anlasilmaz derecede basit sekillerde… Gökhan’i tedirgin eden tek bir sey vardi bunlarin çogu bilim adami ve yerleri bilinmeyen arastirmacilardi. Birinin ismi tanidik geliyordu ama nereden bulmaliydi onlari? Ama önce Arabistan’a gidecekti, Arap krallariyla bir görüsmesi vardi. “Ne ironi ama…” diye içinden geçirdi Gökhan… Vatikan’in en büyük destekçisi ve destekledigi en büyük adam arap kralliydi. Bir zamanlar Haçli seferleri ile yikamadiklari ele geçiremedikleri Mezopotamya’yi aç gözlü krallari sayesinde ele geçirmislerdi.

Uçak anonsu yapilinca, Gökhan dergilerini ve kahvesini alarak yola koyuldu. Uçagin kalkacagi koridora dogru yürürken kendini takip eden adamin hiç de fakrinda degildi. Ufak tefek boylu, gür saçli adam yavasça ilerliyordu. Tek bir görevi vardi Türk’ü göz önünde tutmak…

mezopotamyaKanli topraklar Afrika

Ölümün kralliginda bir gün daha doguyordu. Kimsenin bilmedigi bir son tüm dünyayi sararken, insanlar son birkaç günlerinin kaldigini bilmeden Pazar alanina akin ediyordu. Siradan bir gün ama sona yakin olmak adina her seyi anlaya bilen adam kahvede oturup disarida canli bir oranizmanin parçasi gibi hareket eden insanlari gözlüyordu. Bir görevi vardi, bu göreve göre düsürülecek bir hayalet uçak vardi ve isin ilginç yani bunu isteyen adamlar;$ uçagin tam rotasini, teknik özelliklerini Rasim’in eline vermislerdi. Parasini nakit olarak elden almisti ve ates edecegi tam nokta bu pazarin orta yeriydi. Bunu nasil yapacagini hiç sormamislardi ama önce bir bombanin patlamasi gerekiyordu. Rasim saatine bakti: 2 dakika 56 saniye sonra burasi tam manasi ile yikilacakti ama binanin arka tarafindaki tuvalet bu patlamanin disinda kaliyordu. “45 saniye” diye düsündü Rasim. “hareket zamani” ayaga kalkti ve arka çikisa gitti. Tuvalet yaklasik 14 metre mesafedeydi. Bomba yüksek tesirli bir bomba degildi ama sarapneller her seyi daha kanli yapacakti. Rasim tuvaletin yanina dikilip cebinden bir sigara çikartip yakti. Daha ilk nefesi aldiginda patlama gerçeklesmisti Beklendiginden biraz daha büyüktü ama kim oraya bir kaç arabanin gelip depolarinin da patlamaya katilacagini tahmin edebilirdi ki? Rasim, sadist bir gülümsemeyle lokantaya girdi, herkes yerdeydi birkaç kisi disinda yasayan yoktu ama onlarinda fazla zamani olmadigina emindi. Burada canli ve hizli tek varlik farelerdi. Rasim disari çikti ve biraz ileride duran camlarina tahta çakili binanin kapisindan içeri girdi. Kapinin hepsi ve tahtalarin pek çogu yok olmasina ragmen bina saglamdi. Meydanda ates duman ve çigliklardan olusan bir karmasa vardi. Rasim binanin ilk katinin boslugunda kendisiyle bulusan adamlarin suratina bos bos bakmisti. Ona verdikleri silahi inceledi. Böyle bir silahi daha önce ne görmüs, ne de duymustu. Egildi ve öylece yerde yatan son sistem roket atara yaklasti. Dört roketi bir anda atan ve hedefi 20 km takip eden bu roketi ona veren adamlardan egitimini almisti.

füzeAdamlar kesin zamanlama vermislerdi. 1 dakika sonra uçak burada olacak ve 15 saniye havada duraksayacakti. Rasim’in saklanmasi ve atis için beklemesi , daha uçak görünür görünmez kilitlenip dügmeye basmasi gerekiyordu. Nedenini sormadi zaten 1 milyon dolar tüm nedenleri yok etmeye yeterdi de artardi bile… Bir parali asker için bile mükemmel bir ücret diye düsündü Rasim disari çikti ve çöküntüler arasinda bir yere çöktü. Üstüne sallanan tente kumasini da çekip beklemeye baslamadan uçagi gördü. Hemen kilitlenip dügmeye basti… Tek düsündügü sey ise böyle bir uçagin burada ne aradigiydi ve neden daha önce böyle bir sey görmemisti? Düsünceleri büyük ve korkunç bir patlama ile son buldu. Uçagin ana gövdesine arka ve ön kanatlarina ayni anda çarpan roketler uçagi büyük bir hizla binlerce parçaya böldü.

Rasim daha ne oldugunu anlayamadan kalbine saplanan aciyla kendinden geçti. Ölüyordu ve tek düsündügü kendine o adamlar tarafindan ikram edilen Kola’ydi. Buz gibi Kola’nin tadini bir an azinda hissetti ama kisa bir süre sonra karanlik çöktü ve Rasim bu dünyayi terk ederken tek bir sey gördü. Havada asili duran tanecikleri…

6 YORUMLAR

  1. hikaye nin sonu tahmin edildiginden çok farkli biticek diyebilirim ama su anda konusmak içn çok erken çalistigim için bölümler arasinda bosluk oluyor ama en kisa zamanda 4. bölümde yayinlanicak fakat su bi gerçek bu hikaye en az bir 100 bölüm olucak gibi duruyor umarim Renkli Dergi bunun hepsini yayilar belki ilerde kitapçilarin raflarinda görüp ben bu kitabin yazarini biliyorum Renkli Dergite yazmisti dersiniz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here