SEKTOR21-Bilim Kurgu, Macera Denemesi Bölüm 4

3
75

Türkiye Antalya

Bütün kemikleri çatirdiyordu. Bu cizirtida neyin nesi diye düsünerek uyandi. Han içeriye günesin isiklari doluyordu, nöbette gene uyuya kalmisti. Bu kaçinci oluyordu kim bilir ama görünüse göre gene yakalanmamisti uzanip cizirti yayini yapan radyonun kanallariyla oynadi. Sonuç ayni olunca biraz sasirdi ama radyoyu kapattiginda yayilan sessizlik iyi gelmisti. Sabah kahvesi için su isiticisini çalistirdi. Ayaklarini biraz esnemek için oldugu yerde zipladi. Sabahlari ve aksamlari yaptigi yürüyüsler disinda pek antrenman yapmiyordu. Paintball turnuvalari antrenmandan sayilmazdi ama genelde iyi bir hareket ve eglence biçimiydi. Askerden geleli iki yil olmustu ama hala göbek salmamisti ve kaslari da o kadar kötü durumda degildi. Biraz gerindi ve fincanina kahve koyup sicak su ekledi dikkatini yola verdi ama Pazar olmamasina ragmen hiç araba yolda yoktu. Saatine bakti 8:10 saat epey olmustu ama ne kapisinda nöbet tuttugu sitede ne de yolda tek bir hareket yoktu. Sorun varmis gibi bir his vardi içinde yaz aylarindaydilar ve bu saatte tek bir hareket bile yoktu. Kapiya yöneldi ama gördügü sey oldukça ilginçti birkaç insan balkondan ona el salliyor ve yardim istiyorlardi. Kapiyi açti yüzüne çarpan sicak havada bir acayiplik vardi. Bir koku sarmisti ortaligi Han’in askerlikten ve mezbahalardan tanidigi bir koku kan ve ölümün kesif kokusu, Han daha ne oldugunu anlamadan balkonlardan insanlar ona bagiriyorlardi yardim isteyen onlarca insan vardi.

Han kahvesini yere atip silahini kilifindan çikarmisti son terör saldirilarindan sonra turizm bölgelerindeki sitelerin hepsine silahli güvenlik izni verilmisti. Silahini kilifindan çikarmasi için insanlarin korkusundan daha büyük sebepleri vardi. Bütün kokular bir birine karismisti. Han hizla önündeki dört apartmanin ortasina daldi. Bahçede kimse yoktu ama yaklasik 10 dairenin balkonunda yardim çigliklari atan insanlar vardi. Han daha ne oldugunu çözemeden A Blok 4 kattan birkaç kisi asagiya düstü. Çigliklari daha yankilanirken Han bir sey fark etti. Insanlar atlamisti baskasi tarafindan asagiya itiliyor yada onunla bogusurken asagiya düsüyorlardi. Han hizla bahçeyi geçti ve bloga daldi kapidan girer girmez koku tüm sinüslerine doldu, basi döndü ama bayilacak zaman yoktu yukarida akil almaz bir seyler oluyordu. Han’in yapacaklari vardi silahinin kurma kolunu çekti ve bir hizla 4. katta tirmandi. “Hangi daireydi lanet olsun” düsünceleri daha zihninde belirmeden sol kapinin kilidine iki el ates edip içeri daldi. Kapiyi o kadar hizli tekmelemisti ki kapi ayni hizla üzerine geldi. Son bir hamleyle kapidan kurtulup içeride de ayni koku vardi ama bu kokuya idrar ve korkunun kokusu da karismisti odalari hizla geçti oturma odasindan açilan kapiyla balkon birbirine baglaniyordu. Bir anda bir sey oldu biri vardi, balkon kapisinda burnundan soluyan bir adam kel ve göbekli klasik aile babasi modeline uyan bir adamdi. Tek farki üzeri ve yüzü kurumus kanla kapliydi. Gözleri günes battiginda yayilan korku kadar karanlik görünüyordu. Kisa bir süre bakistilar, adam Han’in üzerine atildi ama Han son anda tetige dokunmayi basardi. Adamin cansiz bedeni yere düserken Han’in aklindan geçen tek bir düsünce vardi. “Eger cehennemin kapilari bir gün açilacaksa simdiden birileri aralik birakmisti.”

Ayni saatler Amerikada bir yerde

Johs, uyanali 3 saat olmustu. Simdiden onlarca kisi gözlerinin önünde berbat birer canavara dönüsmüstü. Annesi babasi arkadaslari ne oldugunu anlamiyordu. Sadece ates ediyor, öldürüyor ve yoluna devam ediyordu. Sokaklarda kaos hakimdi. Banliyö mahallesini patlamalar, araba alarmlari ve ölümün igrenç kokusu sarmisti. Johs gördüklerine anlam veremiyordu. Kaçisan insanlar, onlari kovalayan yaratiklar ve silah sesleri… Geçenlerin çogu josh’tan yardim istemislerdi. Silahlari ve arabasi vardi. Onlari kullanacak insanlar hiç fena olmaz düsüncesiyle kamyonetine 5 kisi almisti yola devam ediyorlardi. Polis karakoluna gitmislerdi. Tek bulabildikleri daha fazla bela, hem de maviler içinde onlarca bela… Oradan kaçmak için gaza yüklendi. Birkaç el ates ettiler. Hala yola devam ediyorlardi.Simdi onlari birkaç araç daha takip ediyordu. Aralarindan biri bir Swat kamyonetiydi digerleri ise onun charole’sinden biraz büyük kamyonetlerdi. Hiz yapmiyorlardi, çünkü her kösede birkaç araç yan yatmis, bir kaçi patlamis olarak yolu kesiyorlardi. Swat minibüsünden yapilan megafon yayiniyla herkese evlerine girmelerini ve oradan çikmamalarini söylüyorlardi. Onlar ordu karargahina gidiliyorlardi. Yardim silah ve siginma amaçli josh’un aklinda binlerce endise arasindan biri en çok sivrileniydi. ”Ya karargahta ki durum karakoldakiyle ayniysa” yine de yola devam ediyordu. Iyi bir inanan olmasa da Tanriya dua ediyordu “Siimdi olmaz tanrim simdi olmaz lütfen cehennemin kapilarini kapat simdi olmaz.”

3 YORUMLAR

  1. Hocam her bölümü ilgiyle takip ediyorum ve gerçekten sürükleyici bir hikaye, fakat söylemeden geçemeyecegim; yazim yanlislari neredeyse hikayeyi okunmaz hale getirecek. Dil bir yazarin en çok dikkat etmesi gereken seydir; her bölümü bitirdikten sonra önizlemeye girmeden birkaç dakika bekleyip yazdiklarini tekrar okursan ve yazim yanlislarini düzeltirsen çok daha iyi olacak 😉

  2. öneri için tesekkürler fakat ben baya ugrasiyorum ama olmuyor türkçem biraz kisitli konusma olarak degil belki ama yazarken gramerim kötü baya uzun süredir yurt disindayim malum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here