Siir Yazanin Degil Ihtiyaci Olanindir!

12
123

Sairlerin tanrinin busesiyle ödüllendirildiklerini düsünürüm. Binlerce yil geçse de siirinin yolculugu hiç bitmez. Anlatmak, yazmak insan olanin hep merak ettigi severek yaptigi…

Benim çocuklugumda evlerde masallar anlatilir, çocuklara ögüt verilirken mesellerle süslenirdi. Her söze baslayis bir atasözünü de yaninda tasirdi.

Siir var miydi varsa nasildi tam hatirlamasam da ilkokula baslangiç siiri de hayatimiza aldi. Kahramanlik siirleriydi çogu. Benim en net hatirladigim Kibris çikarmasindan sonra Kibris üstüne yazilmis siirlerin,hikâyelerin,destanlarin yogunlugu.

Sonra lise yillarinda yogunlasan siyasi hayat, siirde siyaseti yogunlastirdi ya da siyasi siirler daha çok okunur oldu. Edebiyat derslerinde okudugumuz divan edebiyatina ait siirlere dudak bükerek ilgisiz kalmis oldugumuzu da hatirliyorum ve o günleri keske böyle geçirmeseydik alabildigine edebiyati siirle, hikâyeyle, romanla hayatimizin her adiminda yanimizdan ayirmasaydik keske.

Benim yine de bir sansim vardi. Evimizde bir kitapligimiz vardi ve o günlerde evde hangi kitap varsa onu okumaktan baska bir çare olmadigi için okumayi ögrenir ögrenmez romanlara baslamistik bile. Bu okumalari, radyo piyesleri, radyo tiyatrolari da beslerdi. Bir de aksamlari annemin bize uzun uzun anlattigi masallar. Biz ondan ögrendiklerimizi biraz daha uydurarak ve uzatarak birbirimize anlatirdik.

Belki çocuklugumun böyle bir ortamda geçmesi bana “edebiyat eglencelidir” düsüncesini hep hatirlatti. Sikildigim kitabi baska bir zamana biraktigim zamanlarim olur. Belki ruh halime uymaz, belki beni satirlarinin arasindaki dünyaya çekecek baska hikâyeler ararim ama benim için “edebiyat hep eglencelidir”

Siire gelince. Siir ‘Postaci’ filminde postacinin Neruda’ya söyledigi “Siir, yazanin degil, ihtiyaci olanindir.”

Bir gün siir hayatinizin ortasina düser, ya da sair Önder Kizilkaya’nin dedigi gibi hayatiniz siirin ortasina düser.

Benim içinse siirin bütün duraklarina ugradigim yeni ve sevdigim bir hayatim var artik. Birini digerinden ayirmadan okumaya, anlamaya çalistigim bir dönemde Arthur Rimbaud, ‘Sarhos Gemi’ siiriyle yoluma çikar ve ”Insana sir olani, gördügüm demler oldu” der ve ben o gemiye biner gezerim. Bir baska gün Antikçag siiri olur ve söyle seslenir iki bin yedi yüz yil öncesinden.

"Biliyorum yoksul oldugumu;

Ne adimi hatirlatin bana,
ne hangi gün oldugunu.
Bir yere götürmez bizi

Bütün bu acilar.
Sen hamsileri yika

Ben sarap koyayim.
Çiplak ve sarhos

Biz zenginiz yatakta."

Bu siiri okudugumuzda antikçagdan kaldigini bilmesek bugün yazilmis gibi hissederiz. Çünkü sevgidir anlattigi. Zaman, mekân degisse de degismemistir insan duygusu.

Erdal Alova bu siiri bizim için derlediginde söyle demekten alamaz kendini: “Bir avuç tozdur elinizdeki Antoloji. Iki bin yedi yüz yil boyunca yanginlar, savaslar, depremler, bagnazliklar yüzünden yok olmus nice siirden arta kalan bir avuç toz. Sairlerden kalan parça’lar: örselenmis papirüsler, yirtik ceylan derileri, kirik taslar. Bu yarali mirasa baktigimizda, büyük bir siir deneyimini sezebiliyoruz en azindan."

Milattan önce dokuz ya da sekizinci yüz yilda yasamis Izmirli sair Homeros’un siirine ne dersiniz.

"Tunçtan bir bakireyim, duruyorum Midasin mezarinda,
aktikça sular, çiçek açtikça ulu agaçlar
isiyip durdukça günes ve piril piril ay
çagladikça irmaklar, deniz kabardikça,
durup nice gözyaslarinin mezarinda
diyecegim hep gelip geçene: Burada yatiyor Midas."

Ve ille de Cemal Süreya.

Sesinde ne var biliyor musun?laleler
Bir bahçenin ortasi var
Mavi ipek kis çiçegi
Sigara içmek için
Üst kata çikiyorsun

Sesinde ne var biliyor musun?
Uykusuz Türkçe var
Isinden memnun degilsin
Bu kenti sevmiyorsun
Bir adam gazetesini katlar

Sesinde ne var biliyor musun?
Eski öpüsler var
Banyonun buzlu cami
Birkaç gün görünmedin
Okul sarkilari var

Sesinde ne var biliyor musun?
Ev daginikligi var
Ikide bir elini basina götürüp
Rüzgârda dagilan yalnizligini
Düzeltiyorsun.

Sesinde ne var biliyor musun?
Söyleyemedigin sözcükler var
Küçücük seyler belki
Ama günün bu saatinde
Anit gibi dururlar

Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemedigin sözcükler var.

Iste böyle “Siir yazanin degil ihtiyaci olanindir.”

12 YORUMLAR

  1. Yazina eklenecek bir sey yok bence. Sevgili nilalanya güzel yazmissin. Siir insanin ruhuna hitab eder. Yogun duygularin patlamasi olur siir. Yüregine saglik sevgilerrr

  2. Bir siir de Ahmet Telliden sana arkadasim Bekle beniBekle beni küçügüm umudu karartmadan sevinci yitirmeden bekle dönecegim bir gün elbet bekle beni Bahar geldiginde kirlara çikacaksin dizboyu otlar üstünde kos kosabildigince ve sakin yitirme neseyi Kirlarin sessizliginde yüreginin sesini dinle ve orada benim için küçücük bir yer ayir ve bekle beni küçügüm Doga pervasizdir biraz bakarsin en olmaz yerde masmavi bir su fiskirir ve suyun isildayan gögsünde sevincin nilüferleri Bahar sasirtmasin seni sirtüstü uzan bir gölgeye sularin, kuslarin sesini dinle ve bekle beni orada dönecegim küçügüm Ahmet Telli  

  3.  

    Bir siir de benden üstelik Ezginin günlügü bestelemis.Bekle beni

     http://www.youtube.com/watch?v=1F2rEZ8z3w4

    Bekle Beni

    Bekle beni, dönecegim ben.
    Çok çok bikmadan bekle!
    Sari yagmurlarin
    Hüznü basinca,
    Kar kasip kavururken,
    Kizgin sicaklarda..bekle.
    Baskalari dünden unutulmusken .

    Beklenmedikleri zaman bekle.
    Uzak yerlerden mektuplar kesilince
    Bekle beni.
    Birlikte bekleyenlerin beklemekten
    Usandigina bakma, bekle.
    Bekle beni dönecegim.
    Unutmak zamani geldigini
    Ezbere bilenleri
    Hayirla anma!
    Varsin oglum,annem
    Hayatta olmadigima inansin,
    Dostlarim beklemekten usansin,
    Ocak basinda toplanip
    Aci sarapla
    Yadetsinler beni
    Sen bekle onlarla birlikte
    Içmekte acele etme.
    Bekle beni; dönecegim,
    Bütün ölümleri çatlatmak için
    Dönecegim!
    “sansin varmis desinler “.
    Beklenmedikleri için,
    Beni bekleyerek
    Düsman atesinden
    Nasil korundugunu anlayamazlar.
    Sag kalisimin sirrini yalniz
    Senle ben bilecegiz…
    Bütün sir…senin
    Baskalarinin bilmedigi gibi beklemeyi
    bilmende .

    Konstantin Simonov, Çeviren: N. Yalaza Taluy

     

  4. Siir …dilin dile getirmekten korktugu duygularin kaleme özgürce, korkusuzca yansimasidir …sevgiyi ,sevgiliyi, hayati engüzel sekilde yansitmaktir kagida …yaziniz gerçekten de siirin yazilis amacini çok güzel yansitmis. Kaleminize ,yüreginize saglik …SEVGIYLE KALIN

    • Hosgeldiniz elifsude.Yazimi okumaniz üstelik yorum yapmis olmaniz beni sevindirdi ve sizinde kisa zamanda bir yaziyla,siirle bu sayfalarda yer almanizi bekliyorum.Umarim çok bekletmezsiniz.Kendi dilini konusmada ve yazmada bence herkes çaba harcamali.Bu diline layik olma çabasidir ve bence çok kiymetlidir.Sizin de yazilarinizi bekliyorum.Nilgün.

      • Sözler aci(ti)r. Üfeleye püfleye çikar hepsi üfledikçe çikar, çiktikça üflemek zorundasindir… Ates havaya muhtaçtir  ya gülüm, söz bir atestir, yandikça sözlenmek ister… Gözler söndürmese de bu atesi, harlanmasina mani olabilir… Aci(t)madan sözlemek, gözlerle mümkün olabilir… Iste aci(t)madan sözlemenin yoludur siir… Gözlerin dilidir siir…

           

        • Tanimlamaniz çok hosuma gitti.Ben siir konusunda bir okur olmanin disinda ne söyleyebilirim ki.Ancak okudugum tanimlarin içinde en çok hosuma giden Octavio Paza ait Çifte Alev kitabindaki paragrafi paylasmak isterim.Umarim sizin de hosunuza gider.Kendi cümlelerimle yapmak isterdim bu tanimi;ama  bunu, siir yazmak gibi bir ayricaliga sahip sairlere birakiyorum.Ve sabah sabah yazimi yorumlananlarda  ,okunanlarda görmek güne iyi baslamami sagladi tesekkürler..

           "Siirin dille iliskisi:siir denen sözel durusmada dil,dogal amaci olan iletisimden sapar .Dil dogal olarak çizgiseldir;sözcükler,akan su gibi birbirini izler.Oysa bir siirde çizgisellik kendi üstüne kivrilir,adimlarini geriye dogru izler,dolambaçlanir.Düz çizgi ilk örnek degildir artik,yerini daire ile sarmal almistir.Dilin emeklemekten vazgeçip ayaklarini yere bastigi boslukta sendeledigi an gelip çatar;sonra artik kimildamadigi,-kendini saydam bir küpebir küreye bir dikilitasa-dönüstürdügü an gelir,sayfanin tam ortasina saglamca kurulur.Anlamlar yakinina ya da uzagina düser;her iki yönde de kendilerini silip geçerler.Sözcükler düzyazida  söylediklerini söylemiyorlardir artik;siir anlatmaya özenmez,var olmaya özenir yalnizca.Siir ,tipki erotizmin üremeyi ayraca almasi gibi  iletisimi ayraca alir."

          •                                                                         "Ol imaret eylemez sen viran olmayinca"

                                                                                                                          (Yunus Emre)

                  Eklektik bir çözümlemeyi gerektirir, yasam. Idealar evreninden feragat fermanina çokca imza koyarsin, devamlilik istersen yasamdan. Bir salyangozun sirtindaki agirligin Newton cinsinden hesabi da cabasi… Dahasi ne mümkünse eldekilerin toplamindan / imece de kabuldür / huzura esitlenir, mutluluktan azle kadar varir bu hukuksal problem. Kamu alacaklilari guguklu saat olmaya özenir ve yetinmezler bununla da… Çalarlar salyangozun kapisini ve cevaben akislarin yardimiyla uzanir bir katre-i derya. Dönersek tekrar idealar dünyasina, yokluga dem tutan bir dervis gibi siyah ve parlak bir imamenin sag yaninda saf tutan bilmem nesinden bilmem kaçinci azlini onaylatan huzurun, magrure tavriyla karsilasiriz. Iste hayat çözümlemesinde imar etmeye çalistigin mutluluk sebep olur bütün bunlara. Bizler, "kalemsör" diyor sizin lügatiniz, içe kivrimli helezonik bir yayda baslariz yolculuga. Bütün her sey imar edebilmek içindir yasamsal mutlulugumuzu. Ferrasini satan bilgenin absürtlügünden öte "Simurg"un Zümrüd-ü Ankayi bulmak için çiktigi yolculukta, vuslat nasip olunca eristigi anlamdir biz nam-i diger kalemsörlerin vardigini nokta ve anlariz ki artik "Imar olmustur bu mutluluk."; lakin biz viran olduktan sonra… 

                 Siir bu viranenin terennümleridir. Bu yüzdendir ki her zaman siir de anlam aramak bosunadir, Octavio Pazin dedigi gibi. Büyük bir dirilisi hazirlayan, olusturan, onun DNAlarini muhafaza eden bir yokolusun "Haz"zidir belki, belki de bu son nefesin camdaki bugusudur… Her ne ise de hep "Güzele kosan, ona kavusma azminde olan bir asiktir." siir.

                  

  5. Siir kendi gelir zaten.Aklinizda bile yokken birden dökülür dizeler dudaklarinizdan.Aksam eve dönerken bakarsiniz ""Aksam, yine aksam, yine aksam Göllerde bu dem bir kamis olsam! "dersiniz ve sasirirsiniz nasil oldu da yolunu buldu diye.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here