Simdiden Gelecege…

2
250

Bugün Subat Yirmiüç!

Bir sey yazmaliyim! Bir sey!

Yarin ölecegimi varsayarak… Yarin iste, saatsiz dakikasiz… Herhangi bir zamanin herhangi bir diliminde!

Sebebi olmamali, arastirilmali… Kimileri ‘Efendim! Bunlar intihar isaretleri!’ demeli… Kimileri de ‘Ecel!’…

Bana ne oldugu bilinmemeli…

Bugün bir sey yazmaliyim! Içime dogmus olmali ölüm bir gün önceden…

Acilarin en demli yeri olmali bu sey!

Bir mektup gibi bir sey… Er mektubu gibi! Annene gönderdigin bir mektup gibi gerçekçi olmali bu sey… Kinali Hasan’in mektubu gibi bir sey! Bu satirlar gelecege gönderilmeli…

Kendimi paklamaliyim bununla… Nasil olsa yarin ölecegim demeliyim… Ne varsa içimde esime dostuma söylemedigim hepsini söylemeliyim… Hayatimda en az bir kere görmüs oldugum insana bile seslenmeliyim! Her sabah yolda giderken karsilasmis oldugum insanlara bile, belki ayak seslerim onlari rahatsiz etmistir düsüncesiyle, seslenmeliyim!

Önce Annem:

Anne! Sen annesin… Gözlerim hâlimdir sana, sükûtum arzim…

Sen annesin, beni su dünyaya, su kördügüm olmus hayata birakiveren, çocuk yüzümü oksaya oksaya böyle bir zamana hazirlayip, buralara gönderiveren, dizinde uyudugum annesin sen… Simdi de beni her an artan bir ümitle bekleyip duruyorsun. 

Bekleme beni, artik sana gelemem, anla beni…

Bir daha Annem:

Sen annesin, nasirli elleri, çatlak dudaklari, mütebessim çehresiyle karsiliksiz seven, aman önce çocuklarim diyen o kadin…

Bir daha annem:

Sen annesin… Mutfakta yemegini hazirlarken aci ve yanik türküler dinlerim senden ayaküstü kapidan geçerken… Hayatini yazmayi düsündügüm tek insansin sen. Annesin… Cigerlerinden bir ah kopar, türkü seslerine karisir… Annem… Üç kere seslenirim sana, üç kere annem derim… Üç kere kiyamam…

Babam:

Gaipten eller uzaniyor. Baba… Bunlar senin sefkatli ellerin…

Sen hep bizi düsündün baba… Aksam eve geldiginde hiçbir sey yokmus gibi gülümsemen bundan… Senin ellerin baba… Onlar benim gözyaslarimi silebilirler. Erkek adamin erkek oglu… Babam…

Sonra kardeslerim:

…Zeynep! Aysegül! Iki dakika kesin kavgayi da abinizin su sözlerine kulak verin hele…

Ayse! Küçük kardesim… Aspirinim… Kandirdik seni bunca sene… Yok öyle bir sey Deli Memet diye yagmurda çikarsan disari, kaçiran seni. Sonra iç istedigin kadar o kahveden, kararmazsin korkma!

Zeynep! Benim güzel kardesim… Bu sene üniversite sinavina gireceksin ben inaniyorum ki sen çok güzel bir hukuk kadini olacaksin… Sunlari da söylemeden geçemeyecegim, biz küçükken bir günlük tutmustun hatirliyorsundur… Hatta su an ‘A a! Sen nereden biliyorsun ki!’ diye de içinden geçiriyorsundur… Biliyorum, hep biliyordum… Çünkü ben onun kilidini çoktan açtim okudum. Çünkü abiler çaktirmazlar ama kardesleri üzülmesin isterler. Ben senin her seyini biliyorum, bil…

Akrabalarim:

Sizi nasil tanimlayabilirim ki? Buldum! Rengârenk!

Diyorum ya eski bayramlar kalmadi artik diye, bosuna degil. Ben sizinle bayram günü hep birlikte olmayi özledim. Kurban kanini alnimiza sürmesini özledim dedemin. Küçük, siddetsiz geçimsizliklerimizi özledim teyze çocuklarimla. Sonra anneannemin bagirmasini Ya kötüler Yaa! diye sitem etmesini özledim. Dayilarimi o kurbanliklar basinda telasliyken görmeyi özledim. Aldiklari o keçiyle inatlasmami özledim, merak ediyordum acaba keçiler gerçekten inatçi mi diye, inatçiymis. Bir adim attiramamistim… O eve yayilan etle karisik ter kokusunu özledim. Demek ki diyordum kendi kendime o zamanlar bu eti hazirlayip önümüze koyanlar gerçektende ugrasmis. Ter emegin kokusu, et de sevginin kokusu oldu benim için o günlerden sonra… Bunlari yaparken en son çocuktum. Ben çocuklugumu özledim… Çocuklugumu özlenilir bir çocukluk kildiginiz için, böyle bir çocuklugu yasattiginiz için, sizler iyi ki vardiniz. Keske hep olsaydiniz…

Arkadaslarim:

Ömrümün adini koyamadigim mevsimi sizler… Sizinle hep güldük diye hatirliyorum sevgili dostlar… Insan annesiyle babasiyla konusamadigi seyleri dostlariyla konusurmus bunu ögrendim, bildim… Sirdaslarim… Hepinizi ayri ayri seviyorum…

Bilal… Kardesim… O kizi düsünmüyormus gibi yapma artik git söyle sevdigini be oglum!

Ömer… Birader hala eski sinifimizdaki o kizi, ismini vermek istemiyorum, seviyor musun bilmiyorum… Az ugrasmadik seninle, seviyorsan pesini birakma derim, ha yok unuttuysan, aferin sana derim, bir senin gibi olamadik be Amerikalim… Hazirladigimiz kopyalari da unutmadim hee…

Volkan… Senin özel hayatini bilmiyorum… Oglum sen ne garip bir çocuksun insan hiç mi anlatmaz arkadasina?

Mehmet… Yani Memati… Ah be platonik sevdalim biz

Seninle galiba uzaktan sevmelerde birinciyiz…

Ali! Vefasiz Aliii! Bir telefon numaran bile yok ne diyeyim oglum ben sana… Ama unutulmadin bilesin…

Serhat… Sira arkadasim… Garip düsünceleri olan çocuk… Arka siradaki kiza yanik olan… Meslek derslerinde kopya kaynagimiz… Olur olmaz her seye utanan ama kapiyi bir yumrukta kiran çocuk… Ne ayaksin oglum sen? Sen de unutulmadin…

Burak… Seni geçiyorum abi, sen adam olmazsin…

Fatih Yasar… Kardesim… Seninle yeni yeni tanistik… Sen benim hayatimda kendime en fazla benzettigim insansin… Bu kadar kisa zamanda kendini nasil bu kadar sevdirdin ben de bilmiyorum. Anlatmistin ya geçenlerde, bir arkadasin vefat etmis senin hani, köye her gidisinde onun mezarina ugrarmissin, dertlesirmissin… Uzatmadan söyleyeyim. Diyorum ki birader benim mezarima da gelsen, bir Fatiha okusan… Hani istersen dertlesiriz de…

Arkadaslarim! Ne ayaksiniz oglum siz? Kirdiklarim kirildiklarim… Yüzünü en az bir defa gördüklerim… Hepinizi ayri ayri seviyorum

………………..

Son olarak Sevdigim Kiz:

Kafasi karisik olmak tam da böyle bir sey galiba…

Kuzey, Kuzey Dogu, Kuzey Bati, Güney, Güney Dogu, Güney Bati, Dogu, Bati… Her yerimdesin… Kaldigim, kaliyor oldugum, kalacagim her yerimdesin…

Küçük hayallersin… Küçük hatiralarsin… Küçük küçük hemen hemen her seysin…

Çekmecede bir defter… Orada bir saat… Burada bir mektup… Surada bir anahtarlik… Bir çiçek defter arasinda senin verdigin… Sonra o okul… Merdivenin hemen yani… Pencere kenari… Kantin… O sinif… Bir çikolatali gofret… Bir selpak… Bir internet kafe sevdasi… Bir yesil araba 07 AEB 64… Bir köpek… Kedi… Fare… Bir espri… Bir fikra..saka…

Bir ask hikâyesi bu bir baslangiç… Subat Yirmiüç…

‘A’ deyince aklima geliverirsin… Esarbini düzeltisin… Su senin ayaklarin, koca ayaklarin… Su senin yere düsen ignen… Su senin mavi kazagin… Su senin kiskançligin… Su birlikte bekledigimiz otobüs… Öyle kolay mi? Bunlari unutmak öyle kolay mi?

Seni anlatacak kadar mükemmel degilim aslinda… Anlatamiyorum da zaten… Kaderin cilvesi iste bazen sen terk ettin, bazen ben… Olmadi ne yapalim… Yasattiklarim için senden çok özür dilerim… Ben mükemmel bir erkek degilim… Sana mükemmel yarasir… Seni hep mutlu bilmek isterim… Sen her seyin en iyisine layiksin…

Sen benim buraya yazdiklarimdan çok yazamadiklarimsin…

Derdin ya sen ‘neyse’… Iste aynen öyle…

Neyse… 

……………………… 
……………………..
……………………..
Yarin olacak! Bu mektubu gelecege göndermenin telasi içerisindeyim… Bilmiyorum gerçekten ölür müyüm yarin… Hayal bu ya! Sanki hâlâ söyleyemediklerim var size… Elimde tuttugum sayfalari zarfina yerlestiriyorum…

Hayat! Seni hep sevdim seviyorum! 

……………….
………………..
Simdiden Gelecege

Muhammed Yeniyil

öteki adi Imran.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here