Sitare..

6
151

-Sitare’m… dedi adam kendiymisçesine sevdigi kadina. Sitare’m. Sitare. Adamin ruhu askla dolmus, tasiyordu. Ne durdurabiliyordu bun, ne de anlayabiliyordu. Gerçi durdurmakta istemiyordu. Durdurmak. Hem zaten askin tümü bilmemekten ibaretti. Onu bilmiyor, etrafi görmüyor, sesleri duymuyordu. Bildiklerini de unutuyordu. Bir Sitaresini görüyordu gözleri, bir de gök kubbenin o essiz yildizlarini. O yildizlara bakar, bakar, bakardi. Bakip bakip kendinden geçerdi. Yüce Allah’in yarattigi her sey güzeldi. Çok güzel. Ama yildizlar… Onlar bir baskaydi. Onlar, insani kendinden aliveriyordu. Nice geceler geçirmisti adam sadece yildizlara bakarak. Sayisini bilmiyordu adam bu yildizlarla bas basa geçirdigi gecelerin. Öyle ki tahmin bile edemiyordu.

Sonra bir gün. Gündüz vakti bir yildiz gördü adam. O hayal meyal hatirladigi, ama ömrü boyu unutmadigi yildiz. Gök kubbeden düsüveren, yeryüzüne alisamayan bir yildiz. Ya da belki, belki yeryüzü alisamiyordu bu yildiza. Yeryüzünde bir yabanci durmustu yildiz. Ama bu ondan degil, yeryüzünden kaynaklaniyordu. Kaç yüzyilda bir düserdiki yeryüzüne bir yildiz?!

Güzelligini örtmek için –belki de dikkat çekmemek için- kumaslara sarilmisti yildiz. Lakin, sadece boslukta kalan gözleri bile onu ele vermeye yetiyordu. Simsiyah gözleri. Yildizlar gibi parlak, iri gözleri. Gözleri bulusunca yere düsüverdi adam. Kendine gelemedi. Böyle bir seydi ask. Bir anda paramparça oldu adamin yüregi. Her zerresine isledi o –belki saniyeden daha kisa süre, gözlerine bakan gözler. Öldüm sandi adam. Yildizlardayim sandi. Yildizin haberi olmadan sahip oldu ona. Kendi degildi artik o adam. Tek bedeni, iki ruhu vardi artik. Sitare dedi adini bilmedigi bu gözlerin sahibe. Sitare, yildizin öbür bir adi. Adam benligine naksetti Sitareyi. Geceler Sitare olmustu, gündüzler Sitare. Adamin agzina koydugu bir parça kuru ekmek Sitare olmustu, su Sitare. Hayat Sitare olmustu, adam Sitare. Sonra agaçlar Sitare oldu; çiçekler, böcekler, kuslar, kurtlar, daglar, tepeler. Hepsine Sitare’m dedi adam. Hepsini Sitare diye sevdi. Bedeni tükendi adamin, ruhu büyüdükçe.

Kainatta ne varsa Sitare diye sevdi adam; sevdikçe koptu hayattan.  Önceleri gördügü çiçeklerle konusur, onlara Sitaresini anlatirdi. Sonralar havayla, otla, böcekle… Yasayan, yasamayan; güzel, çirkin demedi adam. Hepsine Sitare dedi. Hepsini sevdi.

Deli dediler adama, belki de kendileri deli olduklarindan. Mecnun olmus dediler, beklide kendileri sevemediklerinden. Ferhat kiskandi adami, Sirin Sitareyi. Kays kiskandi adami, Leyla Sitareyi. Hem Ferhat’tan baska sevmisti adam, hem Kays’tan. Neden mi? Ferhat’in Sirin’i belliydi, Kays’in Leylasi. Sirin Ferhat’i seviyordu, Leyla Kaysi. Oysa Sitare’nin kim oldugunu bilen yoktu. Öyle ki Sitare de bilmiyordu Sitare oldugunu. Varsin bilmesindi. Adam düsmüsken Sitarenin atesine , Sitare yildizlar kadar uzakta olsa, hatta adamin varligindan haberdar olmasa bile bir önemdi yoktu adam için. O yeri, gögü sevmisti Sitare diye. Yerde, gökte Sitare oldu adami sevdiler. Adam Sitare diye tüm kainati sevdi, Kainat Sitare oldu adami sevdi.

6 YORUMLAR

  1. Harikulade… Hiç tartismayalim sevgi nedir diye!

    Ragmen sevmek,

    Öz sevgi,

    Kendini asan, kabindan tasan sevgi…

    Çok begendim ana fikri. Zihninize saglik

  2. ah sitare ah (: kiskaniliyorsun fena halde 🙂

    yazinin mükemmel oldugunu söylemistim sana.sitare konusuna deginmiyorum zaten, bitirdi beni o ask.kalemine saglik aysegül.! 🙂

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here