Siz Hepiniz Ben Tek!

9
242

 Yazinin basligindaki söz sizlere bir yerden tanidik geliyor mu? Hani mahallede top oynarken takim seçerdik ya bazi çocuklar “Siz hepiniz ben tek!” diyerek posta koyardi ya digerlerine iste oradan alinma bu da…  Adi Renklidergi oldugundan midir bilinmez, dergimizin sitesine her girdigimde çocuklugumla ilgili bir ani canlaniveriyor kafamda hemen yazmak istiyorum zira bu yazdiklarimin aslinda sahibini bulmayi bekleyen birer mektup olduguna inaniyorum. Sanki birileri bunlari okurken gülümseyecek veya ne bileyim bir parça burulacak yani bir duygu hissedecek ve ben bundan aninda haberdar olacakmisim gibi… Garip ama güzel bir duygu bu.

Daha önce “Anlayamaz kimse bu aski” yazimda da bahsettigim gibi ben Besiktasliyim. Bu yazi da genel olarak Besiktasla alakali olacak olmasina ragmen aslinda futboldan veya herhangi bir spor bransindan çok ama çok uzak bir yazi olacak. Bu yazinin fitilini, isyerindeki oda arkadasimin “Ailenin hepsi Fenerbahçeli ama sen masanda siyah beyaz armalar, kartal figürleri tutuyorsun nasil oluyor bu?” demesi atesledi… Iste bunun sebebini açiklayacak yazi ve bunu yazan aslinda 30una merdiven dayamis birisi degil henüz ilkokula giden bir çocuk olacak, içimdeki çocuk denir ya iste o…

Psikologlarin siklikla söyledigi bir laf vardir ya hani, 0-7 yas arasinda kisiligin temel taslari önemli ölçüde yerine oturur diye sanirim bu çok dogru ve çocukluguma yaptigim her yolculukta bunun dogrulugunu bir kez daha görüyorum. Örnegin, isyerindeki masamda bir bir çok Besiktas amblemi ve kartal figürleri var. Gören benim çok fanatik bir taraftar oldugumu düsünecektir. Evet aslinda taraftarlik yönümde var elbette ama hiç bir zaman ne bileyim kavgaci bir taraftar olmadim çogu zaman söz dalasina bile girmedim rakip takimlarin taraftariyla. Besiktas benim için çok farkli bir anlam ihtiva ediyor çünkü. Bunu da geçen hafta tesadüfen çocukluguma yaptigim bir yolculukta farkettim.

Koskocaman bir binada 1 yili askin bir süredir çalisiyor ve bu sene tatil yapmamis olmanin verdigi bir ruh haliyle de epeyce sikilmis mesainin dolmasini bekliyordum geçen hafta. Birden internet üzerinden açtigim bir kanalin ekonomi saatinde tanidik bir simanin, Yunanistan krizinden bahsettigini gördüm. Konusan kisi ne kadar da tanidikti… Inanamadim o benim öz be öz kuzenimdi! Kuzenim Koraydi o! Sonunda basarmis ve ünlü bir ekonomist olmustu yillardir yurtdisinda yasayan kuzenim. Yurtdisindan yayina Istanbula gelmis ve yorumlarini aktariyordu. Hemen tebrik etmek için telefon ettim, yillardir onu görmemistim yakinda Türkiyeye geri dönecegini söylemisti.

Kuzenimin bendeki yeri hep çok ayri oldu. O benim çocukluk kahramanim olmustu hep. Beni korur kollar bana abilik yapardi. Çocuklugumuz beraber geçti hep. Neredeyse el attigi her iste basarili oldugundan hem sevilir hem sayilir hem gipta edilirdi. Çogu zaman onun izinden gittim ben bazen de ona yapilan övgülere içerleyip benimde en az onun kadar iyi yapabilirim diyerek hareket ettigim zamanlar oldu. Kuzenim benim için hem iyi hem kötü anilarin kaynagi oldu. Onunla yarisirken yaptiklarim beni buralara kadar, yani kravatli sikici adamlarin ve döpyesli sikici kadinlarin bulundugu bu binada sikici bir is yapmaya kadar itmisti beni… O iyi bir ekonomist olmustu bense onunla ayni kulvarda ilerlemis ve onun yaptiklarina benzer seyler yaparak mevcut yerime gelmistim.

Bir hafta izin istedim amirimden apar topar o da sagolsun kirmadi beni. Bir haftalik iznimin ilk günü kahvaltida, kuzenimi görmüs olmanin etkisinden olsa gerek, onun hayatimda en çok etki ettigi döneme, çocukluguma dönmüstüm. Yasadigimiz tasranin bir memur lojmaninin arka bahçesinde top oynadigimiz günleri hatirlayiverdim birden. Ne de çok zaman geçmisti!… Izni firsat bilip oraya geri döndüm, elbette aradan geçen onca vakitte çok sey degismisti ama oturdugumuz lojmanda bize ait olan daire sansima bostu. Eski odama gittim ve çocukken oraya yapistirdigim solmus yarisi yirtilmis ve bükülmüs bir çikartma gördüm orada. Bu bir Besiktas amblemiydi… Aslinda benim için çok farkli bir seyin simgesiydi o… Görünce hatirladim…

Bundan yaklasik yirmi yil öncesiydi… Kuzenim Koray ile ayni mahallede oturuyorduk. O benden 4 yas büyüktü o yüzden genelde bana abilik ederdi. Kavgalarda beni korur, ortaklasa bir gofret alindiginda büyük parçayi bana verir, hata yaptigimda digerlerinin bunu yüzüme vurmasini engellemeye çalisirdi çünkü o abiydi. Koray hep degisik bir çocuk oldu, hep çok basarili hep çok hirsli hep gözde olandi… O arka bahçeye odaklandigimda yirmi yil sonrasinda bile onu sari lacivert Fenerbahçe formasiyla top oynarken görüyordum. Üst kattaki Halil amca “Aferim Koray hadi aslanim!” diye bagiriyordu “Vay be gördün mü ne gol atti ama Koray!” diyordu 23 numaradaki Sedat amca. Koray derslerinde de basariliydi, önce fen lisesi sinavlarinda basarili olmus, sonra üniversite sinavlarinda derece yapmis ve en sonunda çok istedigi ekonomi doktorasini alip ekonomist olmustu.

Ben, yani Kemal de onun izinden gitmis o da bir ekonomist olmus su anda yaptigi is itibariyle de Korayin rakibi olmustu… Ama asla düsmani olmamisti sadece rakibi…

Bu Korayla olan ilk yarisim degildi aslinda. Onunla olan ilk rekabetim kisiligimin en temel taslarindan birini, asla vazgeçmemeyi ve ben de yapabilirim düsüncesini doguran bir isyani olusturmustu aslinda.

Daha önce bahsettigim gibi Koray herkesin gözdesiydi, apartmanin teyzeleri onun ders basarilarini altin günlerinde anlatir, mahallenin amcalari attigi golleri ballandira ballandira anlatir “bu çocuk büyük topçu olur” der mahallenin ve okulun kizlari ona hayran hayran bakardi. Benim önümde hep Koray oldu örnek olarak. Onun hayatimdaki etkisi o kadar büyüktü ki, ergenligimde dahi bir sarkici olsun, bir sporcu ya da baska bir sekilde bir ünlü kimse olsun kimsenin posteri olmadi odamda mesela. Çünkü Koray vardi, bana hep Koray örnek gösterildi, Koray herkesin dilinden düsürmedigi bir “kahraman” oluvermisti benim için. Baslarda bir sikinti yoktu ama yasim ilerlemeye baslayinca bundan sikinti duymaya ona karsi kiskançlik ve giptayla karisik duygular hissetmeye baslamistim.

Mahallemizde, o yillar Galatasarayli, Fenerbahçeli ve Besiktasli çocuklar olmak üzere kendi aldigimiz formalarla turnuvalar yapardik. Koray benden yasça büyük oldugu için mahalle maçlarinda oynamaya daha önce baslamisti. Genelde ilkokula baslayinca kabul edilirdik mahalle maçlarina. Ben de ilkokula basladigim sene onlarla oynamaya baslayacaktim. Ilk mahalle maçimi hatirliyorum da, sanirim sampiyonlar ligine çiksam o kadar heyecanlanmazdim 🙂 Ama çocuktum iste ve o benim için bir dönüm noktasiydi.Koray neredeyse tüm ailem gibi fanatik Fenerliydi ve mahalle takimimizdaki Fenerli çocuklarin zimni kaptaniydi. Gerek onunla akraba olmamdan gerekse ailemin çogunlukla Fenerli olmasindan ötürü herkes benim onunla ayni takimda oynayacagima inaniyordu. Öyleki babam bir hafta önceden gidip bir Fenerbahçe formasi almis, odama koymus al oglum bunu giyersin Korayla oynayacaginiz zaman demisti. O aksam garip bir his vardi içimde bir hafta sonra bir çocuk için çok önemli bir karar verecektim Korayla ayni takimda mi olacaktim yoksa baska bir yol mu seçecektim? Korayla ayni takimda oynarsam, hep onun gölgesinde kalacaktim. Evet Koray belki beni koruyup kollayacakti belki beni kayiracakti ama ben hep ikinci adam olacaktim. Buna hazir miydim? Bu sorunun cevabini, ertesi gün aldim sokaga indigimizde diger çocuklarin yanina gittim. Çocuklardan biri beni tanimadi, “Kim bu ?” diye digerlerine sordu, kimse adimi bilmiyordu herkes “Korayin kuzeni yaa…” dedi. Anladim ki eger Korayla ayni takimda olursam hiç bir zaman Kemal olamayacaktim “Korayin kuzeni” olarak kalacaktim. O gün kararimi verdim ve annemden beni çarsiya götürmesini istedim. Artik bu çocuklik kahramanimla savasmanin vakti gelmisti. Bu bir isyandi! Isyani en iyi yansitan seyin de keskin pençeli kocaman bir kartal oldugunu düsünmüstüm. O yüzden annemden bana bir Besiktas formasi almasini istedim annem de kirmadi beni.

Mahalle maçi yapilacagi gün geldiginde hepimiz toplandik, Koray beni çagirdi bense ona “Ben karsi takima geçecegim” dedim ve Besiktasli çocuklarla oynamaya karar verdim, çünkü ben Kemaldim, “Korayin kuzeni” degil… Kuzenim inanamadi bir an, “Saçmalama gel suraya iste” falan dediyse de kararim kesindi. O günden itibaren siyah beyaz formayla ona karsi oynadim hep bazen yendik bazen yenildik dostlugumuz zedelenmedi ama rekabetimiz de asla bitmedi onunla… Iste o gün ilk salvoydu benim için… Hani eskiden bir kahramanlik yapmayana isim vermezlermis ya sanirim o hesapti benimkisi çünkü bir kaç hafta sonra Koraydan kaptigim topu güzelce düzeltip köseden gol yaptigimda Sedat amca ilk defa söyle bagirmisti “Aferim Kemal, aferim sana Kara Kartal!”. Olmustu iste, artik “Korayin kuzeni” degildim artik ismimi haketmis ve Kemal olmustum…

Eve döndügümde, ablamla müsterek kullandigimiz ranzanin üzerine baktigi tavana yapistirmistim o Besiktas armasini. O bir spor kulübünün armasi degildi benim için sadece o isyanin sembolüydü, o yalniz bir çocugun kimlik savasinin sembolüydü. Hani mahallede kendine asiri güvenli çocuklar olur ya herkese meydan okurcasina siz hepiniz ben tek diyen… Iste o Kemalin tüm dertlere, tüm zorluklara siz hepiniz ben tek dedigi gündü…

O gün bugündür tasiyorum kartal armalarini ve siyah beyaz sembolleri telefonumda, arabamda ve yasadigim neredeyse her ortamda… O kara kartal benim için bir futbol takiminin amblemi olmaktan çok öteydi, o isyanin sembolüydü ve Kemal o ambleme ve odasindaki devasa Kartal posterine baktiginda, “Ben Korayin kuzeni degilim, Ben Kemalim siz hepiniz ben tek!” diyen ilkokul çocugu oluyordu… O isyanin sembolüydü, bir çocugun kendisi olmasi adina omuzlarina tasiyabileceginden çok daha fazla yük bindiren bir isyanin ve zaferin sembolü…

9 YORUMLAR

  1. koray ya da kemal.. kahramanlarda hikaye kadar güzel. söyle bir gerçek var ki cesaretin en ayaklanip dimdik yürüdügü zamanlarda yine o çocukluk günlerine denk düsüyor. "çocukluktan iste" derler ya hani iste ben o cesaretin getirdigi çocuklugun olgunluguna kefilim..

    büyüdükçe sansliysan cesaretin sadece emekliyor. mantik, duygular, sorumluluk,,,,derken bir bir kiriliyor cesaretlerde. tümden pisiriklasiyor, korkaklasiyoruz. korkuyoruz. hiç 30 yasinda birinin hadi "siz hepiniz ben tek" dedigini duydun mu. zaten karsindaki öznelerde "siz" kapsamindaki kadar genis olmuyor. üstüne birde yalnizlasiyor tekil'lesiyoruz..

    hayat bizi ehlilestiriyor … yürege saglik

  2. bir besiktasli olarak kartala bakisim degisti 🙂 böyle olaylar kitaplara, filmlere has sanirdim.ah ne büyük aptallik! sanki gerçek hayatta biri koray'in kuzeni degil de kemal olmaya cesaret edemeyecek..rekabet ve isyan kavramlarina epey uzak olan ben, bu yaziyi hayranlikla okudum.su an içinde bulundugum ruh halini tasvir edemiyorum , kendimden bir seyler buldum satir aralarinda…

    cesaretinizi, bir süre gölgesinde kalmis olsaniz bile kuzeninize karsi kin gütmemenizi ayakta alkisliyorum kemal bey… isminizin hakkini vermissiniz bu tutumlarla, bu yaziyla 🙂

  3. ben tek olmak daima Allaha aittir insanlar ben tek olursa onlarda krallasirlar ve tagutlasirlar ve kafir olurlar damgasini Allah vurmustur mesela bunu maide suresinin 60. ayeti çok iyi göstermektedir.

    yani ben yok biz variz hepimiz birimiz için variz birimizde hepimiz için variz bu bir paroladir bu parola ile bu iman ve inanç ile birlesenler Allah katinda da kazanirlar

    bunu sara suresinin 227. ayetinde haber veriyor ve oradan isteyen okusun ve onu anlamaya çalissinlar derim.

    spor spor olsun diye yapilir tirista yani ageste yavasça yürümekte bir spordur kosmakta bir spordur bu spor kazandim demek için degli ve onu kumarlastirmak için degil saglikli yasamak için yapilirsa buna spor denir digerleri kumar olurlar derim selamlar r.ç.

  4. Levent kardesim ve sevgili the life yorumlarinizdan neler hissettigimi anladiginizi mutlulukla görüyorum çok tesekkür ediyorum. Asil sizlerin yüregine ve bu sayfayi okumak için ayirdiginiz degerli vaktinize saglik 🙂

  5. Yazinizi okudugumda, ufkum açildi desem yanlis olmaz… Hayatiniza, yasanmisliginiza açtiginiz bu pencereden bakmak, dersler çikarmak çok keyifliydi..
    Tesekkürler paylastiginiz için..
    Daim olsun..

  6. Selma Hanim, asil ben size okuma zahmetine katlandiginiz için tesekkür ederim. Ne ilginç degil mi koskoca adam olduk ama hala çocuklugumuzdan aldiklarimiz hayatimiza önemli ölçüde etki ediyor.

    Aslinda bu olaya kuzenim hala anlam veremiyor biliyor musunuz? 🙂 Hala söyler, "O gün bizi fena sattin kuzen…" diye.
    Bilse aslinda onun kaba tabirle "satis" olmadigini….

  7. Çocuklugumuzda yasadiklarimiz, bir bir su yüzüne çikiyor zamanla.. Bunu hepimiz farkedemiyoruz, ya da hepsini farkedemiyoruz.. Ama hatirlayinca, eski bir film izlemis gibi keyif almaya basliyoruz..

    Ve kuzeniniz bu yaziyi okursa daha iyi anlayacaktir duygularinizi buna eminim 🙂

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here