Sizofren…

12
139

Bir ilkbahar günü, günes isiklariyla sehri kucakliyordu. Agaçlar baharin gelisini dallarinda açan ufak çiçeklerle kutluyordu. Kis uykusundan uyanan sehir, yavasça selamliyordu gelen bahari.
    
Boyasi akmis, toz toprak kapli, bakimsiz görünümlü bir ayakkabi takildi, kaldirim tasina. Ufacik bir çakil parçasi gücünü kesmeye yetmisti bu koca adimin. Neredeyse yere seriliyordu ayakkabinin sahibi.

Genç adam yirmili yaslarin sonuna merdiven dayamis, oldugundan daha yasli görünen kumral biriydi. Daginik saçlari ara ara esen ciliz rüzgârin yalanlarina kapiliyor, bir oraya, bir buraya sallaniyordu. Elaya çalan gözleri, hayat isigini yitirmis, birikim yapmisti torbalar halinde. Onun b halini gören daha yasli olduguna yemin edebilirdi. Hele ki hafif kamburu çikmis omzuyla dünyanin yükünü tasiyor gibiydi.
    
Önüne düsmüs basinda türlü düsünceler dönüyordu. Gözlerinin önüne, eski hatiralarindan görüntüler geliyordu, parça parça. Dudak kenarlarindaki asagi yönlü kivrimlar, tanimlamaya yetiyordu mutsuzlugunu. Nasil mutlu olsundu ki? Hele ki bugünden sonra…
    
Bembeyaz bir kâgit, üzerinde simsiyah yazilariyla saliniyordu genç adamin elinde. Elektrikli bir yazici, ince ince islemisti satirlari üzerine. Satirlarin anlami, renginden daha karaydi genç adam için.
    
Ögrendigi bir bilgiyle tüm hayati kararmisti genç adamin. Daha birkaç gün önce, bas agrisi sikâyetiyle gittigi doktoru, birbirini takip eden onlarca testin ardindan teshisi koymustu bugün.
    
Hala kulaklarinda yankilaniyordu doktorun sesi. Ona, hastaliginin hiç bu kadar siddetlisini görmedigini söylüyordu. Tip dünyasinda bir ilk olabilirdi, siddetin tanimlanamazligiyla. Hiç sakinmadan söylüyordu gerçekleri doktor. Hiç sir saklamadan, tüm detaylariyla. Yasadigi her ani sahteydi. Tanidigi insanlarin birçogu yoktu. Ve en kötüsü de, genç adamin çok güvendigi beyni yillardir tiyatro oynuyordu ona.
    
Karsiya geçmek için kaldirim kenarinda durmus beklerken, kulaklarinda tekrar eden doktorun söylediklerini anlamaya çalisti genç adam. Yasadigi onca sey sahte görüntülerden ibaretti. Bir an salonunda duran resim geldi aklina. Koltuklarin arasinda, köseye hapsolmus maun sehpada parlayan çerçevenin içinde, dört siki dost gülümsüyordu bar taburelerinin üzerinde. Ve beklide bunlardan üçü asla var olmamislardi bile.
    
Düsünceli gözlerini trafik isiklarina çevirdi. Kirmiziyi gördü orada. Ona durmasini emrederken. Düsünmeden edemedi. Ya su an gördükleri de sahteyse? Ya aslinda hiçbiri yoksa ve beynin karanlik bir kösesinde hapsolmussa? Kirmizi silinip yerini yürüyen yesil adama birakti. O an genç adam fark etmeden mirildandi. “Hangisi gerçek?”
    
Yürümeye devam etti genç adam. Aklinda dünyanin soru isaretiyle. Dalgin dalgin vitrinlerin önünden geçerken, kulaginda elektrikli yazicinin cizirtisini duydu. Her bir cizirdamada, adamin hayatini bitiren kelimeler isleniyordu masum kâgida. ‘’…beynin sol lobundaki daralmanin…’’ anlasilan sorunun kaynagi belliydi. Tuhaf bir kahkaha duydu ensesinde. Elektrikli yazici sesinin siddetini artirdi. Genç adam artik ondan baska bir sey duyamiyordu. Her cizirdama ayri bir kelime demekti. Kâgida bakmadigi halde yazili metnin görüntüsü de katildi kafasindaki bu sese. Kara kara kelimeler havada uçusuyordu. ‘’…hastanin psikoz etkisine tepki göstermesinin sonucu olarak…’’ teshis yöntemleri bu olmaliydi. Ensesinde daha çok kisi kahkaha atiyordu simdi. Elektrikli yazicinin sesi durdurulamaz hale geldi. Yeni bir cümle firliyordu kâgittan, yazicinin çigliklari esliginde: ‘’…sizofreni teshisi konulmustur.’’. Kulaklari neredeyse patlayacakti genç adamin. Artik sesler gitmis yerini essiz bir çinlama almisti.
    
Kara haber elçisi beyaz kâgit el degistirdi kapi önünde. Bosalan el pantolon cebinden bir anahtar çikarip açti koca kapiyi. Içinde tuhaf hislerle evine girdi genç adam.
    
Evi konusunda yanilmamisti. Hep bildigi gibiydi; dis kapidan girince küçük bir geçis, geçisin karsisinda kapisi hep açik duran bir salon. Içerisi pencereden gelen los bir isikla aydinlaniyordu. Perdeler her zaman oldugu gibi kapaliydi. Kapinin tam karsisinda yillardir eskitemedigi tekli deri koltugu. Ve onun önünde duran uzunca bir sehpa. Üzerinde de parlak sari bir kafes…
    
Deri koltuguna yavasça kurulurken, garip bir sessizlik hissetti evde genç adam. Her kapiyi açisinda onu karsilayan muhabbet kusunun civiltisi bugün yalniz birakmisti onu benligiyle bas basa.
    
Yoksa beyni bu konuda da mi onu aldatmisti? Son bir yildir onu mutlu eden çok sevdigi küçük kus acaba hiç orada olmamis olabilir miydi? Bunu ögrenmenin tek bir yolu vardi. Yavasça koltugundan dogruldu ve kafese dogru egildi. Korkulu gözlerle kafesin en ücra kösesine kadar aradi. Çok sevgili hayat civiltisi orada yoktu. Ve aslinda hiç olmamisti. Kafes hiç kullanilmadigi belli olacak sekilde temizdi.
    
Beyni onu ilk defa kandirmiyordu. Hayatinda hiç olmazsa bir kez de olsa kesin dogruyu gösteriyordu. Asla ona ait olmayan bir hayati yasamisti. Iste tüm bunlari düsünürken ufak bir damla yas kafese düstü.
    
Hezimetin acisiyla koltuga geri yigildi. Elinde hala siki sikiya tuttugu kâgidi, kafesin yanina birakti. Basi dönüyordu, tüm olanlara inanamiyordu. Hayat avuçlarina koca bir yalan birakmisti.
    
Dis kapinin önündeki ufak geçisten hafif bir çitirti duydu genç adam. Ne olduguna tam emin olamadan dikkat kesildi. Salon kapisindan bir ahtapotun kolu gibi kivrila kivrila içeri girdi beyaz bir isik huzmesi. Pesinden de bembeyaz bir pelerin içinde hayatinda gördügü en güzel genç kiz.
    
Yillardir hep hayalini kurdugu, bikmadan, usanmadan karsiliksiz sevdigi, hayalindeki kizdi bu. Adeta bir peri kizi gibi isiklar saçiyor, bembeyaz pelerininin içinde, sehpanin diger ucunda ayakta duruyordu. Gözlerini ovusturdu genç adam. Suratindaki saskinlik ifadesini saklayamiyordu. Bu imkânsiz bir seydi. Karsisinda duran güzellik abidesi yillardir onun zihninin içindeydi. Asla gerçek olmamisti. Gerçek olamayacak kadar güzeldi. Inanamiyordu buna genç adam. Her nasil olmussa olmus, bu hayal kiz bir sekilde beyninden çikmis, gerçegin, sözde gerçekligin tam ortasinda duruyordu.
    
Sihirli bir masaldan çikmis gibi duran güzel hayal kizi elini uzatti genç adama, gülümseyerek. Genç adam gözlerini sonuna kadar açmis, yavasça dogruldu deri tahtindan. Sehpanin yanindan geçip, kendisine bir armagan gibi uzatilan ele dokundu. Kesinlikle gerçek bir andi bu. Hiç olmadigi kadar gerçek… Kalbinde tuhaf bir mutlulukla gülümsüyordu. Usulca yanasti kizin bedenine. Gözlerini kisip gerçegin tadina bakmak istedi. Hafif hareketlerle, hayal kizi incitmemek için nazikçe, dudagini kizin dudaklarina yaklastirdi. Artik bundan sonra ne olacagi önemli degildi. Umursamiyordu hiçbir seyi. Derin bir nefes alip gözlerini kapadi. Ve bir anda kesin alinmis bir kararla kizin alev alev yanan dudaklarina yapistirdi dudaklarini. Gerçekligi yasiyordu, sorgusuz sualsiz.
    
Tam o anda bir sey oldu. Kizin gerçekligi genç adama siçradi. Ikisi de tuhaf bir isikla parliyordu. Parlaklik o kadar artti ki, perdeler savruldu, salon penceresinin camlari daha fazla dayanamadi. Patlayan camin her bir zerrecigi sokagin farkli bir noktasina düstü.
    
Gözlerini açtiginda hala inanamiyordu olanlara genç adam. Dudaklarini ayirdi kizinkilerden. Siki siki, birakmayacagini belli eden bir ifadeyle tutuyordu isik saçan kizin elini. Kiz mükemmel gözleriyle masmavi gökyüzünü isaret etti. Genç adam kabul ettigi belirten bir ifadeyle gülümsedi.
    
Bir anda bir karincalanma hissetti genç adam, tökezleyen ayaklarinda. Ayaklarina baktiginda gerçekligin boyutunun büyüklügünü fark etti. Ayaklari usul usul görünmez hale geliyordu. Pesinden saydamlasan bacaklari… Hayal kizi içinde ayni durum geçerliydi. Bellerinden asagisi görünmez hale geldiginde, gözlerini birbirine kenetlediler. Ve bir anda ikisi de tamamen görünmez oldu.
    
Camlari kirik pencereden ufak bir isik süzüldü gökyüzünün koynuna dogru. Genç adam ve hayal kiz gerçegin ortasinda hayal oldular, sonsuza dek…

yazan: Yildirim

12 YORUMLAR

  1. güzel olmus gerçekten. ben son ana kadar bir film den alinti olabilecegi kanisina kapilmistim ama sonunda senin imzani görmek daha ilginçti. tebrikler 😉

  2. yorum yapan tüm arkaaslara tesekkür ediyorum. @delisey evet daha önceleri orda bir kaç hikayemi paylastim ama açikcasi pek bir yorum alamadim.umarim burda diger hikayelerimede böyle güzel yorumlar alabilirim.. @serkan öyle bir fikir sunulmadi sunulursa geregini düsünürüm. 🙂 tekrar tesekkür ederim herkese

  3. @yildirim,

    senaryo yarismalari yapiliyor, amatör profösyonel senaryo yazilari degerlendiriyor bu tür yarismalarda. tiyatro dünyasina malzeme lazim. malum ünlü senaristler suyunu çikariyor isin.bu sebepten amatörler daha sansi bana göre. naçizhane tavsiyem. takipçisi olun bu tür etkinliklerin. yilmayin:)

    selamlar,

  4. @delisey tesekkür ederim ilgine.elimden geldigince takip etmeye çalisacagim.am amacim kisa film yada senaryodan ziyade kalemimi keskinletmek.daha iyi yazabilmek. 🙂

  5. @rica ederim yildirim,

    daha fazlasini yapabilmek isterdim, zira hayal gücünüzü kaleminize aktarabilmenizi begendim:)

    yazabilmek sanirim temelde iki unsura bagli:

    dil'i iyi kullanabilmek (dil bilgisi, tümcelerin dogrulugu, sifat kullanimi, düsündügünü okuyucuya iyi aktarabilme v.s)

    hayal gücünü kaleme aktarmak : saglam karakterler yaratmak, temayi düzgün isleyebilmek ve evrensel bir konuya parmak basmak.

    kalemi keskinlestirmek; çok okumak, okurken kendi yazacagin alan için arastirmalar yapmak ve çok yazmaktan geçiyor. hatta yazdiklarini daha önce senin geçeçegin yollardan geçen( yazar, sair, köse yazari v.s) insanlara ulastirip fikirlerini almak da gerekiyor. iyi yada kötü elestiri her zaman insani kamçiliyor:)

    ukalalik kabul etmeyesin sakin yazdiklarimi:) bildigini aktarmak sorumluluktur, dogrusu egrisi kisinin bakisinda gizlidir. düsüncesine uymayani irdelemek de kisinin kendi sorumlulugudur.

    umarim hersey gönlünüzce olur:)

    sevgiler…

  6. @delisey tesekkür ederim ilginize tekrar.yazmak konusunda ve diger elestiri fikrinizde size kesinlikle katiliyorum.ama ne yazikki bu sansi elde etmek oldukça zor.

  7. "sansi elde etmek" derken bir elestirmene ulasmayi kast ettiginizi düsünüyorum, yanlis anladiysam düzeltin lütfen. eger anladigim gibiyse, en kestirme yollardan biri yazar ve elestirmenlere e-posta yolu ile ulasmak teknoloji sagolsun:)) elbet birisi yanitlayacaktir. zaten o "elbet biri" varya iste önemli olan o kisiye ulasmak:)

    misal ben "ben her gün sizi okuyorum, sizde bir gün beni okur musunuz?" seklinde baslik atarak bir yazimi yaklasik 25 yazar ve köse yazari kisilere göndermistim, sagolsun Yilmaz ÖZDIL aninda geri döndü ilgilendi. hatta daha sonra asistani ile dost bile olduk. hayatin sürprizleri:))

    birde karar vermek lazim, sayisiz kitap okuyup anlamaya, yazip yazip bazen olmadi diye çöp kutusunu doldurmaya, günlerce uykusuz geçen ve geçecek olan gecelere, rahatindan huzurundan ödün vermeye, dönem dönem yorgunluktan göz altindaki morluklar için "ne o kötü görünüyorsun v.s" tepkiler almaya hazir mi? yazar olmak isteyen:)

    eger cevap "evet" se haydi bakalim kolay gelsin:)

  8. "sansi elde etmek" derken bir elestirmene ulasmayi kast ettiginizi düsünüyorum, yanlis anladiysam düzeltin lütfen. eger anladigim gibiyse, en kestirme yollardan biri yazar ve elestirmenlere e-posta yolu ile ulasmak teknoloji sagolsun:)) elbet birisi yanitlayacaktir. zaten o "elbet biri" varya iste önemli olan o kisiye ulasmak:)

    örnegin "ben her gün sizi okuyorum, siz de bir gün beni okur musunuz?" seklinde baslik atarak bir makalemi yaklasik 25 yazar ve köse yazarina göndermistim, sagolsun Yilmaz ÖZDIL aninda geri döndü ilgilendi. hatta daha sonra asistani ile dost bile olduk. hayatin sürprizleri:))

    birde karar vermek lazim, sayisiz kitap okuyup anlamaya, yazip yazip bazen olmadi diye çöp kutusunu doldurmaya, günlerce uykusuz geçen ve geçecek olan gecelere, rahatindan huzurundan ödün vermeye, dönem dönem yorgunluktan göz altindaki morluklar için "ne o kötü görünüyorsun v.s" tepkiler almaya hazir mi? yazar olmak isteyen:)

    eger cevap "evet" se haydi bakalim kolay gelsin:)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here