SoN – Nos…

4
104

Dayanilmaz bir kader çizgisinin en ucunda sallanirken buldum kendimi. Hiçlerin veya kimselerin bakislari arasinda ölümle yüz yüze islak bir elveda derken…

Çocuksu kahkahalar atip mahallenin en huysuz teyzelerinin sinirlerini bozdugumuz günlerden sonra hiç bu kadar korkmamistim ve utanmamistim… Sessiz film izler gibi simdi animsadikça o halimi kendimi kaybediyorum bir anda. Hiçlerde hiç kimseye güvenmez bakislarimla seni ariyorum çaresizce hem de…

Bir balik lokantasindaki baliklar kadar umutsuz…

Bir kafeteryadaki tavla zarlari kadar yorgun…

Ve bir sahilde denize umarsizca atilan ve sevdigi akrabalarindan koparilan ve sadece dalgalara muhtaç olan o ufak taslar kadar çaresiz…

Bir istasyon bir tren ve birkaç yolcu…

Bir minibüs bir soför birkaç yolcu…

Bir roman bir kahraman bir amaç bir de yazar…

Ama ya biz?

Bir sen bir ben bir de alinyazisi…

Ayrilik, baskalarinin elleri, tenin…

Ayrilik deva bulmaya çalistigim yarim yamalak dostluklarim ve yalandan asklarim…

Bir anda o çocukken oynanilan evciliklerdeki lider olabilmek hayalini kurmak geldi içimden. Elimden hiç bir seyin gelmedigi ama hiçlerin, sessizligine seni terk ettigim günden beri iskaladigim “her seyi istedigim gibi yönlendirme” becerim koltuk degneginde ve çaresiz simdi… Ben ondan medet umarken o çoktan muhtaç kalmis kendime…

Kimliksiz ve damsiz girilemeyen yerlerde senin uzakta oldugunu, aslinda benimle oldugunu anlatamadikça yasaklandi rüyalarim…

Simdi kirik dökük cümlelerle ve Türkçe ögretmenlerimin ögrettigi cümle kurma kurallarini çigneyerek…

Simdi ellerin ayip saydigi ama sen ve ben söz konusu oldugunda birbirimize yabanci olmadigimizi taktiklercesine sarilislarimizi ve o sarilmalardan kalan anilarla…

Ve yine ellere kurban gittigimiz büyüklerin sözlerini dinlemek zorunda kaldigimiz zamanlara inat…

Haykiriyorum…

Kahroluyorum…

Ve simdi ölüyorum…

Kalkip ayaga simdi kaderin uçlara getirdigi yerden, senden tek kalan “son bir gücümle” uzatiyorum ellerimi hiçlere, kimselere ve geçmise inat, sitemkâr cümleler ile yeniden gelecege…

Bahanelerim son kalan silahim…

Hayallerimin tohumlari ise hirdavatlarim…

Ben geliyorum ve sen kayboluyorsun denize atilan taslarin biraktigi dalgalar gibi… Yavas yavas ve sakin… O atilan tas gibi dibe gömülüyor ama kenarda bir bekleyenin olmadigi için sahile vuramadan kaliyorsun…

M. Tuna SELEK

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here