Tadinda Birak Ayriligi

0
92

Ben hala seni ilk gördügüm o andayim. Hala o yagmur sonrasi, toprak kokulu aksamdayim. Hala rüzgâr saçlarinla oynasmakta ve sen, zülüf zülüf gözlerinin önüne dökülen saçlarini düzeltmektesin. Ve hala o sarmasik gülleri gölgelemekte ay nakisli yüzünü. Bense, hala gizliden gizliye sana bakmaktayim. Beni fark etmesen de uzaktan uzaga sana akmaktayim.

Off! Dön artik. Sende kalan aklima söz geçmiyor artik. Yüregim, kahredici bir hasretin kucaginda muzdarip… Yoklugunun acisi dalga dalga uzaniyor göz çukurlarima ve Firat tasiyor çöl yangini benzime. Atese tutulmakta yüregim. Damarlarimin kani çekilmekte… Hemen suramda, sol yanimda susuzluktan kurumakta bir gonca… Kerbela dirilmekte ruhumun cografyasinda… Ve ihanet… Ve terk edilmislik… Ve ask vadisinin kurak çöllerinde yanmak basli basina…

Ruhumun nehirlerinden hasret akmakta ve kaybetmisligin o zehirli bugusunu solumakta nefesim. Rüzgârlar dolusu yalnizlik… Yagmur yüklü bulutlar ve kahir yüklü yagmurlar yakmakta kalbimin hasadini. Yani beni… Yani seni… Yani, ask lafsini giydirdigimiz bütün dilimini zamanin… Bir bedene hapsedip gittigin iki ruhun baharini… Baharimi…

Akrep sancili zamanin kiskacinda biraktin beni. Arkani dönüp gittin sessizce. Bir veda sözcügü kurmaya dahi zaman ayiramadin ve susturdun kalbinin dilini. Harfleri susturdun, heceleri susturdun… Bana dair kurdugun cümleleri yutkunup, içimdeki karanliga ugurladim seni sessizce. Mecalim tükendi ve “çabuk gel” demege bile takatim kalmadi ardindan bakarken.

Gözlerim kangren kâbuslara uyanmakta… Çiglik gibi düsmekte ismin kulaklarimin karanlik mahzenine… Gözlerimin sönmege yüz tutmus ferinde titremekte hayalin ve zaman tükenmekte… Lacivert bir gurbetin adressiz çikmazinda pusuya yatip beklemekte beni yalnizlik…

Siyah beyaz bir ihanettir simdi askin adi. Renkleri sürgün yemis bir tabloyu yasamaktir seniz hayat. Vuslata dair kurulmus sözcüklerin, bekleyeni kalmamis gitmelerin ve silasi olmayan gurbetlerin hesabina, tek hece bir mahpuslugu yasamaktir sensiz zaman. Aska dair imkânsiz sözcüklerin lehçesi olmaktir…

Hosça kal… Giderken bos yere paraladigin bu güzelim sözcük… Anlamini bilerek mi söyledin, adet yerini bulsun diye mi anlayamadim. Beni, sinirlari bana ait olmayan bir yürek zindanina hapsedip giderken mi hosça kal… Beni, özneligini yüklendigim bütün yalnizliklarin bosluguna birakirken mi hosça kal… Oysa sen yokken bos kaldim. Anlamsiz kaldim… Anlamini giydigim bütün ayrintilarin anlamsizligini giydirirken mi hosça kal…

Simdi hayatin musallaya bakan yüzünde beklemekteyim seni. Her seye ragmen… Çektigim bütün acilara ragmen… Kalbimin satir aralarina düstügün ihanetine aldiris etmeden beklemekteyim. Tadinda birak ayriligi. Gittigin sessizligi, anlamsizligi ve hoyratligi giyin gel artik. Bilmiyorsun… Gittin ama sen öyle saniyorsun. Gittigini zannetme. Giderken daha bir kaldin yanim da. Kaldigindan haberin dahi yok… Hala bende, kalbimin en ince telinde sizliyorsun. Sen de benimle birlikte dönecegin günü sayikliyorsun.

HABIB MERT

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here